Gündem:
PENCEREDEN BAKTIĞINIZDA GÜNEŞİ ESİRGEMİYORSA GÖKYÜZÜ, SİZDEN ÖNCE BİRİLERİ BEDELİNİ ÖDEDİĞİ İÇİNDİR.
 “Parkamı, botlarımı çıkarmayacağım. Ölüm gömleğini giydirecekler, giymeyeceğim.

Traş olmayacam. Bir sigara yakacağım, üstüne demli bir çay içeceğim.

Haa... bak, Rodrigez’in o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim.

Urganı kendim boynuma geçireceğim.

Sonra dönüp beni seyredenlere sesleneceğim.

Ölen bedenimdir, düşüncem yaşıyacak diyeceğim.”

                                                                                 Deniz Gezmiş

(genç fidanların hatırasına saygıyla)

 

Pencereden baktığınızda güneşi esirgemiyorsa gökyüzü,

sizden önce birileri bedelini ödediği içindir.

Kader harekete geçmeyene yardım eder mi?

Gençlerden her birinin “Devrimci” kesilmesini beklediğim filan yok..

Beklediğim sadece farkındalık..

“Özgürlüğü ve hayatı hak edenler, onu her gün fethetmek zorunda olanlardır.” diyor ya..Gothe

Okumazsan genc’im, nerden bileceksin?

 

“Siyasi literatüre TÜRKİYE SOLCULUĞU diye yeni bir terim girmiş.

Dünya'da eşi benzeri yok.

Adı= Türkiye solculuğu

Sloganlar= Tavşan kaçma tazı tutma!!!

Şiş yanma kebap yanma!!!

Resmi terör tu kaka!!!

Global terör pek ala!!!

Feodalizm idare eder!!!

Cumhuriyet bin beter.!!!

İki arada bir derede olsa iyi,

Derenin biri çok uzakta.

İnisiyatif yok.

Karar yok.

Proje yok

Plan yok

Hedef yok

Strateji yok

Eylem yok

Kaldır kolunu

Yum gözünü

Slogan çok.

Nerde mağdur oraya yamak ol,

Emperyalizmin ince manevralarına alet ol.

Yaşasın Türkiye solculuğu !!!!!!

Kahrolsun Faşizm

Tek yol devrim

Geriye doğru devril

Alkııııış !!!!!

Şak Şak Şak Şak Şak !!!!! ”  __alıntı

 

Bu mudur gerçekten?.. Maalesef bu!

Ne oluyor bizim gençliğimize?

Gereksiz yanlış yönelimler, sosyal medya denen “bilgi çöplüğü”,

internet video izleme çılgınlığı, bütün bunların yarattığı bağımlılık..

Ne büyük bir hapishanenin, tehlikenin içine hapsoldu gençler?

Farkında mısınız?

 

BİREY olmak hiç de kolay bir şey değildir..

Bilgiyi bir yerden alıp aktarmak kişiyi bilgili yapmaz..

“Bilgi kölesi” yapar.. Bünyede bilgiyi biriktirmek, öğrenmek, araştırmak,

sorgulamak, sentezlemek, özümsemek ve kendi kararını  vererek özgün bilgiye ulaşmak …

Daha doğrusu kendi fikrini oluşturmaktır “bilgili olmak”..

 

Çünkü herkesin olaylara bakış açısı farklıdır..

Bu farklılıklar sayesinde insan spesifik olarak gelişir..

Van Gogh, Mozart, Friedrich Nietzche gibi ana akım başlatıcıları;

 ilgilendikleri yasam alanlarında (resim, müzik, felsefe vs.)

farklı yorumlar katarak ilerlemişler ve adlarını tarihe altın harflerle yazdırmışlardır..

Yaşam hikayelerini incelediğimizde  bu tür insanların,

hocalarıyla ve çevreleriyle ters düşen,  farkındalıkları çok  yüksek insanlar olduklarını görüyoruz.

 

Gençlerimizden, Deniz Gezmiş, Mozart, Van Gogh olmalarını filan beklemiyoruz ama;

çevremizde iyi eğitim almış, muhakeme yetenekleri gelişmiş  iyi ailelerin çocuklarına bile baktığımızda;

şu an ülkede neler olduğu, ekonomi durumu, siyasi ve ticari gelişmeler, dünya sorunları,

bilim insanları ve görüşleri hakkında bırakın yorum yapmayı, haberlerinin dahi olmadığını görüyoruz.

 

İnternet haberlerine dayalı çoğu asparagas  değerlendirmeler dışında fikir üretemez hale geldiklerinin farkında değiller.

Daha da kötü olanı, yaptıkları bu bilgi kirliliği eylemini olumlu bir gelişim süreci olarak değerlendiriyorlar.

Olup bitene tepki vermek bir yana sadece “youtube”, “twitter”, “facebook”  sosyal paylaşım alanlarında gaz  gidermekle  meşguller.

 

-Peki Ne Yapmalıyız dersek;

 

Tabi ki Youtube, Twitter, Facebook, Instagram vs…” tu-kakadır”,

 hepsi ortadan kalksın diyemeyiz.

Yapmamız gereken eğer internette bir saat farazi vakit geçiriyorsak,

bir saatte kitap okumaya özen göstermektir.

Bu sanal paylaşım platformları özgür paylaşım alanlarıdır.

Bu özgürlüğü, insanların bakış açılarını değiştirmek için kullanabilir,

daha yaşanılabilir bir ülke için, özgürlükler için,

bilgilendirmek ve heveslendirmek amaçlı kullanabiliriz.

Teknolojiyi kontrol altına almazsak, o bizi kontrol altına alıyor

ve her dakika elindeki telefona bakakalan bir robota dönüştürüyor.

 

Kendimi bildim bileli dünyayı kitapların kurtaracağına inanırım.

Eğer dünyanın her yerinde tüm insanlar kadim birer kitap okuru olsalardı

daha güzel bir dünyada yaşıyor olurduk diye düşünürüm.

Ne kadar ütopik şeylere inanıyor olursak olalım,

ne kadar ütopik düşlere sahip olursak olalım, hepsi insandan doğuyor.

Dünyayı bu kadar korkunç yapabilmeyi de başaran insandan.

Ama öyle de güzel insanlar var ki bu dünyada, düşlerimize ilham veren…

Umut onlarda…

Dünyayı kurtarırsa bilgi ve iyilik kurtaracak.

Haydi gençler! Umut sizde…..

 

 

Anahtar Kelimeler
Ülkü Mert
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AÇLIK GREVİNİN 75. GÜNÜ TUTUKLANDILAR
SÜHA ALPARSLAN/ bİRGÜN GAZETESİ 29.6.2011

Haberi Oku