Gündem:
TEVEKKÜL

Basit bir ifade  ile “Bir konu ile ilgili problemde ya da öncesinde  kulun üzerine düşen akli, vicdani , dini görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirdikten sonra konuyu İnandığı  varlığa (tek tanrılı dinlerde Allah) havale etmesi” durumu olarak tanımlayabileceğimiz tevekkül sözcüğü  epistemolojik bir bakış açısı ile  din temelli bir  olgu ise de  aslında bünyesinde  seküler yaşama dair gerçeklikleri de  barındırır.Bu yüzdendir ki dilimizde  “Eşeği sağlam kazığa bağlamak” ya da  “ Kapını kilitli tut, komşunu hırsız tutma” türünden özdeyişler ve atasözleri  yer tutar.Konuyu sonunda nereye havale ederseniz edin  pragmatik bir bakış açısıyla önceden yapılması gereken doğru akılcı, davranışları  özendirmesi  bağlamında “ tevekkül” olgusu  muteberdir.

 

“Mütevekkül” çoğumuzun bildiği üzere “tevekkül eden” kişidir. Ayrıca   gerek tevekkül olgusu  gerekse mütevekkül sözcüğü  tekillik gösterse de toplumların karekterlerini  yansıtmak amacı ile kullanılan bir niteleme sıfatına dönüşebilir. Örneğin ateistleri saymazsak  Şintoizm ,Budizm ve  az da olsa  Hristiyanlık dinlerini benimsemiş insanlardan oluşan Japon toplumu   mütevekkül bir toplumdur. Büyük bir kesimi ibadetlerini yerine getirir, kimi  dileklerinin gerçekleşmesi  ve  güvende yaşamak amacı ile inandıkları güce  (örneğin Budist Japonlar   belirli ibadetlerinde  Buda’ya ) armağanlar ,adaklar  sunarlar.Japonya dünyanın beşiği olarak ifade edilebilecek, vurucu büyüklükteki depremlerin yaşandığı bir ülkedir.Depremler ve sonrasındaki dev dalgalar bu ülkeyi  her an  büyük bir tehdit altında tutarken kuşkusuz Japonlar da ibadetlerinde bu konuya değinip taptıkları gücün kendilerini bu felaketlerden koruması için gereken duaları ve ritüelleri yerine getiriyorlardır.Yalnız  şunu da iyi biliyorlardır ki üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmezlerse Buda’ya verilen armağanlar ya da  adaklar sekiz şiddetinde  bir depremde dev gökdelenleri ayakta tutmaya yetmez.Bu nedenle bilim ve teknolojinin tüm olanaklarını  depreme karşı seferber ederler.Bu çalışmanın doğal sonucu olarak da bir çok ülkede binaların iskambil kağıtları gibi yıkıldığı  depremler  aynı büyüklük ve şiddette Japonya’da gerçekleştiğinde  sadece raftaki bardaklar kırılır  mağazalarda bir iki raf devrilir hepsi bu…Böyle tevekküle şapka çıkartılır.

 

Bir başka örnek… Avrupa’nın  Katolik, Ortodoks ve hatta Protestan  milyonlarca Hristiyanı   her pazar kiliselerine gider ayin ortamında yerlerini  alırlar. Kuşkusuz bu ibadetlerinin  bir kısmında   ülkelerinin  hayrına dualarını yaptıkları bir bölüm de vardır. Ancak şunu çok iyi bilirler ki bir gün  kıtanın üzerine  yeni bir  “dünya savaşı”  kabusu çöktüğünde bütün bu  dualar yetersiz kalacaktır. O yüzden  barış ,insan hakları, düşünce özgürlüğü ve demokrasinin ayakta kalması için, özellikle de  II. Dünya Savaşını  yönlendiren ideolojinin hortlamaması için  üzerlerine düşen her tür sorumluluğu nüfusun çoğunluğu olacak şekilde yerine getirirler.

Kısacası  “Tevekkül” olgusu ile  edilgenliği, gamsızlığı ve akılsızlığı  birbirine karıştırmanın ne denli büyük bir tehlike olduğunun  farkındadırlar. Yaşamın her alanından çok fazla örnekle satırlar uzatılabilir. Ancak belki de şu çok bilinen fıkra konuyu en güzel açıklayanı:

 

“Tufan kopmuş ve  sular seller  yamacın dibindeki  köyü  batırmak üzereyken  köylünün biri evinin damında  olup biteni sakin sakin izlemektedir. Diğer köylülerden biri bisikleti ile köyden ayrılırken bizimkine seslenir.

 

-          Görmüyor musun be adam sel geliyor atla gidelim.

-          Ben mütevekkülüm  Allah beni sever…

 

Bisikletli yoluna devam eder. Az sonra  bir başka  köylü  traktölü ile geçerken bizimkini ikna etmeye çalışır

-          Sular köye ulaştı gel gidelim

-          Ben mütevekkülüm  Allah beni sever…

 

Sonra kamyonla  geçen bir başkası bizim gamsıza seslenir…Onu da aynı yanıtla refüze eden damdaki köylü nihayetinde boğulur. Fıkra bu ya  diğer tarafta huzura çıkar ve hemen konuşmaya başlar

 

-          Yüce Allah’ım  ben mütevekkül kulundum. Ömrüm sana dua etmekle geçti. Oysa sen sel baskınında benim canımı aldın…Neden?

-          Sana bir bisiklet, bir traktör bir de kamyon yolladım daha ne yapaydım?...

 

Sonuçta fıkradır…Teşbihte hata olmaz. Nereden aklıma geldiyse bugün  bu konu üzerine yazdım. Belki de Trump’a karşı sokağa dökülen Amerikalılar  yüzünden… Ama kamyonu kaçırmamak lazım…

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

BİR GARİP KARAR
Boluspor’un kurulduğu 1965 yılında bu yana Bolu’da oynadığı maçlarına ev sahipliği yapan Bolu Atatürk...

Haberi Oku