Gündem:
YOLUN AÇIK OLSUN
 Sonuçta son damla bardağı taşırdı. CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hiçbir hak ve hukuk ölçüsüne sığmayacak bir şekilde 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Suçu gazetecilik mesleğini yapıp, devletin adli makamları ve güvenlik güçleri tarafından yakalanan MİT tırlarındaki silahlar ile ilgili haberleri görevli olduğu gazetede yayınlatmasıydı. Oysa o günlerde MHP Milletvekili olan Tuğrul Türkeş, yakalanan bu silahların, hükümetin açıklamalarının aksine Suriye’deki Türkmenlere gitmediğini yeminler ederek beyan etmişti. Gelin görün ki; partisini değiştirince AKP’nin Başbakan Yardımcısı oldu…

Anlatmaya çalıştığım son damladan ziyade, bir bardak dolusu sudan bahsedecek olursak ne satırlar yeter ne zaman elverir. Özellikle 2007 den sonraki zaman dilimi adaletsizliğin tavan yaptığı, hukukun işlemez hale geldiği bir dönem olmuştur. Kumpaslar kuruldu, TSK çökertildi, teröristler gizli tanık yapılıp komutanlar terörist ilan edildi. Eziyetler, haksız tutuklamalar, gözaltılar, mahkûmiyetler birbirini izledi. Kanser olanlar, kalp krizinden ölenler, intihar edenler oldu. Mahkeme salonları almadı, adalet sarayları ve devasa duruşma salonları ile yan yana cezaevleri oluşturuldu. Zaman geçti, bu zulümleri yapanların, iktidarın kontrol edemediği hakimler, savcılar, askerler, polisler, valiler, kaymakamların örgütlü suçlu oldukları anlaşıldı. Kimileri tutuklandı, kimileri kaçtılar. Fakat bunları atayanlar, görev verenler, yönetenler hiç suçlanmadılar. Evlatları askere gitmediler zengin oldular. Damatları, hapisten kurtuldular, abad oldular…

Yasama, yürütme ve yargının kendi arasındaki olması gereken güçler ayrılığı ile eşitlikleri halinde hukukun üstünlüğü tarihe karıştı. Hak ve özgürlükler dahil bütün hukuki kazanımlar seçimi kazanan partinin istediği şekilde uygulanır oldu. Çağdaş devlet yönetimlerindeki fren ve balans sistemleri işlevsiz kılındı. “OHAL” çerçevesinde uygulamaya giren “KHK” uygulamaları insanları adalet için yollara düşürdü…

Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün Ankara’dan yola çıktı. Elinde “ADALET” yazan bir pankart taşıyor. Parlamento’da yapılan çalışmalar çare olmayınca, hukuk adaleti sağlamayınca, dur, sus kar etmeyince, muhatap alınmayıp sürekli dışlanma ve hakaret karşısında ne yapsın? İnsan hak ve hürriyetlerinin en doğalı olarak, dikkat çekmek ve protesto etmek hakkını kullanıyor. Tek başına yürüyor. Katılımdan ve desteklerden mutlu olacağını belirtiyor. Kavga gürültü edenleri istemiyor.  Adam gibi yürüyor…

İktidar partisi AKP’nin Genel Başkanından bu konuda ikinci günün sonuna kadar bir yorum gelmedi. Ancak, kendisinin rahatlıkla yaptığı hukuk karşısında fikir beyan etmenin suç olduğunu söyledi, sarayda devlet protokolüne verdiği iftar yemeğinde.

Başbakan Binali Yıldırım ise, “Niçin kendisini yorup yürüyor, hızlı trenle rahat giderdi.” diyerek yaptığı sözüm ona espriden sonra, olayın sokağa taşınması imasında bulundu. Olaylar çıkmasının ihtimal dahilinde olduğunu, ancak İçişleri Bakanlığının görevinin başında olduğunu belirtti. Cuma namazının peşinden cami avlusunda yapılan bu değerlendirmeden anlaşılan, Başbakan görevini biliyor. Gerekli tedbirleri alacak, bu yürüyüş huzur ile tamamlanacaktır… Görevidir. Bakanlar Kurulu ve yönetimden sorumludur. Bu devredilemez sorumluluğu dahilinde, ana muhalefet partisi lideri ve ona destek veren barışçı eylem uygulayanların kılına zarar gelmemelidir.

Gelişme kaydederek camdan konuşmasını artık becerebilen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, çağdaş iletişim araçlarından sosyal medyada paylaşımda bulunmuş. İktidar partisinden daha atak bir şekilde, muhalefete muhalefet yapmış. Bu eylem aceledir ve tehlikelidir buyurmuş. Cumhuriyet Halk Partilileri haddini aşarak “Akıllarını başlarına alsınlar” diyerek uyarmış. Daha da ileri giderek CHP’nin iç kargaşa çıkması için yönlendirildiğini ima etmiştir. Nabız yoklayarak “Karşı Yürüyüş” tanımı kullanmıştır… İktidara yanaşmanı anladık ta, CHP’ye akıl vermek haddine değildir.  Bir faydası oldu Türk siyasetine bilmem farkında mı? Ulusal yapı ile ülkücü yapı sizin bir teferruat olduğunuzu çok güzel anlamış oldu...

Hakkın, Hukukun, Adaletin yolunda, ölene kadar da Halkın yanında olacağız.

Sn. Ecevit’in değimi ile; Bizim iki gücümüz vardır. Birisi HAK, ötekisi HALK

YOLUN AÇIK OLSUN KILIÇDAROĞLU…

 

 

                                                                                                                                                                               Özer ÖZCAN

                                                                                                                                                                                

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

AHMET BAYSAL’DA ADALET İSTEDİ
Büyük Yürüyüşün 9.Gününde Ahmet Baysal Kemal Kılıçdaroğlu ile yaklaşık 1.5 kilometre yürüdü.

Haberi Oku