Gündem:
SEÇİMDEN SONRA…

Bir fıkra ile yazıya başlamak için uygun günler değil ama  yazmasam eskiyecek…

Üç gariban fıkra kahramanı Afrika’nın ilkel kabilelerinden birine tutsak düşmüşler.  Ne ile suçlandıklarını bile bilmezken kabile reisi gelmiş. “Cezalandırılacaksınız. Tercih sizin ya  ‘ölüm’  ya  ‘mokok’… Cezanızı kendiniz seçin” demiş. Birincisi, ölüm  belli de mokok ne bilmiyorum  ancak  ölümden farklı bi şey olduğu kesin en azından hayatta kalma şansım var düşücesi ile bağırmış:  “Mokok, mokok”…Kabile reisi yanında zebellah gibi duran fedaisine seslenmiş…“Mogamboooo… Mokok…”  Fedai  Mogambo gelmiş birinci tutsağı yakaladığı gibi  tecavüz etmiş Allah ne verdiyse…

İkincisi artık durumun farkında… Düşünmüş, ölmekten iyidir. Buradan kurtulunca yeni bir hayat kurarım. Sırrımla yaşarım.  “Mokok şefim mokok” der demez reis gene fedaisine bağırmış: “Mogamboo yine mokok yine”… Zebellah gelmiş. İcraat aynı…

Üçüncü tutsak düşünmüş “mokok” olayını kendine yakıştıramamış. “Bunca yıllık kani olur mu yani?” diye düşünmüş. “Mokok’tan sonra yaşamaktansa ölürüm ulan ” demiş. Haykırmış:  “Ölüm!..” Kabile şefi,  fedaisi Mogambo’ya seslenmiş: “Mogambooo  ölene kadar mokok!..”

Fıkradan olarak  adam diyor ki: “Siz ne yaparsanız yapın ben sizi “mokok” edecem. 400’ ü verseniz de vermeseniz de… Partimi iktidar yapsanız da yapmasanız da… İsteseniz de istemeseniz de… Ben gitmeyeceğim haberiniz ola !..”

Güç zehirlenmesi tüm diktatörlerin yakalandığı bir hastalık. Semptomlarından en belirgin olanı  ölene kadar iktidar olmak hevesi. Çünkü aksi durumda verilecek hesap çok. Bu sebeple özellikle  20. Yüzyılda  ölmeden tahtını bırakan diktatör yok gibi.

Ülkede kan gövdeyi götürüyor. Birbiri ardına katliamlar gerçekleşiyor. Her gün şehit haberleri geliyor. Şahsiyet  “Fiilen değişmiştir” dediği  yapıyı tasfiye etmek amacı ile muhtemelen seçimden sonrası için  son darbe planlarını yapıyor . Günün birinde kendisini  herhangi bir balkondan “Bunlar gene hükümet kuramadılar, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık hüküm sürüyordu. Ülke iç ve dış tehdit altında idi. TSK’nın başkomutanı olarak bu duruma seyirci kalamazdım. Bu nedenle şanlı ordumuz marifeti ile parlamentoyu feshetmek durumunda kaldım. Bundan böyle ülke, koşullar düzelene kadar ben ve benim tarafımdan oluşturulmuş bir danışma meclisi vasıtası ile yönetilecektir… Kabul etseniz de etmeseniz de durum budur”  şeklinde başlayan  bir konuşma yaparken görürseniz bu yazıyı anımsayın derim. Bu durumun gerçekleşme olasılığı kesin olmasa da gün be gün artıyor. Yıllar önce Kenan Evren ile bir karşılaşmasında “Paşam sizinle aynı dönemde çalışma fırsatımız olsaydı Türkiye çok farklı yerlerde olurdu” diyen Hoca Nasreddin olmadığına göre…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BOLU BELEDİYESİ,DANIŞMANIN ARAÇLARINI MI...

Haberi Oku