Gündem:
UMUT
 Kapitalizm dünya ölçeğinde açlıktan, yoksulluktan ve savaştan başka bir şey üretmiyor.  Kapitalizmin yaşanmaz bir sistem olduğu, ne kadar demokrasiyle allayıp pullarsalar bile dikiş tutmayacağı daha da fazla gözler önüne seriliyor.

AKP iktidarı devletin çözülüşünü gerçekleştirip kendi devlet yapısını yaratırken, laikliğin tasfiyesini yaparken, piyasaya birçok alan açarken sol umutsuzluğun gölgesinden çıkamıyor. Sol’un belirli bir kesiminin ehven-i şerci tutumunun sonucu, bugün liberallerin desteklenmesinde hem fikir olmak.

Bir elinde Kürtçe Kuran’la miting kürsülerinden konuşma yapan Erdoğan’a cevabını Altan Tan, “Kuran’ı benim hemşehrilerim Kürtçeye çevirdi.” diyebilmekte. Erdoğan İmam Hatiplerden bahsederek siyaset yaparken Kemal Kılıçdaroğlu, “İmam Hatipleri kuran CHP’dir. İmam Hatipler kapatılmayacak” demekte.

AKP devletin çözülüşüne imza atarken, liberalizm ve din ittifakı sayesinde bunu başardı. AKP birçok dönüşüme bu ittifak sayesinde meşru bir zemin yarattı. Bunun en somut hali, özelleştirilen maden ocaklarında yaşanan iş cinayetlerine “kader” demek olurken, bunun karşısına CHP ve HDP laiklik ve sekülerizm savunusuyla, piyasa karşıtlığıyla çıkamamaktadır. Bir yandan “Marksizm aydınlanmacı değil”  denerek solun laikçi yanı törpülenmeye çalışılırken bir yandan da Merkez Türkiye Projesi ile toplum sömürü düzeninin tam içine çekilmekte.

Buradan umut falan çıkmaz.

Buradan ancak sömürünün, emek düşmanlığının, gericiliğin CHP ve HDP tarafından meşru ilanı çıkar. Emek düşmanlığının somut örneği isteniyorsa kafalarımızı çevirip Diyarbakır’da Diyar A.Ş.’yi görebiliriz ya da İstanbul Maltepe’de ki taşeron işçileri.

Çıkış yolunu tek başına AKP’nin seçimlerde geriletilmesi üzerine kuranlar büyük hata yapmakta. Bu düzen AKP’li ya da AKP’siz emekçiler adına umut vaat etmemektedir. Sömürü düzeninin parçalanması sadece AKP’nin gidişiyle mümkün değil, düzenin tüm özneleriyle alaşağı edilmesiyle mümkündür.

7 Haziran seçimlerine kısa bir süre kala ölçülmesi ve tartılması gereken, hangi partinin AKP’yi sandıkta devireceği değil, kapitalizme kimin gedik açacağıdır. Bugün ne CHP ne de HDP bu sol perspektifi taşımamaktadır. İlla oy vermek için bir kılavuz gerekiyorsa, tercih, düzen dışı bir alternatifi seçmekten geçecektir. Sosyalizmin sesini yükseltmekten başka kurtuluş yolu yok. Sosyalizmsiz kurtuluş yolu ise mümkün değil. Savaşsız, sömürüsüz, krizsiz bir kapitalizm yok.


Sandıkta geriletilemeyen AKP’nin sokakta geriletilemeyeceği düşüncesi ise liberal lafazanlıktan başka bir şey değildir. Umudunu sandığa bağlamak umutsuzluğun dik alasıdır.

Umut örgütlü bir siyasetten, sosyalizmden geçiyor, örgütlü cehalete ve liberal ideolojiye geçit vermeden.

“yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken hiç umut yokmu
umut umut umut... umut insanda.”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AHMET BAYSAL’DA ADALET İSTEDİ
Büyük Yürüyüşün 9.Gününde Ahmet Baysal Kemal Kılıçdaroğlu ile yaklaşık 1.5 kilometre yürüdü.

Haberi Oku