Gündem:
SAVAŞTAN SONRA SEÇİM İSTENİRSE…

Temmuz 1974 yılında Türkiye Kıbrıs’a müdahale etti.

İktidarda CHP-MSP hükümeti vardı.

Başbakan Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan…

Kıbrıs Harekâtı başarıya ulaştı.

Ecevit artık Kıbrıs Fatihi olarak anılıyordu.

Aslında CHP-MSP hükümeti iyi gidiyordu.

Toplumsal uzlaşma açısından önemliydi bu.

Ama ortaklar özellikle CHP bu başarıyı oya tahvil etmek istedi.

Tarihler 16 Eylül 1974’ ü gösterirken koalisyon bozuldu, 

Bülent Ecevit erken seçim istedi.

Ancak MSP bir U yaparak Süleyman Demirel tarafından kurulan Milliyetçi Cephe hükümetine katıldı.

I.Milliyetçi Cephe hükümetinde Adalet Partisi- Milli Selamet Partisi- Milliyetçi Hareket Partisi-Cumhuriyetçi Güven Partisi’nden oluşuyordu.

Ülke de müthiş bir kutuplaşma yaşanmaya başladı.

1977 seçimlerinde CHP çok partili dönemdeki en yüksek oyunu aldı %41.4..

Ama mecliste çoğunluğu sağlamayan Ecevit azınlık hükümeti kurma teşebbüsünde bulundu.

Çünkü tabanda CHP hükümeti çok özleniyordu. Ecevit’in 1974 yılında koalisyonu bozması eleştirilmeye başlanmıştı.

Azınlık hükümeti güvenoyu alamadı.

Süleyman Demirel MSP ve MHP ile birlikte Milliyetçi Cephe hükümetine devam dedi.

Türkiye’de açıkça ilan edilmemiş sola karşı bir iç savaş ortamı yaşanıyordu.

Gazeteler şimdiki gibi istatistikler veriyorlardı.

Soldan 10 kişi öldü, sağdan 3 kişi öldü şeklinde.

İşte 12 Eylül 1980’ e kadar geldik.

Niye hatırlattım bunları.

 

Tarih tekerrürden ibaret değildir.

Baştan beri böyle düşünürüm.

Her dönemin somut koşulları ve bunlardan çıkarılan somut tahliller elbette çok farklıdır.

Tarih tekerrürden ibaret değildir ama bu tarihten ders almamayı da gerektirmez.

 

Şimdi gelirsek günümüze,

2.5 yıldır süren çatışmasızlık dönemi aniden ve ilginç bir şekilde 7 Haziran seçimlerinden sonra bitirildi.

İŞİD ile mücadele adı altında batının gazı alındıktan sonra bugüne kadar görülmediği ölçüde PKK ile KCK ‘ nın çok örgütlü olduğu güneydoğu illerinde bir mücadele, müdahale ve savaş başlatıldı.

Artık ülkenin hemen her iline şehit cenazeleri gelmeye başladı, o oranda ve belki daha da fazla PKK’lı bertaraf edildi.

Sınır dışı askeri harekâtlar hız kesmiyor.

Havuz medyası ve onların küçük illerdeki uzantıları, AKP’nin saraya yakın siyasetçileri artan oranda savaş jargonu kullanılıyor.

Zaten cumhurbaşkanının öfke dili de herkesin malumu.

Anlaşılan o ki çatışmasızlık süreci sona erdirilerek halk terörize edilerek, milliyetçi ve dini duygulara tavan yaptırılarak Türk-İslam sentezinin AKP versiyonu erken seçimde yeniden tek başına iktidar olmayı planlıyor.

 

Ama kırılgan alabildiğine borçlu ülke ekonomisi bu plana nasıl anlar?

Sağduyulu insanlar buna nasıl tepki verir?

Yani Kıbrıs Barış Harekâtını oya tahvil etmek isteyen Karaoğlan bu amacına ulaşamadı.

Savaş Ecevit’i iktidar yapamadı.

Bakalım Davutoğlu bu amaca ulaşabilecek mi?

Bakalım sarayın iktidar satrancında daha nasıl hamleleri var?

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

LOZAN ANTLAŞMASININ 94. YILDÖNÜMÜ

Haberi Oku