Gündem:
VENEZUELA VE BOLİVAR DEVRİMİ

Amerika’nın hedefindeki ülkeler arasında öteden beri Venezuela bulunuyor. Dünyada üretilen petrolün 1/6 sı Venezuela topraklarında. Ürettiği petrolün% 80’ni ni ise Amerika’ya ihraç eden Venezuela Chavez’den bu yana hedefteki ülkeler arasında.

Chavez iktidarı döneminde petrol kaynakları ve petrol şirketi millileştirildi. İşte o gün bugün Amerika her türlü paramiliter örgütlenmeyi devreye sokarak Bolivarcı devrimi önlemeye çalışıyor.

Ülkede enflasyon yıllık on milyon evet yanlış okumadınız yıllık on milyon, işsizlik ise % 50 seviyesinde. Sokaklar güvensiz ve bir çok gıda maddesi karaborsa.

Yani Amerikan müdahalesi için her şey olgunlaştırılmış durumda.

Amerikan emperyalizmi şu an Venezuela’da paralel bir yönetim oluşturma peşinde. CİA tarafından devşirilen Juan Guadio’yı geçici devlet başkanı olarak kabul etti. Batılı ülkelerde derhal Guadio’yu tanıdılar. 

Türkiye’de solun ABD’nin Venezuela müdahalesine bakışı ise başlıklarla şu şekilde;

TKP: VENEZUELA EMPERYALİZME GEÇİT VERMEYECEK

EMEP: GUAİDO DARBESİNE HAYIR! EMPERYALİSTLER ELİNİZİ VENEZUELA’DAN ÇEKİN!

ÖDP: ABD EMPERYALİZMİNİN SALDIRGANLIĞINA KARŞIVENEZUELA HALKININ YANINDAYIZ!

TİP: VENEZUELA'DA ABD ÖNCÜLÜĞÜNDE İLERLETİLEN DARBE GİRİŞİMİNİ LANETLİYORUZ!

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ (HKP): ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!

TÜRKİYE KOMÜNİST HAREKETİ: ABD DESTEKLİ DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI VENEZUELA HALKININ YANINDAYIZ!

TSİP: VENEZUELA HALKININ VE MADURO’NUN YANINDA OLMAYI BİR NAMUS BORCU SAYARIZ

1920 TKP: ABD EMPERYALİZMİNE KARŞI ÜLKESİNİ SAVUNAN VENEZUELA HALKININ YANINDAYIZ

DİP: KAHROLSUN ABD EMPERYALİZMİ VE ONUN KUKLASI DARBECİLER

EHP: EMPERYALİZMİN KARŞISINDA VENEZUELA EMEKÇİLERİNİN YANINDAYIZ!

Ancak birde Erdoğan’ın yakın dostu, İstanbul’da Etçi Nusret’in yakın arkadaşı Maduro’nun durumu var ,

Aslında Erdoğan’ı ilgilendiren bir olay yok burada. Rol çalmaya çalışıyorlar sadece;
“AKP'nin Venezuela yanında durmasını geçiniz. Kendi ülkesinde sosyalizan her gelişmeyi ezenlerin, kapitalizmin en vahşisini yaşatanların, başka halkların anti-kapitalist çabalarıyla samimi dayanışması mümkün değil. Bu Ortadoğu’da hem Rusya’yla hem Amerika’yla iş tutan riyakâr siyasal İslamcıların doğasına da  aykırı zaten. Bugün Maduro’ya “dik dur” diye uzaktan destek açıklaması yapanların yarın Maduro’yu tanımayacakları da ihtimaller arasında. Malum çok pis bi dik durma dış politikaları var. Dünya gıptayla izliyor.”

İşte bu bağlamda Halkın Günlüğü adlı blog yaşananları oldukça açıklayıcı bir yazı yayınladı. Biraz uzun lakin okuyup incelemekte fayda var.

İşte o yazı:

MADURO’YA RAĞMEN VENEZUELA’YI SAVUNMAK!

