"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"
Kadın:
BOLU'DA KADINLAR:1 TEMMUZ'DAN SONRADA HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını protesto eden kadınlar Bolu’da Kardelen Meydanı’nda bir araya gelerek eylem gerçekleştirdi. Geçtiğimiz günlerde gerekli birimler tarafından alınan yürüyüş izni, eyleme sadece bir saat kala ‘güvenlik’ nedeniyle iptal edildi. Yalnızca resim boyama ve basın açıklamasına izin verilen eylem, Bolu Kadın Platformu tarafından saat 16.00 civarında resim boyama etkinliği ve şarkılarla başladı. Resim boyama etkinliğinin ardından gerçekleştirilen basın açıklamasını Bolu Kadın Platformu adına Ceren Perçin okudu.



TALİMATLARLA ÇALIŞAN YARGI YÜRÜTMEYİ DURDURMAYI REDDETTİ!
20 Mart 2021 gününün ilk saatlerinde Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Meclis’te oybirliği ile kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’nin “Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine” karar verildiğini anımsatan Perçin, “Tek kişilik bu hukuksuz kararın hemen ardından onlarca baro, kadın ve LGBTİ+ örgütü, siyasi parti, sivil toplum örgütü ve hatta tek tek kişiler Danıştay’a yürütmeyi durdurma davası açtı. Bugüne değin Danıştay’dan bir tek ses çıkmadı. Sözleşmenin feshi, 1 Temmuz’da yani yarın resmen gerçekleşecek.  Soruyoruz, dava dilekçelerimize ne oldu? Adaleti sağlaması gereken kurumlar neden işlemiyor? Beklettiğiniz, askıya aldığınız, görmezden duymazdan geldiğiniz, tozlu raflara terk ettiğiniz bizim yaşam hakkımız. Sarayın ilk savunması; Cumhurbaşkanın, devletin yüksek menfaatini ilgilendiren işlemlerine karşı yargı yolu kapalıdır. Kadınların , çocukların ve tüm yurttaşların menfaatine olmayan bir şey nasıl devletin menfaati olabilir. Saray bir kez daha kendi bekası için tacizi, tecavüzü, cinayetleri yok saymıştır. Talimatla çalışan ve dizayn edilen yargı yürütmeyi durdurmayı reddetmiştir” dedi.


BU DAVA SADECE KADINLARIN DEĞİL BU ÜLKENİN HAYSİYET DAVASIDIR!

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır” hükmüyle bir çerçeve çizildiğini, Türk Ceza Kanunu’nun 77. maddesinde de çocukların cinsel istismarı “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” kapsamında değerlendirildiğini ifade eden Perçin, “Ancak Türkiye, her ne kadar çocuk haklarına dair uluslararası antlaşmaları imzalayan taraf devletler arasında bulunsa da ve Türk Ceza Kanunu’nda gerekli hükümler yer alsa da AKP iktidarı antlaşma yükümlülüklerini ve gerekli tedbirleri uygulama noktasından çok uzak bir tutum içindedir. Öyle ki, son yıllarda tırmanışa geçen ve pandemi sürecinde daha da artan çocuğa karşı cinsel şiddet ve suiistimaller, çocuk yaşta evlilikler, internet üzerinden işlenen suçlar, ülkemiz açısından karanlık bir tablo çizmektedir.Son günlerde ülke gündemine düşen kadın ve çocuk istismarı haberlerindeki artış çarpıcı boyutlardadır. Yıllarca uğradığı tecavüzü taşlara yazan çocuk haberi, Karatay Akademi Yayınları tarafından basılan “Onlar Ermiş Muradına-En Güzel Türk Masalları” isimli kitapta yer alan “Sandık” adlı masalda çocuğa karşı cinsel istismarı, ensesti  meşrulaştıran skandal ifadeler kullanılması, Elmalı davasıyla gündeme gelen bir kız bir erkek iki kardeşin aile içi cinsel istimara uğramaları ve sanık olan anne ve üvey babanın tahliye edilmesi haberleri, sadece birkaç örneği oluşturmaktadır. Üstü örtülen, duyulmayan vakaların çok daha fazla olduğu tahmin edilebilmektedir”diye konuştu.



