Halkoyu ya da referandum dediğimiz seçim sistemlerinde varlığı olan müesseselerden birini geçtiğimiz Pazar günü geride bıraktık.

16 Nisan referandumu ya da halk oylaması böylece tarihin derinliklerindeki yerini almış oldu.

 Ama nasıl?

Bugüne kadar yapılan tüm seçimlerin ve halk oylamalarının aksine büyük yankıları olan ve halkımızın gönül rahatlığıyla kabul edemediği bir halk oylamasıyla karşı karşıya kaldık.

Ben 1946 seçimlerini pek hatırlamam zira o zamanlar 6 yaşında bir çocuktum.

Ama 1946 seçimleri CHP’nin sırtına bir kambur olarak yapıştı. Kimsede bu 46 seçimlerinin ne olduğunu doğru dürüst bir şekilde halkımıza anlatamadı.

Belleğimizde kalan bilgilere göre o zamanlar iktidarda olan CHP, yeni kurulmuş muhalefet partisine karşı seçimleri kaybetmesine rağmen çeşitli yöntemlerle kendini bu seçimin galibi olarak ilan etti.

Ancak 46 seçimlerinin asıl sonucu 1950 seçimlerinde ortaya çıktı ve de muhalefetteki DP büyük bir ekseriyetle iktidara geldi. 46 ve 50 seçimlerinde çoğunluk usulü vardı.

Yani bir seçim bölgesinde bir oy fazla alan parti o seçim bölgesinin bütün milletvekillerini çıkarıyordu. Zamanın CHP iktidarı önündeki tehlikeyi göremedi ve yine çoğunluk usulüyle seçimlere girdi. 1950 seçimleri bu sistemle CHP’nin büyük bir yenilgisiyle sonuçlandı. Eğer CHP iktidarı o zaman çoğunluk usulü yerine nispi temsil usulünü benimseyip seçimlerde uygulasaydı belki yine DP çok oy alacaktı ama meclis aritmetiği bu şekilde olmayacaktı. 46 seçimlerinde millet bir ihtarname yollamıştı zamanın iktidar partisine. Bu ihtarnameyi değerlendiremeyen CHP ise 1950 seçimlerinde aynı sistemle Meclis’te çok küçük bir grup kurabildi.

Ben 1946 seçimlerinin verdiği dersi bugünlere getirmek istiyorum.

16 Nisan halkoylaması sonuçları da 2002 yılından beri iktidarda olan AKP’ye bir ihtarname gibidir. Bütün zorlamalara devlet ve hükümet imkanlarının AKP’ye çalışmasına rağmen halk oylaması sonuçları AKP’ye bir ihtarname gibi algılanmalıdır.

Bunu bir seçmen olarak gayet iyi değerlendiriyorum. Zira halk oylaması süresince ayak ağrılarım nedeniyle mensubu olduğum CHP’ye hiçbir katkıda bulunamadım. Sadece gazetelerden olayları takip ettim.

Referandum sonuçları kelimenin tam anlamıyla “HAYIR”cıların zaferiyle sonuçlanmıştır.

Bunu inkar etmek, efendim şurada biz kazandık, burada oylarımız birkaç misli arttı demek abesle iştigal ve halkın nabzını ölçememektir. Düşünün bir kere tarafsız olması gereken YSK “Evet” cephesinin bir sempatizanı olarak kendisine önceden verildiği belli olan tüm görevleri eksiksiz yerine getirerek hemen sayım sonuçlarını ilan etmiştir.

Ben bu yaşıma geldim defalarca seçimlere katıldım böyle bir YSK uygulaması görmedim. Henüz itirazlar neticelenmeden, sonuçlar büyük bir aceleyle ilan edildi ve de “Evet”çilerin kazandığı ileri sürüldü.

Oysa, varsa tüm itirazların ya da olası itirazların karara bağlanması sonuçların ondan sonra ilan edilmesi gerekmekteydi. YSK ile koordineli çalıştığı belli olan AKP’de sayımın başlamasına yarım saat kala kargacık burgacık bir el yazısıyla henüz kesinleşmeyen sonuçlara itiraz etti ve istediğini de aldı.

Bazı partililer bu itiraz dilekçesinin tarihe geçtiğini, bu kargacık burgacık yazıyla adliyede bile herhangi bir basit işlem yapılamayacağını çok güzel ifade ettiler. Ama kimse bunları dinlemedi. Gerek o kargacık burgacık yazı, gerekse öyle bir itirazı bekleyen YSK 2017 halk oylamasının en büyük günahkarıdır.

