Gündem:
ŞARBON SALGINININ GERÇEK NEDENİ

Sosyalist Tıbbın babası Rudolph Ludwig Karl Virchow, hastalıkları hiçbir zaman bakteri insan ilişkileri kapsamında değerlendirmez; hastalık oluşumunu sosyal doku üzerinden değerlendirir; sosyal doku bozulduğunda hastalıkların oluştuğunu savlar. 1. Dünya Savaşı, toplumların sosyal dokusunun bozulduğu, yıkıldığı dönemlerdir; her türden bulaşıcı hastalıkların patlaması da bozulmuş sosyal dokunun zemininde oluşmuştur. Cumhuriyet Türkiye’sinin kuruluşu, Osmanlı’nın son dönemi bu sosyolojik ve siyasi yıkımları üzerine olmuştur. Her evde tüberküloz hastasının olduğu; sıtmanın, ruamın, şarbonun, tifonun, tifüsün vb kol gezdiği sokaklarda evlerde bu yıkım en trajik boyutuyla yaşanmıştır. Cumhuriyet dönemi tıbbı, bozulmuş sosyal dokunun getirdiği toplumsal hastalıklarla mücadele, programlı yapılandırılmış; mücadeleye sadece mikrobun kendisi değil, toplumu hasta eden zemin hedef alınmıştır.

Bozulmuş sosyal dokunun zemininde gelişen salgın hastalıklardan birisi ne yazık ki Ankara’nın göbeğinde patladı. Şehir merkezinin 20 km ötesindeki sokaklarda “Bu mahallede Şarbon hastalığı var” uyarıları asıldı. Beslenme zincirinin en temel ögesi olan hayvan yetiştiriciliğindeki iflasın faturası sadece protein eksikliği boyutuyla çıkmadı; Şarbon gibi ağır bulaşıcı bir hastalık, bozuk sosyal ve siyasi zeminde başını kaldırdı, velhasıl lağım patladı…

YANLIŞLAR ORTAYA ÇIKTI

Şarbon basili yani mikrobu havada, suda, tozlarda, dışkıda, toprakta varlığını sürdüren, kolayca üreyen, ısıya yani mikrobu yok etmek için bir yöntem olan sıcağa dirençli, format değiştirerek hem oksijenli hem oksijensiz ortamda canlılığını koruyabilen, sporlar yaparak varlığını ilelebet sürdürmeye programlı, bu özelliği sayesinde havadaki tozlara karışarak tüm coğrafyaya dağılabilen, bazı türleri fare gibi aracı hayvanlara da geçebilen bir mikrop. Mikrobun varlığını sürdürmek için yapamayacağı alavere dalavere yok, velhasıl baş etmesi zor.

Tarih boyunca dünya toplumlarının başına bela olan bu mikrobun ortaya çıkmasını sağlayan faktör bizatihi kendisi değil; insan türünün zekasının alavere dalavere yaparak sosyal dokuyu bozmaya olan temayülü. Şarbon basili de AKP ve hükümetinin hayvancılık politikasındaki zaafları, açıkları, yanlışları bir bir gözleyerek ortaya çıkıverdi. Uzun süre bizlerle birlikte yaşayacağı mutlak. Bir göl kenarında hülyalara dalıp eski aşklarımızı düşünürken, ya da ucuz dolar nereden bulabilirim ya da hangi ithal ürünü getirip parayı bulurum diye kafa yorarken o yavaş yavaş nefes borunuzdan aşağı inip “şükür havadar bir yer buldum”, ya da bağırsaklarınıza inerek “oh ne bolluk” diye düşünebiliyor. Aynen insanın büyümek, semirmek, genişlemek, daha çok kazanmak için kullandığı çıkarcı, kolaycı aklı gibi…

ANKARA İLE SINIRLI KALMAYACAK

AKP hükümetinin Tarım Bakanlığı’nın önce ülkenin hayvancılığını bitirip sonra ülkenin protein açığını ithal vurgunlarla güya çözmeye çalışırken Şarbon basilinin aklının benzerini kullanması bu salgının gerçek nedeni. Öyle ya sınırda karantina süresini beklersem, hayvanların tek tek sağlığını kontrol için veterinerler görevlendirirsem, sınırların güvenliğini sağlarsam hepsi kârdan zarar. Hayvan ithalatında kârdan zarar etmemenin yolları belli ve hesap soracak kimse de yoksa vira bismillah...

Bu Şarbon hastalığının Ankara Gölbaşı ile sınırlı kalmayacağı mutlak. Bu hayvanların sadece Gölbaşı’na getirildiğini ummak saflık. Hastalığın sınırlı kalması için alınan önlemlerin ne olduğuna dair açıklama da yok. Tarım Bakanı istifa etmeden görevinin başında; Sağlık Bakanlığı’ndan açıklama yok; sivil toplum örgütleri suskun…

Türkiye’de gıda güvenilirliği yok: Gıda tüketiminin potansiyel sağlık riskleri belli:

a. Mikrobiyolojik, parazitik, viral kontaminasyon

b. Hormon kalıntıları (büyüme hızlandıranlar)

c. Hayvan ilaçları (antibiyotikler)

d. Kimyasal kalıntılar (pestisitler)

e. Koruyucular

f. Biyogenetik gıdalar yönünden değerlendirilmek zorundadır.

Avrupa Parlementosu Çevre, Toplum Sağlığı ve Gıda Güvenliği Komitesi bir rapor hazırlayarak “Türkiye’de Çiftlik hayvanlarında Brusella, Tüberküloz, Sığır Ensefelopatisi gibi hastalıklarda etkin ve kapsayıcı eradikasyon ve kontrol önlemleri kurulmamış, bu konudaki belgeler yeterli olmayıp gıda güvenilirliği belgelenmemiştir, gıda güvenliği yönünden yakın zamanda AB standartlarına ulaşılacağı düşünülmemektedir” diyor. (Eurepean Parliment, DG INTERNAL POLICIES OF THE UNION Policy Department Economic and Scientific Policy Food Safety situation in Turkey, 2008) Heyet tarihin derinliklerinde kalmış bir hastalık olan Şarbon’u aklına dahi getirmediği için adını anmayarak cahillik etmiş.

Hükümetin tarihin derinliklerinden bir hastalık bulup çıkarabilmesi için Cumhuriyet Tıp Tarihindeki hastalıklarla mücadele programını unutmuş olması gerekiyor. Ancak bu unutmanın hesabı sorulmayınca görev Şarbon basiline düşmüş gibi…

Gülümser Heper

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

BU NASIL İNSANLIK
Göynük ilçesinde ağaca asılarak tüfekle ateş edilen üç yavru köpekten ikisi öldü.

Haberi Oku