Gündem:
TARİHİ TERSTEN OKUTMAK İSTEYENLER!



Milli Mücadeleye, cumhuriyete, laikliğe, Mustafa Kemal’e ve silah arkadaşlarına karşı olanlar, cumhuriyeti restorasyona tabi tutanların en temel özelliklerinden biri topluma tarihi tersten okutmaktır.

Başvuruları, kaynak kitapları ise Osmanlı’dan memnun olan emperyalistlerin kaynaklarına dayanır.

Bu kaynaklar kimi zaman hilafetçi, ümmetçi Osmanlıcı yazarların tarihi tahrif etmekte usta bilim ve edebiyat fakiri kişilerin kitaplarında hayat bulur.

Kimi zaman başta AKP’li belediyeler, ümmetçi vakıflar olmak üzere büyüteçle aranıp bulunan Osmanlı dönemindeki Osmanlıca metinler günümüze adapte edilip kamuoyuna sunulur.

AKP’li belediyeler bu kitapları büyük özenle, ciltli pahalı baskılarla bedava dağıtır.

Bolu Belediyesi bu faaliyetleri çaktırmadan AİBÜ’lü tarikatçı, Atatürk düşmanı öğretim üyeleri ile, belediyenin bu çalışmalarına çökmüş cumhuriyet düşmanları ile beraber yürütür.

Bu konuda en çarpıcı örnek, aslında cumhuriyet düşmanı, hilafetçi Zekai Konrapa’yı allayıp pullayıp onun Osmanlıca bir metnini İstanbul’da müzayededen binlerce lira verip satın alarak, işte Osmanlıca(!) bilen gericilere günümüz Türkçesine çevirterek Bolu'da tantana ile sunumu yapılan “İsyan Günlerinde Bolu” anı kitabıdır. Bu kitap başından sonuna cumhuriyete milli mücadelecilere hakaret ve tahrifatlarla doludur.

Ancak anılar Cumhuriyet döneminde yazıldığı için yalanlar satır aralarına ustalıkla gizlenmiştir.

Bolu Belediyesi II. Alaaddin döneminde bu kitabı büyük bir kültür hizmeti olarak tanıttı.

Benzeri örnekler AKP’li belediyelerde bolca bulunur.

***

Cumhuriyeti restore edeceğini açıkça ifade eden Davutoğlu döneminde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın külliyesinde daha doğru ifade ile sarayda bu tür siyasi mülahazalar pek tabii ki çok daha makro seviyede, daha global kaynaklara başvurularak üretiliyor.

Ve bu çalışmalar AKP’ye, başkanlık teoremini halka kabul ettirme felsefesine güç kazandırma amacına uygun olarak planlanmaktadır.

Yani bu anlamı ile sadece cumhuriyetle bir hesaplaşmadan öteye bir amaç taşımaktadır.

Önce Abdülhamit’in durduk yerde hortlaması büyük şehirlerin “Ulu hakan(!)” posterleri ile süslenmesi(!), ardından Lozan ile sürtüşmenin başlatılması bir dil sürçmesi değildir.

Bilinçli peş peşe iki hamledir.

On iki ada polemiği de Suriye politikasının derinleşerek devam edeceğinin, Emevi Camisinde cumaya gideceklerin bu kez Suriye’de daha uzun ve kalıcı olacaklarını halka inandırma hamlesidir.

Savaşta olası asker kayıplarına asker analarını alıştırma hamlesidir.

Ortadoğu da ki askeri harekâtlara artık piyadelerle katılmayan büyük ülkelerin, katılsalar bile güvenli yerlerde konuşlanan emperyalist ülkelerin piyadesi olmaya adaylığı ilan etmektir.

Ne yazık ki CHP dışarıya “asker gönderme” teskeresine onay vererek bu meselenin ortağı olmuştur.

Bundan sonra hiçbir CHP’li El Bap’ta, Menbiç’te hatta Halep’te, Rakka’da, hatta hatta Musul’da olabilecek asker kayıplarından ötürü AKP’yi ve sarayı eleştiremeyecektir.

 Yani Lozan meselesi durduk yerde çıkmamış,

Mustafa Kemal’in “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi yerle yeksan olmuştur.

SÜHA ALPARSLAN YAZDI

Derleme için link 

http://www.medya14.net/mustafa-kemal-ve-ulusal-kurtulus-savasi-icin-ne-dediler-29-ekim-2003-roportaj,12.html

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ADD BASIN AÇIKLAMASI

Haberi Oku