Hal böyleyken seçim sonuçları henüz kesinleşmeden ilanlar yapıldı ve “Evet”çilerin önde olduğu ilan edildi. Bu ilandan sonra “Evet” cephesi hemen kutlamalara başladı. Sayın Cumhurbaşkanımızda “Atı alan Üsküdar’ı geçti” demek suretiyle duruma el koydu ve de  YSK’nın sonuçlarını beklemedi.

Oysa bizim bildiğimiz sayım sonuçları, ancak tüm itirazlar sonuçlandıktan sonra ilan edilirdi. Bu itirazların sonuçlanması da en az bir hafta on gün sürerdi. Evet cephesinin bütün imkanlarına rağmen sayım sonuçları herkesi şoke eden bir netice verdi.

 Evet cephesiyle “Hayır” cephesi arasında çok az bir fark oluştu.

Üstüne üstlük Türkiye’nin en önemli kentleri İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük iller “hayır”ı desteklemişlerdi.

Bu büyük bir ihtarın ayak seslerine benziyordu. Yani bu şu demekti: önümüzdeki seçimler ne olursa olsun AKP’nin bir hezimetiyle sonuçlanacaktı.

Her ne kadar Bolu’da “Evet”çiler beklendiği gibi zafere ulaştılarsa da bunu büyütmeye ve bayram etmeye hiç gerek yoktu.

 Çünkü Bolu, demokrasi tarihimizin her seçiminde sağ partilere oy veren şirin bir Anadolu vilayetiydi. CHP bu tarih boyunca sadece ve sadece cennetmekan Genel Başkanımız Bülent Ecevit’in sayesinde % 42’lere ulaşmıştı. Bende o zamanki zaferin CHP Bolu İl Başkanı olarak gerekli payı aldım.

Kimse AKP’nin Bolu’da aldığı oyu zafer olarak görmesin. Her zaman olduğu gibi CHP bu seçimde de oyların önemli bir kısmını aldı.

Ama dikkatlice yapılacak bir analizde “Hayır”cılar Bolu Merkezde “48.320” köylerde 6.982 oy aldılar. Buna karşı “Evet” oyları Bolu Merkezde 51.994, köylerde 15.760 olarak tecelli etti. Yani Bolu’da da “Evet” cephesi büyük bir zafer kazanamadı.

AKP’nin Bolu’daki durumu en iyi il başkanı Nurettin Doğanay tarafından irdelendi. Bolu siyasetinde yakın geleceğin bir yıldızı olmaya namzet Nurettin Doğanay ağırbaşlı ve sakin bir üslupla neticeyi kabullendi. Örgütünün taşkınlık yapmasına müsaade etmedi. Bu davranışıyla ileriki seçimlerde güçlü bir aday olacağının sinyalini verdi.

Bizim sade bir vatandaş ve seçmen olarak gözlemlediğimiz kadarıyla önümüzdeki seçimler için “Hayır” cephesi ümitlenebilir.

Ama bugünden tezi yok çalışmalara başlanmalı herkesi kucaklayan bir politikalar izlenmelidir.

Bence halk oylamasının en çarpıcı örneklerinden biride CHP’nin potansiyel Genel Başkan adayı Muharrem İnce’nin başına gelen bence siyasi faciadır. Türkiye’yi karış karış dolaşan ve “Hayır”cıların başarılı olmasında büyük emekler veren sayın İnce’nin Yalova’daki köyünde “Evet” çıkması bu kampanyanın en dikkate değer neticesi olmuştur. Sayın İnce’nin bu sonuçtan moralinin bozulmamasını ve çalışmalarına aynı hızla devam etmesini temenni ediyorum.

Yukarıda kendime göre sıraladığım gerekçeler 2017 halk oylamasının aynen 1946 seçimleri gibi tarihimize kazınacağı ve oradan hiç ayrılmayacağı şeklindedir.

Keşke YSK tarafsızlığını kaybetmeyip bu sonuçları tam bir dürüstlükle belirleyip ilan edebilseydi.

 

BURHAN DEMİRÇAKMAK’I KAYBETTİK

Mengen’in en sevilen simalarından dededen ve babadan CHP’li olan sevgili kardeşim Burhan Demirçakmak’ı hafta başında kaybetmişiz. Maalesef Mengen ilçe teşkilatı başta ilçe başkanımız ve Belediye başkanımız olmak üzere bu vefat haberini bize bildirmediler. Sevgili kardeşimizin ölümünü toprağa verildikten sonra öğrendik. Mengen teşkilatımızın bu ayıbını kınıyorum. İlçe başkanımız ve belediye başkanımız bakalım bu ayıplarını nasıl telafi edecekler.

Burhan Demirçakmak kardeşime yüce Allah’tan gani gani rahmetler, kederli ailesine ve tüm Mengenli hemşehrilerime baş sağlığı dilerim.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122