Gündem:
ORTALAMA AKIL   II
 “MESELE ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL !...SEN DAHA ANLAMADIN  MI?...”

 

Anayasa görüşmeleri sürerken hararetle izledik. Ben ve benim gibi düşünenler mümkün olmadığını bile bile can- ı gönülden Hayırçıksın istedik. Bu istek ortak olsa da kuşkusuz herkesin kendine göre ön plana çıkan farklı gerekçeleri vardı. Kimileri “demokrasi” derdine düşmüşken kimisi hukuk ve kuvvetler ayrılığı kaygısında bir diğeri Kemalizm’in tasfiyesi kimisi de etnik ve mezhepsel ayrımcılığın endişesi ile “Hayır” istediler… Bu “hayır”ın nedenine başat olarak neyi koyarlarsa koysunlar haklarını teslim ediyorum.

 

Bununla birlikte gerekçe ve tahliller doğru olmadığında muhalefet kendine doğru bir kanal bulup akamıyor. Bence aslında doğru argümanlarla bu iş mecliste bile bitebilirdi. Lakin siz güncele dair somut öngörülerde bulunamıyorsanız sonuç nafile oluyor.

 

Genel oylama bittiğinde eşime şunları mırıldanmıştım. “Yarın  eski şarkıcılar, futbolcular,cübbeli Ahmet Efendi, bir takım liboşlar, hatta sokaktaki adam bilcümle televizyon kanalında  evet propagandası yapmaya başlar”…Hiç vakit kaybetmediler ve beni yalancı çıkartmadılar.Böyle sürer gider ve hep birlikte   “Şu evetçi bu hayırcı,,,Şu evet diyene bizim ki hayırı nasıl patlattı” türünden aile içi, dost ahbap arası,işyeri sohbetleriyle referanduma kadar gidilir.

 

Yazıyı uzatma  ve sıkıcı olma pahasına değer  gördüğümden biraz geçmişe dönüyorum.15 Temmuz  FETÖ  kalkışmasına. Bu kalkışmada kim kimle hesaplaştı. Bir tarafta “Hem laik  hem müslüman olunmaz”  “Demokrasi bizim için bir trendir”  “İki ayyaş” deyişleriyle tarihe mal olmuş bir  kişilik diğer tarafta da halifeliğini ilan etme derdinde Pennsilvanya’da yaşayan  bir müptezel. Tabii ki her ikisi de iğnenin ucu. Aslında bunların geçmişte kan kardeşken son gelinen süreçte  birbirlerini tasfiye etme derdine düşmüş  başat iki oligarşi grubunun vücut bulmuş halleri olduğunu bilmeyen yok.

 

Darbe Kılıçdaroğlu’nun da açıkça ifade ettiği gibi kontrollü bir biçimde gerçekleştikten sonra  “kontrollü bir darbe” olduğundan savuşturuldu. Hemen arkasından da tekrarlanacağı, farklı oluşumlarla yeniden  deneneceği, suikast ve kitle katliamları ile   hayata geçirileceği, ekonomik stratejilerle sürdürüleceği  ,dolar ve euro  ile saldırılacağı vs..vs.. dillendirildi.

 

Bir tek seçenek konuşulmadı

 

Bir tek seçenek konuşulmadı. Evet çok ilginç ama bir tek seçenek…O da şu: Zaafı ya da defosu olan bir muhalefet liderinin angaje edilip ülkeyi başkanlığa götürecek bir önerisi ile tek adamlık özentisi yaratıp bunun hayata geçirilmesini sağlamak. Herkes şunu gayet iyi biliyor ki  FETÖ tipi bir örgüt kritik şahsiyetleri görüntü, dinleme , kaset vb yollarla angaje edebiliyor.(Çünkü FETÖ sadece FETÖ değil. Kritik Şahsiyetleri angaje edemeyince de tasfiye ediyor örnek Deniz Baykal…)

 

Peki FETÖ neden tek adam olarak Recep Tayip Erdoğan’ın gelmesini istiyor olabilir. Yanıt çok basit öyle veya böyle bir parlamento sorumlulukları paylaşır. Bizdeki gibi bile olsa bir parlamentonun refleksleri vardır. Çünkü bir müdahalede o parlamento bünyesinden insanlar da tutuklanabilir, hapse girebilir, hatta öldürülebilir. 12 Mart ve 12 Eylül de parlamento bu refleksi gösterememiştir. Ancak 15 Temmuz’da iletişim sosyal medya vb olanaklardan yararlanılabildiğinden bu kısmen de olsa gerçekleşmiş ve ciddi boyutta etkili olmuştur. Eğer o tarihte CHP, MHP ve HDP li vekiller meclise gitmek yerine daha farklı bir tavır sergileselerdi sonuç nasıl olurdu bunu başkanlık sevdalılarının düşünmesi gerekir

 

“Hayır” nasıl örgütlenmeli ?

 

 Buraya  kadar yazdıklarımdan okur şunu anlamamalı “Daha kötüsü var bu sebeple hoca  Erdoğan’a razı olalım diyor” Hayır ve asla… Hoca şunu demek istiyor… Bu ülkede 15 yıldır seçimler ve referandumlar yaşandı. Kampanyalar yürütüldü. İktisadi ve siyasi öngörülerin izah edemediği bir biçimde AKP seçmeninin oyu arttı. Mesela iktidar yıpranması olgusu tarihe gömüldü. Kısacası ben kahve kahve gezip ev ev dolaşmanın bir işe yarayacağını düşünenlerden değilim. Asıl ikna edilmesi gerekenin Recep Tayip Erdoğan olduğunu düşünüyorum. Eğer gerçekten  “Hayır” diyorsak seçmenden önce Erdoğan’ın bir şeylerin farkına varmasını sağlamamız gerekiyor. Yani muhalefet Recep Tayip Erdoğan’nın bu başkanlık macerası ile sadece ülkeyi değil kendisini de ne denli savunmasız bıraktığı  argümanı üzerinden yürümeli. Bu tavırdan dolayı da   “ Erdoğan yandaşlığı  yapıyor  derler” paranoyasına düşmeden. .

 

( Ben bu yazıyı ana hatları ile  yaklaşık bir hafta önce kaleme aldım. Bir kısmını aynı gün sabaha karşı beşte bizim yazı işleri müdürüne (dede) yolladım. Sonra kendi isteğimle yayından çektim. Evveli gün Kılıçdaroğlu Altaylı’nın programında saatlerce konuştu. Acaba buna vurgu yapar mı dedim...Nafile…Dün yeniden derleyip yayına vermeye karar verdim…Bu sabah Perinçek kendi kanalında “Tayip Erdoğan’a tuzak kuruyorlar” diye ucundan dokundu.Tamam hiç sevmem de eğriye eğri doğruya doğru)

 

 

 

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ZEHİRLENME OLAYININ ALTINDAN YANDAŞ ŞİRKET...
Manisa 1'inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası'nda yedikleri yemeklerden...

Haberi Oku