Gündem:
REZA
 “Ben pisliğin tekiyim” diye itirafta bulunan Reza ; Amerikan mahkemesinde Türkiye’de üst düzey siyasetçi ve bürokratların pisliklerini deşifre ediyor,

o siyasetçi ve bürokratların şefi dönüyor ve “hepimiz aynı gemideyiz, hep birlikte yaptık bu ticareti” diyerek tehdit savuruyor.

O gemide işçi yok, emekçi yok, yoksul köylü yok, işsiz yok, emekli yok, halkın aydınları yok.

Sürüklenen gemide piyasa oyuncuları var; siyasetçisinden patronuna, patronundan bürokratına hepsi aynı pisliğin içindeler.

Fırsat bulduklarında zayıf olanları satacak, itibarsızlaştırdıklarının üzerlerine kirli ellerini silerek güya temize çıkacaklar.

Ama şimdilik herkes bir ötekini sıkı sıkıya tutarak kendini garanti altına alıyor.

Dün kahraman dedikleri Sarraf’ı bugün casus ilan ettiler ya; giderek mesele uluslararası oldu.

 

Totaliter rejimlerde esas aktörün yanında, iktidarın nimetlerinden, kemiklerinden yararlanan, ikinci, üçüncü sınıf insanlar vardır.

Bunlar yüksek düzeyde yöneticilerdir. Bunların Kral’ın soytarısından farklı bir işlevleri yoktur, onun ağzına bakar, dediklerini eksiksiz yerine getirirler.

Bunlar Kralları için yaşarlar. Onunla bütünleşmişlerdir. Çünkü kendilerine özgü işlevsel bir yanları yoktur. Birisi gider, öteki gelir; fark yoktur aralarında.

 

Bağlılık; düşünmemek, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bilinçsizliktir.

Sistem tarafından köleleştirilmiş insanlar, boyunlarına tasma takmak için yarışırlar.

Tasma, onlar için bireysel kurtuluşun ve kişisel güvenliğin bir nevi simgesidir.

Kişilik yoktur bu tip insanlarda, eğilip bükülürler sürekli.

Ve hep harcanırlar, sonları kaçınılmaz olarak çöplüktür.

Onları çöpe atan da, bizzat her şeylerini adadıkları Krallarıdır.

 

Bu tasmalılar en çok ; aniden görevden alınıp bir kenara atıldıklarında şaşırırlar.

Otoriter, yeni stratejiler geliştirdikçe satranç taşlarıyla oynar,

piyonları kenara alır, yenilerini oyuna sürer.

Vezir bile piyondur onun için.

“Metal yorgunluğu” değil de, “iktidar yorgunluğudur” bu bir çeşit.

Bu yolda tasfiyelerin olması kaçınılmazdır.

 

Faşist rejimlerde, Otoriter ile onun partisini birbirinden ayıramazsınız.

Çünkü Otoriter, partinin simgesidir. O olmadan, parti de var olmaz.

 

Totaliter rejimde her şey tek bir kişi üzerine kurulmuştur, kitle partisi tek bir kişi tarafından yönlendirilir, devlet sistemli baskı ve terör uygular.

Medya tekelleştirilmiştir. Eleştirel olan medya ise, susturulmuş ya da kontrol altına alınmıştır.

 

Otoriter ‘her şeyi bilir’, ekonomiye bile doğrudan müdahale eder. .

Bu anlamda, din, milliyetçilik, bayrak  gibi simgeler öne çıkarılır ve toplum bu simgelerin diliyle yönlendirilir.

Bu, her şey üzerinde total bir kontroldür.

 

Totaliter faşist rejimlerde en kalabalık yerler hapishanelerdir. Ancak sadece fiziki bir hapishane yoktur.

Dışarısı da hapishaneye dönüştürülmüştür bu rejimde. Herkes birbirinin polisidir, toplum muhbirliğe özendirilir.

Toplum hem muhbir, hem polistir rejimin bekçiliğini yapacak devletin gözünde.

 

Otoriter, içerideki kuralsızlığını dış politikaya da taşıdıkça başlangıçta bundan pek keyif alıyordu emperyalist ülkeler.

Nasıl keyiflenmesinler ki, Otoriter Arap coğrafyasında yeni kapıların anahtarı olacaktı.

Ancak emperyalist sistemde kuralsızlık değil, orman kanunları geçerlidir.

“Orman kanunları herkesin gücü oranında kuralsız hareket ettiği bir düzendir. "

 

Cahil insan, cahil olduğunu bilmeyen insandır ve işte bu nedenle her şeyi bildiğinden emindir.

Koskoca ülkede milyonlar tutsakken bir lider bu denli geniş bir özgürlük alanını nasıl elde edebiliyor?

 

Kandım diyor..Aldandım diyor..İhanet ettim de diyor..

Ne dese oluyor..Sorgu-sual yok!.

Eyyy..diye diye ennn yüksek perdeden hakaretlere devam ediyor..

 

Dün ABD ile stratejik ortaktık, bugün onunla savaşılmalıdır havasında..

Dün kapitalizm kötüdür, bugün “hamdolsun kapitalizmden milim şaşılmaz” diyor

Dün Fethullah’a laf söyleyenin ocağı sönerdi, bugün Fethullah’ın yedi sülalesine…

Dost ve düşman tanımları memleketin mevzuatı gibi, kimse takip edemiyor, beyefendi ne derse o!

