Gündem:
YANDAŞ BASIN KAVRAMI BOLU'DA NE ANLAMA GELİR?

Ülkemizde 16 yıldır sürmekte olan AKP iktidarının aktörleri iktidarda ömürlerini uzatabilmenin yolunun yazılı ve görsel basını manüple etmekken geçtiğine karar verdiklerinde takvimler Nisan 2008 ayını gösteriyordu.

Sürece ana hatlarıyla kısaca bakalım,

Erdoğan’a çok yakın Çalık Grubu, ATV ve Sabah’ı 2008 yılında TMSF’den satın aldı.

Çalık’ın ilk genel yayın yönetmeni de hatırlarsınız, Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’dı.

İşte bu satış ve satış sonrası gelişmeler bana göre medyanın havuzlaştırılması ile ilgili işaret fişeği idi.

Operasyonlar peş peşe geldi.

Son 10 yılın bilançosundan geriye ağır yaralı Cumhuriyet, Birgün, Evrensel ve hafif yaralı Yeniçağ Gazetesi kaldı. Görsel Medya da ise Fox, Halk, Tele 1 ve şu sıralar KRT…

Bolca nakit, ihale, reklam veren firmaları engellemek için özel firmalara baskı, şiddetli baskı, vergi incelemeleri, öne çıkan gazetecileri hapis vs yollarla tasfiye etme, Basın İlan Kurumu, RTÜK en sonunda KHK ve OHAL.

Eh başardılar, olan halka oldu, doğru haberi bulmak için biraz didinip uğraşmaları gerekiyor.

İnternet medyasını engellemek için de kanun çıkarıldı, ancak seçim öyle bir erken seçim oldu ki, ilgili bakanlıklar harekete geçmeye fırsat bulamadı.

***

Arap yarımadasından kaçmış kendisine AKP denilen kocaman fil züccaciye dükkânına girmişti artık.

Kocaman filin mesaisi ve imkânları genişti.

Filin dükkânın diğer bölümlerinde tepinmesinde hiç bir sakınca yoktu.

Yerel basını da aradan çıkarmaya karar verdiler.

Ne o öyle, Milli Mücadele’de Sivas İrade-i Milliye, Yeni Adana, Emel Amasya, Ahali Edirne, Bolu’da Dertli, Bolu, Mithat Akif Beyin Türkoğlu Gazetesi az mı önemli bir işlev üstlenmişti.

Satılmış, saray ve İngilizlerle işbirliği içerisinde hilafet basınına az mı zorluk çıkarmışlardı.

Bu kutlu, cihat yolunda büyük, küçük demeden bütün muzır neşriyat engellenmeliydi.

Burada da iş yerli siyasetçilere düşmekteydi.

Yerli fillere ihtiyaç vardı,

Bu yöresel filleri Basın İlan Kurumu BİK müfrezeleri, zabıta güçleri, yine tabi ki RTÜK, yine tabii ki siyasette ikbal ve kazanç arayan yerli para madrabazları ile donatmak gerekirdi. Eğit-donat mantalitesi burada da hayata geçti.

Öncelikle BİK müfrezeleri Anadolu ya dağıldı. İllerde yerel gazetelerle toplantılar yaptılar.

Bir ilde 6-7 gazete çıkıyordu, bu böyle olmaz dediler, birleşin dediler, birleşin.

Elma ile armut aynı sepete girer mi? Birleşmezsek ne olur? sorusunu duymak dahi istemiyorlardı.

Operasyonu gerçekleştirdiler, işlerine gelmeyenlerin içinin boşaltılması talimatı da bu ara kulaklara fısıldandı.

Biraz uzun bir giriş oldu ama bunlar AKP’nin cumhuriyetten arınma uyum yasaları.

Bahsetmezsek olmaz.

Bu yapılanlar diğer yapılanlarla senkronize bir şekilde hayata geçecek ve cumhuriyete noktayı koyacaklardı

Amaç buydu, bu yolda da ilerlemeye devam ediyorlar.

Zaman daraldı, final yaklaştı.

***

Peki, bu süreçte Bolu’da ne oldu ne bitti.

Basın İlan Kurumunun sorumlusu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç idi.

Bülent Arınç, memlekete sıkça uğrar, Bolu yerel basını ile ilgilenir, intihar eden Gazeteci Ruhjat Avşar ile görüşürlerdi.

Aktörlerden biri buydu.

İkinci aktör ise milletvekili Ali Erçoşkun

Bolu AKP’deki Erçoşkun hizbi ilk başlarda bütün basını kucaklamak gibi davranış biçimi içerisindeyken, bir diğer tehlikeli hizip A.Yılmaz hizbinin yayılma istidatı göstermesi üzerine o da mahallî bir yapılanma içerisine girdi.

Ancak asıl hizbe karşı, Alaaddin Yılmaz hizbine karşı ne basın, ne de parti içerisinde dal budak tutamadı, tutunamadı.

Onun için Bolu’da havuz denilince akla gelen, uzak ara önde olan isim necip başkanımız Alaaddin Yılmaz…

İşte burada, asıl bizimde Bolu’da havuzun mimarı olarak bahsedeceğimiz kimlik Alaaddin Yılmaz.

