Gündem:
ÖZEL  DERSHANELER…

“İnlerine gireceğiz” şiarından hareketle “dershaneleri kapatırız” buyurdu…Anayasa Mahkemesi “şimdilik olmaz” dedi …

 

Bir eğitim emekçisi olarak bu kayıkçı kavgasının tarafgiri olacak değilim.Zira konu çok ciddi bir eğitim reformunu  hatta devrimini gerektiren bir konu.Ancak günün somut koşulları tahlil edildiğinde özel dershanelerin kapatılması imkansız gibi gözüküyor.Zira ülke gariplikler ülkesi.Diploma veren hiç bir kurumuna güvenmeyen devlet bir sonraki her kuruma giriş için sınav yapıyor ve bu sınavların  tamamı yönlendirmek kanalize etmek  için değil elemek için yapılan sınavlar.KPSS,ALES  (adlarını bilmediğim için atıyorum) TKLM, ÖPSR, TUÜVYZ, gibi  eski illegal örgüt isimlerini andıran kısaltmalarla ifade edilen ve devlet için har(a)ç kaynağı olan bu sınavlar var olduğu sürece özel dershaneler de varlığını sürdürecek kuşkusuz.Ben konuyu başka bir açıdan irdelemek isterim.

 

1980’li yıllarda üniversite öğrenciliğimiz esnasında örgütlülüğümüzü temellendirdiğimiz belirli sloganlarımız vardı. “Ordu Kışlaya”, “YÖK’e Hayır”, “Paralı Eğitime Son”,  “Yaşasın Özerk Demokratik Üniversite mücadelemiz  veya  Demokratik Halk Üniversiteleri türünden…Bunlar arasında en çok benimsenen  özerk demokratik üniversite olgusunu da üçlü bir sacayağına oturtarak tanımlıyorduk. Akademik özerklik, mali özerklik ve idari özerklik.Bu modelin diğer bir özelliği de parasız eğitim hakkını sonuna kadar savunuyor olmasıydı.Ayrıca o yıllardan  bugünleri işaret ederek Türkiye’de eğitimin her derecede paralılaştırılarak  bir ekonomik sektör haline getirilmek istendiğine vurgu yapıyorduk.

 

Zaman bizleri haklı çıkardı.Şimdi üniversiteler  harç parası meselesinden kurtulmuş gibi gözükse de bu tamamen göstermelik bir durumdan öteye gidemiyor.Öğrencilerin  üniversite aşamasına gelene kadar girdikleri envai çeşit sınava başvuru için yatırdıkları paralar ve bu sınavlara hazırlanmak için gittikleri dershanelere ödedikleri astronomik ücretler hesaplanırsa ülkemizde eğitimin çoktan özelleştirildiğini anlamış oluruz.Bizim öğrencilik yıllarımızdaki “paralı eğitime hayır” kampanyalarımızın  o yıllarda  geniş halk yığınları tarafından dar bir bakışla  sadece  “üniversitedeki harç ücretlerine itiraz eden  terörist öğrencilerin  ortalığı karıştırma bahanesi” olarak algılanıp tanımlanmasının bedelini gene aynı halk yığınları çocukları üniversite kapılarına  gelene kadar  ceplerinden çıkan kucak dolusu paralarla ödüyorlar.

 

Kapitalizmin işleyişi gereği  bir sektör  palazlanmaya başlayınca sermaye gruplarının  hemen o sektörü ele geçirmeye çalışmasından daha doğal bir şey yoktur.Bugün hangi sermaye grubunun dershane sektöründe başat olduğu çok açık.Ayrıca oligarşik yapıların   tasfiyeci tavrını biliyorsak  yani  mali oligarşi gruplarının  birbirleri  ile olan ilişkilerini de anlıyorsak olayın salt  “cemaati bitirme operasyonu” olmadığı daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.Ayrıca  AKP iktidarının sözcülerinin  ya da  Tayip Erdoğan’ın,  özel dershanelerin  “özel”  “paralı” ve  “eğitimde fırsat eşitliğine aykırı” olmasından  yana  sıkıntı duyduklarını  ifade ettikleri bir tek cümlelerine rastlayamazsınız.Yani mesele bu sermayenin bir şekilde el değiştirmesi… Şimdi  “Görüyor musun arkadaş bunca solcu yıllarca  paralı eğitime hayır , eğitimde fırsat eşitliği yaygarası yaptı hiçbiri  adamın yaptığını yapamadı  bak özel dershaneleri kapatıyor” türünden ucuz propagandistler de çıkmayacak değil elbet… “One minute” hikayesinde olduğu gibi…Gülüp geçmek lazım…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

LOZAN ANTLAŞMASININ 94. YILDÖNÜMÜ

Haberi Oku