15 yıldır İstanbul’u talan edenler sanki başkası, soruyo zat; “bu gökdelenleri buraya kim dikti”?

Kuşkusuz  bir yetenek bu!.

 

Muktedir, “Koşulsuz iktidar” karşılığında yerli ve yabancı patronlara kuralsız bir ülke sundu.

Kamu işletmeleri özel sektöre üç kuruşa ve hiçbir yasaya takılmadan devredildi.

Ormanlar, akarsular, deniz kıyıları, madenler, yeraltında ve yer üstünde ne varsa  kılıfına uydurularak her şey sermayeye peşkeş çekildi.

İşçi ücretleri baskılandı, çalışma saatleri uzadı, greve çıkmak fiilen imkansız hale getirildi.

Emek hırsızlığı sınırsız özgürlüğe kavuştu.

Tarım çökertildi, büyük gıda tekellerine gün doğdu.

Halk borçlanmaya heveslendirildi, iç pazar kredilerle şişirildi, insanların gelecekleri rehin alındı.

Ülke ekonomisi kaynağı meçhul paralarla şişirildi.

Piyasa ekonomisinin  tepeden tırnağa suça bulaştığını gören aklı selimler, ortalığa saçılan pisliğin boyutları karşısında şaşırıp kaldı.

 

Gerçeğin yerini algı, doğrunun yerini yalan alınca içine düştüğümüz kaos maalesef kaçınılmaz oldu.

Halkın tamamı salak değil şükür, %50 görüyor bunu, ancak etkili, yetkili  dik duracak bir muhalefetimiz yok ne çare?

Muhalefet, hem “belgeli hırsızsınız “diye yaygara koparıyor  (ki doğru olduğuna şüphe yok) hem de topu 2019'a atıyor.

Ne yani hırsızlık sandıkta mı aklanacak?

Sandıktan bir kez daha çıkarlarsa işledikleri suçlar kapanmış mı olacak.?

Kaçırdıkları vergiler, aldıkları rüşvetler temize mi çıkmış olacak?

 

Bütün bir bölgeyi kan gölüne çeviren emperyalist politikaların en sadık taşeronu olmaları gerçeği sandıkta masumlaştırılacak mı?

Halkın her türlü duygu ve inancını istismar edip, insanları birbirine düşman eden yıkıcı,

ayrıştıran, ötekileştiren, hakaretten başka bir şey üretmeyen dilleri sandıktan çıkan sonuçla törpülenecek mi?

 

Bütün kurumları ele geçirmiş bir çetenin sandıkta iktidarı bırakacağına gerçekten inanıyor musunuz?

Eğer hırsızlık tescillenmişse neden 2019'u bekliyorsunuz, zorlasanıza istifaya.

Yargının harekete geçmesi için cesaret versenize.

İstifa denen bir kavram var .İSTİFA

Hiç değilse oy aldığınız insanların istifa taleplerine öncülük etsenize.

 

Bu koşullarda yapılan hırsızlıkların, öldürülen bunca insanın, yurt içinde ve dışarıda haksızlığa uğrayan milyonların hakkı nasıl alınacak?

Her gün gözlerimizin içine baka baka söylenen aşağılık yalanların,

insanların istismar edilen duygu ve inançlarının bedelini kim, nasıl ve ne zaman ödeyecek?

 

Yediden yetmişe insanların beynine mıh gibi çakarak sormalı muhalefet "Bir dikta rejimi, bir tek adam rejimi mi istiyorsunuz? " 

Böyle bir soruya insanların evet demesi mümkün değildir.

Ancak Akp neyin oylandığını gizlemeyi çok iyi başarıyor.. Boşuna, "iktidar gizlemesini bilenindir" denmemiş...

 

AKP, merkez-sağ partilerin iflası üzerine iktidar oldu. Bağnaz politik İslamcı bir parti.

Başlarda İslamcı yüzünü gizledi, diğerleri gibi bir merkez-sağ parti olduğu izlenimi yaratmayı başardı.

Gücünü artırdıkça, iktidarını sağlamlaştırdıkça,  rejimi bir “parti- devlet” rejimine dönüştürdükçe, gerçek niyetini gizlemeye de gerek duymadı.

Başlardaki sloganı güya, yoksullukla, yolsuzlukla, yasaklarla mücadeleydi.

Cumhuriyet tarihinin hiç bir döneminde yolsuzluk, yoksulluk, işsizlik ve yasaklar AKP dönemindeki boyutlara çıkmadı.

Hukuk hiç bu kadar ayaklar altına alınmadı, zaten her zaman sınırlı olan özgürlükler de bu kadar budanmadı, etik değerler böylesine aşınmadı…

 

Halkın en az yarısı bu gerçekleri görüyor ve kahroluyor..

Doğru düzgün bir muhalefete ihtiyaç var sadece.

Tarih en güçlü döneminde yıkılan totaliter rejim örnekleriyle dolu..

Elbette her oluşumun bir sonu var.

Bizi bu günlere taşıyan GERİ zekalılığın tek panzehiri  GEZİ zekası olabilir.

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İHLALLERİ RAPORU AÇIKLANDI
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin Mart 2018 ifade ve basın özgürlüğü ihlalleri raporuna ilişkin...

Haberi Oku