Yılmaz öncelikle havuzu delmek isteyen isimler üzerinde bir araştırma yaptı.

2012-14 arasında MIK ‘Medya Islah Komitesi’

Adı altında bir yapılanma içerisine girdi.

MIK, havuza atlamaya hazır olan gazetecilerle düzenli olarak toplantılar yapıyor. A.Yılmaz ve ekibi gazetecilerin zaaflarını tespit ediyor, onlarla enseye tokat ilişkiler içerisine giriliyor, yabancı saha maçlarına gidiliyor ve içlerindeki bazı isimleri özellikle beni ve İmdat Aslan’ı tasfiye etmeleri konusunda uyarılıyordu gazeteciler.

Bu arada A.Yılmaz’ın zabıta kuvvetleri de benim imtiyaz sahibi ve genel yayın yönetmeni olduğum Bolu Gündem Gazetesi, Mehmet Demirci’nin Bolu Havadis Gazetesi ve Kamuran Alagözoğlu’nun işyerlerini mühürlüyor, olmadık istekler öne sürüyor, bütün bunlarda Türkiye’nin gözünün önünde oluyordu.

Fakat talih A.Yılmaz’dan yanaydı.

Tekrar belediye seçimlerini aldı ve havuz konusunda Basın İlan Kurumunu devreye sokarak yeni müdahalelere başladı.

Adamlar geldi, yani BİK, birleşme toplantıları başladı, birinci tur ikinci tur derken yazılı gazete sayısı üçe dönüştü. Bunlara kimi internet gazeteleri ilave edildi, havuz oluştu.

Ben gazeteden ayrıldım, MIK çok sevindi.

Havuzda comlamaya başladılar, lakin görsel medyada önemli bir bela peydah olmuştu.

Bizzat A.Yılmaz’ın telkinleri ile kurulan ancak sonra yolların ayrıldığı Abant TV’de başlayan bir program Abant Objektif, A.Yılmaz’ın ve bağlısı AKP İl Başkanı Nurettin Doğanay’ın fena halde uykusunu kaçırıyordu.

Her ikisinin de uykusuzluktan sinirleri harap olmuştu.

İşte bu noktada FETÖ ana çatı davasında savcının mahkûmiyet istediği Onurlu Ticaret Abdullah Onurlu’nun bir ihbarı ortalığı karıştırdı.

Mehmet Altun tutuklandı, İmdat Aslan hakkında dava açıldı.

Tutuklu kaldığı süre içerisinde TÜRKSAT’a uydu bedellerini ödeyemeyen ve kanalının belediye tarafından mühürlenmesini engelleyemeyen Mehmet Altun’un Abant Tv’si kapandı.

TV programcısı İmdat Aslan’da davaya bir şekilde bulaştırıldı.

Alaaddin Yılmaz bununla yetinmedi, avukatı Fikret Çarıkçı, İmdat Aslan’a 46 ayrı hakaret davası açtı.

Bu çok önemli iş te halledilmişti.

Şimdilik.

Benim hakkımda da sayısını artık hatırlamadığım onlarca davalar açan A.Yılmaz mahkemelerin hepsini kaybetti.

Benim ve Mehmet Demirci’nin ortaklaşa açtığımız davada ise A.Yılmaz 4.5 ay ceza yedi. Hâkim cezayı paraya çevirdi ve temyiz yolunu kapattı.

Kamuran Alagözoğlu’nun temyizde olan ceza davaları var.

Benim yazılarıma yapılan yorumlardan ötürü A.Yılmaz yüzlerce vatandaşı mahkemeye verdi.

Bolu Adliyesi A.Yılmaz’ın davalarından bıktı usandı.

Ama bu davalar, oluşturulan havuzun su kaçırmaması için iç sıva vazifesi görüyordu.

Şimdilik havuz su kaçırmıyor, su kaçırma istidatı gösterenlerin tepesine derhal biniliyor. “Olay/Gündem Gazetesi Kasım Şahin olayı”.

Evet, böyle, şimdilik böyle…

CHP ise Bolu’da bu konulara sessizce bakar, sadece bakar, sadece izler, İyi Parti havuzdan olabildiğince uzak durur, Saadet Partisi de öyle, sol sendikalar dâhil kameralar gelmeden toplantılar başlamaz…

MHP zaten yok, AKP hiziplerinden Erçoşkun hizbi zayıf, havuzun sahibi sayılan A.Yılmaz ise gücünü muhafaza ediyor.

Bürokrasi zaten AKP’li…

Evet, her şey para için, mevki için, yalan haber için, iktidarı bir gün daha fazla sürdürebilmek için…

Şimdilik böyle

Cumhuriyetle final maçının gerçekleşeceği zamana şunun şurasında bir şey kalmadı.

Bekleyeceğiz, göreceğiz…

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122

KRİZİN FATURASI EMEKÇİLERE ÇIKARTILIYOR
Schott Orim Cam firmasının patronu siparişlerinin azalmasını gerekçe göstererek Çerkezköy’de yer alan...

Haberi Oku