“Venezuela'da yaşanan son olaylarla birlikte Amerika’nın Venezuela'da başkan ilan ettiği Ulusal Meclis Başkanı (bu arada ABD'nin Venezuela'da başkan ilan ettiği Juan Guaido’nun George Washington Üniversitesi'nde okurken CIA tarafından devşirildiği daha sonra 2007’de ABD vatandaşı olduğunu söyleyelim) Juan Guaido’nu Devlet Başkanlığı'nı ilan ederken Trump, Guadio'yu geçici devlet başkanı olarak tanıdığını açıkladı.

Orduyu “şimdilik” yanında tutan Maduro ise Amerika Birleşik Devletleri ile tüm diplomatik ilişkilerini kesti, diplomatların ülkeden çıkışı için 72 saat süre verdi ve geri adım atmadı. Amerikancı darbe girişimine karşı, Venezuela'da Bolivarcı devrimin koruyucusu olan Ulusal Milisler sokağa indi. Venezuela’da halk, ABD’nin başını çektiği illegal girişimi protesto etmek için “Yankee go home” etkinliği başlatmış durumda.

Venezuela’daki girişim ise Hitler’in Nazi Almanya’sının önünü açan Reichstag yangınını hatırlattıran provokasyonel darbe kalkışması adlı komployla Türkiye’deki 15 Temmuz girişimi gibi değil elbette. Amerikancı darbe bizimle yatağa girersen anti-emperyalistlik yapamazsın türünden gayet stratejik kafaya basma olayı. O yüzden Erdoğan’ı ilgilendiren bir olay yok burada. Rol çalmaya çalışanlar olursa şimdiden uyaralım.


AKP'nin Venezuela yanında durmasını geçiniz. Kendi ülkesinde sosyalizan her gelişmeyi ezenlerin, kapitalizmin en vahşisini yaşatanların, başka halkların anti-kapitalist çabalarıyla samimi dayanışması mümkün değil. Bu Ortadoğu’da hem Rusya’yla hem Amerika’yla iş tutan riyakar siyasal İslamcıların doğasına da aykırı zaten. Bugün Maduro’ya “dik dur” diye uzaktan destek açıklaması yapanların yarın Maduro’yu tanımayacakları da ihtimaller arasında. Malum çok pis bi dik durma dış politikaları var. Dünya gıptayla izliyor.

***

Oysa şuan Venezuela’da yaşananlar buradaki gibi değil aksine 1960'lardan başlayıp 1973'te Şili’de zirveye çıkmış bir büyük stratejinin devamı.

Normal şartlar altında Latin Amerika ülkeleri ABD’nin nüfuz alanına girse de işler 1960 itibariyle planlandığı gibi gitmemeye başladı (Yalta Konferansı, ABD ve SSCB’nin II. dünya savaşı sonrasında dünyayı kendi aralarında “nüfuz alanlarına” göre paylaşma çabaları) ve 1954'te Paraguay'da Amerika’nın kendi çıkarlarına uymayan iktidarları askeri faşist bir darbe ile alaşağı ederken, bunu 1963'te Brezilya’daki “Made in USA” damgalı askeri faşist darbelerin 1961 yılından başlayarak dünyada 1968’de zirveye çıkacak ve sürekli yükselişteki anti-Amerikan, sol dalgaya karşı “Amerikan Orduları Konfederasyonu” adı altında Latin Amerika ülkeleri için özel bir yapılanmaya gitmeseydi.

Brezilya'da Brezilya’daki Getulio Vargas yönetimini askeri darbe ile devirmek ve 1971 Bolivya’da sol dalganın iktidara taşıdığı Juan Torres CIA destekli bir darbe ile alaşağı edilmesi oldu. Tarih 1970’i gösterdiğindeyse Şili’de çok önemli bir seçim yapılıyor, seçimlerde Marksist ve sosyalist Salvador Allende, Amerikan destekli Jorge Alessandri ile yarışıyordu. Seçimin galibi elbette Allende’ydi ve Allende’nin icraatları Amerika için kabul edilemez durum ortaya çıkarıyordu Allende’li Şili’ye. Ve Şili, Dünya Bankası ve Inter-Amerikan Bank gibi küresel kurumların ambargoları ile ekonomik olarak felç ediliyordu.


Bunun yanı sıra Şili ordusu içinde bulunan ve “Amerikalılar Okulu” yapılanmasına mensup bir klik ABD’den “ilginç” yardımlar almaya başlayarak, hükümet parasız bırakılıyor ama Amerikancı “darbe” unsurları güçlendiriliyordu.


Bu arada aşırı sağcı “Patria y Libertad” (Vatan ve Özgürlük) örgütü elemanları örgütlenerek, sokak eylemleri başlıyor, abluka altındaki ekonomi 1972’de enflasyonun kontrolden çıkması ile tamamen çöküyor ve sistematik Amerikan operasyonu generallerin baskısı altında ‘72 yılına gelindiğinde ABD artık gayri resmi olarak Şili’nin iç işlerine müdahalelerini arttırmış, Allende’yi ikna edemeyeceğini anlayarak muhalefeti sıkıştırma yoluna gitmişti.


1973’ün Ağustos ayında silahlı kuvvetlerin başına general Augusto Pinochet’i getiren Allende, Pinochet tarafından 1973 tarihinde ihanet edilerek darbe girişimiyle CIA tarafından yoğun destekle başkanlık sarayını ele geçirerek anayasayı geçersiz kıldı ve kendi diktatörlüğünü ilan etti. Bu darbeden geriye, Allende’nin saldırılar sırasında intihar ettiği iddia edilse de Allende, Fidel Castro’nun Allende’ye hediye ettiği bir AK-47 silahıyla Pinochet güçlerine karşı çatışmada katledildi.

Allende’nin ölümünden sonra Şili’de devletleştirme kapsamında alınan bakır madenlerinin tamamı, ABD’li şirketlere teslim edildi ve Şili, Amerikan bağımlısı bir devlet haline geldi.

Küba’da başarısız ve Şili’de başarılı olan Amerika’nın hedefi petrol, yeraltı kaynakları ve bankaları millileştiren Chavez’di. Chavez, Küba’nın desteğiyle yıkılmadı, bütün darbe ve suikast senaryoları boşa çıkartıldı. Sonrası malum Nicolás Maduro’lu Venezuella dönemi.


Mevcut tabloda Venezuela'ya yönelik saldırganlığın sebebi bu ülkenin doğal kaynaklarına el koymak ve oluşturduğu örneği yok etmek. Venezuela’da nasıl tavır almak gerektiğini açıklamadan önce Venezuela’daki politik ve ekonomik durumu niteliğini ortaya koymak önemli: Venezuela’da Chavez döneminden beri, reformist sınırların bir sonucu olarak krizin ayak sesleri duyuluyordu.

Sağcı, piyasacı ve emperyalist muhalefette krizden faydalanarak Maduro’ya karşı yükselen Amerikan destekli muhalefet Maduro'yu hedef almasının dışında “Chavista”ların öldürülmesi için çağrılarda da bulunuyordu. Halkın önemli bir bölümüyse yaratılan terör atmosferine karşı “Bolivarcı devrim”e sahip çıkmayı halen sürdürüyor.

Diğer yandan bu süreçte Maduro’nun tavrı ise hiç de işçi sınıfından yana olmadı. Yoksul emekçi kitleleri krize ve emperyalist tehditlere karşı harekete geçirmek yerine her tür sınıf hareketini bastırmakla meşgul oldu. Devrimci sosyalistleri, sendikacıları tutukladı.

Chavez sonrası ve 2017’de Maduro, Bolivarcı devrimin 18 yıllık tarihinde gördüğü en yüksek oy aldığında desteklemiş ve şöyle yazmıştım: “Venezuela'da ‘kurucu meclis’ zaferi, ABD'nin her türlü kirli tezgahına rağmen sosyalistlerin ve Maduro'nun. Kutlarız!” diye. Tabii bunun üzerinden çok bir zaman geçti. Maduro geriledi. Nihayetinde Maduro, Chavez değildi, Bolivarcı'da. Memura maaş dağıtmak için Çinli tefecilerden kredi bulabilen Erdoğan ile ülkesinde maaş dağıtmak için uyuşturucu/altın kaçakçılığı yapan Maduro arasında fazla bir fark yok. Gerici bir rejimi destekleyen Maduro'yla (AKP iktidarını kuvvetlendiren) anti-emperyalistlik de yapılamaz zaten.


Maduro’yu bazıları devrimci görüyorlar. Maduro devrimci değil sadece Bolivarcıların ve Chavez’in mirasını yiyen bir aptal. Chavez’in, Simon Bolivar devrimine olan inancı ve Küba sayesinde Chavez sonrası Bolivar devriminin geleceğini yiyor Maduro. Venezuela’da kara para aklama operasyonlarının mimarı ve sosyalist değil, bu yüzden Venezuela'yı savunmak başka Maduro’yu savunmak başka bi’şey oluyor tabi. Halkı açlıkla boğuşurken Türkiye’de Nusret de et yiyen, eleştirilere karşı pişkince kameralar karşısına geçip yine gideceğim diyen birinden söz ediyoruz nihayetinde.


Maduro’nun oğlu Venezuela’da birçok önemli pozisyonda. Maduro’nun eşinin akrabaları devlet petrol şirketinde yönetici. Yine yakın çevresinin akrabaları da önemli pozisyonlarda. Ayrıca ekonomi, seçimle işbaşına gelmemiş, imtiyazlı bir avuç insanın hakimiyeti altında olduğu sürece bugün Venezuela’ya yönelik operasyona karşı koymak için Maduro'nun programından da kopmak şart. Yoksa sonuç hezimet ya da teslimiyet olur.

 

Nihayetinde Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton “Venezuela'nın gelir kaynaklarının” muhalif darbeci başkan Guaido’ya “gitmesi gerekir” diyor. Amerika, Venezuela’yı bölmeye, bir iç savaşa sürüklemeye kararlı görünüyor.


Anti-emperyalist olmak için, sadece ABD ile çelişkiye girmek yetmez. Kafa böyle çalışırsa, Tayyip'in Trump'a atıp tutmalarından da anti-emperyalizm çıkarabilir bazıları, o yüzden buradaki anti-Amerikancı ve anti-emperyalist tavrımız Amerikan emperyalizminin tehditleri Bolivarcı cumhuriyetin ve onun seçilmiş resmi temsilcilerinin meşruiyetinin ortadan kaldırmasına yönelik tavırla ilgili.


Son olarak Bolivarcıların ve Chavez'in Bolivarcı Venezuela'sının mirasını yağmalayıp duruyor diye Maduro'ya en sert eleştirileri yapıyor olsak da bu darbenin karşısında olduğumuz gibi Maduro’yu kahraman da ilan etmiyoruz. Maduro hokkabazlık yaptı diye Amerikancı paramiliter çetelerin sosyalistlere, devrimci halklara ve komünlere saldırısını, Amerikancı ve Amerikalı birliklerin darbesini, Amerikan kuklası faşist Guaido'nun devlet başkanı yapılmasını, ABD'nin ülkeye çökmesini alkışlayan varsa alkışlasın. Onlara aferin.


Ama şunu söylüyoruz, emperyalizm haydutluktur ve Amerikancılık alçaklıktır. Onlarla her türlü dolaylı ya da dolaysız yollardan iş tutanlar da.

Çözüm Chavist'lerin burjuva devletle bütünleşerek ilerleme siyaseti, komünlerle bürokratizm aşılmalı, emekçi halk lehine tüm ekonomi toplumsallaştırılmalıdır. Çözüm sosyal devrimdir. Demokrasinin tüm ve tam işleyişiyle; eşit ve özgür üretim ve paylaşıma dayalı bir sosyalizme evrilmesi şart. Venezuela’da tüm iktidar işçi sınıfına!

Yaşasın Latin Amerika'nın devrimci güçleri!

HALKIN GÜNLÜĞÜ

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

FATİH METİN STADYUMU NEREYE YAPACAK?

Haberi Oku