2019 YILINDA 206 BİN 498 ÇOCUĞUN YÜZDE 15,2’Sİ CİNSEL SUÇLARDAN MAĞDUR
Açıklamasında Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2019 yılında cinsel suçlardan mağdur olan çocuk sayısına değinen Perçin, “TÜİK’in 2019 verilerine göre, güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen 206 bin 498 çocuğun yüzde 15,2’si cinsel suçlardan mağdur oldu. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adli istatistiklere göre, Türkiye’de 2019’da “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin 57 dava açıldı. Bunların 22 bin 689’unu çocuklara yönelik cinsel istismar suçları oluşturmuştur. Yine Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, 2012’de çocuğun cinsel istismarı davalarında suç sayısı 17 bin 589 iken, 2019’da bu sayı 22 bin 689’a çıkmıştır. İnsan Hakları Derneği’nin İstanbul Şubesi Çocuk Hakları raporuna göre ise 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yapmıştır. İstanbul Sözleşmesi devletlere der ki; her türlü şiddet eyleminin çocuklar üzerindeki etkisinin önlenmesi için sen sorumlusun! Çocukları korumak, şiddete karşı bariyer olmak için ulusal insan hakları kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ve özellikle de kadın örgütleriyle işbirliği yapmalısın. Çocuk istismarcılarına af isteyen, kadınları ve kız çocuklarını kendilerine tecavüz eden erkeklerle evlendirme niyetinde olanlarla İstanbul Sözleşmesinden vazgeçilmesini isteyenler aynı kesimler. Bununla da yetinmeyip devletin çocukların cinsel sömürü ve istismara karşı korumasını garanti altına alan Lanzarote Sözleşmesinden de çıkılmasını dillendiriyorlar” ifadelerine yer verdi.



NE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN NE DE LANZAROTE SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ!
İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çeken Perçin, “İstanbul Sözleşmesi şiddetin önlenmesi, şiddet görenlerin korunması, en temel ihtiyaçlarının karşılanması için tüm kamu görevlilerinin etkin görev yapmasını, barınmadan çocuk bakımına, psikolojik destekten ücretsiz sağlık hizmetlerine erişime, istihdam olanakları sağlanmasından tüm sağlık ve sosyal hizmet olanaklarının hızlı, nitelikli bir biçimde sunulmasına kadar bütün hizmetlerin yerine getirilmesini şart koşar. İstanbul Sözleşmesi, sınırları aşan mücadelemizin belgesidir. Şiddetle mücadeleyi en kapsamlı şekilde ele alan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıp, “milli” ve “yerli” söylemleriyle mücadelemizin evrenselliğini yadsıyan yeni sözleşmeleri asla kabul etmiyoruz. Haklarımız ve hayatlarımız hakkında pazarlık yapmıyoruz” şeklinde konuştu.



EŞİTLİK İÇİN İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMİYORUZ!
Taciz, tecavüz, şiddet, kadın ve LGBTİ+ düşmanı söylemlerin hayatın her alanında var olduğunu belirten Perçin, “Okullar, kampüsler, derslikler, yurtlar… Taciz haberleriyle, şiddet olaylarıyla, kadın ve LGBTİ+ düşmanı söylemlerle dolup taşıyor. İstanbul Sözleşmesi devleti eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama, yerleşkelerde cinsel taciz ve saldırıyı önleme, ulaşılabilir başvuru yerleri yaratma, toplumsal cinsiyet eşitliğini izleyen çalışmalar yapmakla mükellef kılıyor. Eşit, özgür, şiddetsiz bir üniversite, eğitimin her kademesinde toplumsal cinsiyet eşitliği için İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! Bölgesel savaşlar, ekolojik afetler, ekonomik çöküş göçü giderek daha fazla zorunlu hale getiriyor, göçmen kadın ve çocukların şiddete karşı korunması daha da önem kazanıyor. İstanbul Sözleşmesi, hangi hukuki statüde olursa olsun, hatta kimliksiz dahi olsalar tüm göçmenlerin şiddete karşı korunmasını garanti ediyor. Doğduğu yerde yaşadığı yoksulluk, savaş ve şiddet nedeniyle göçe zorlananların şiddete karşı korunmasının güvencesi İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz” ifadelerini kullandı.



İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, EŞİT VE ÖZGÜR BİR DAYANAKTIR!
İstanbul Sözleşmesi’nin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımı gözetmeksizin şiddeti yasaklar, LGBTİ+’ların da hayatlarını ve haklarını eksiklikleri de olsa şiddete karşı güvence altına aldığını vurgulayan Perçin, “Türkiye Cumhuriyeti anayasası ve varolan tüm insan hakları belgeleri, bildirileri “herkesin eşitliğini” savunur. Bu ilkeye sahip çıkmak herkes için bir yükümlülük iken siyasi iktidar ve atanmış bürokratları LGBTİ+ları hedef göstererek İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararını meşrulaştırmaya çalıştı. Her bir nefret söylemi ardından LGBTİ+’lara dönük saldırılar arttı. Ayrımcılık, nefret söylemi ve eşitsizlik karşısında İstanbul Sözleşmesi eşit ve özgür yaşam için dayanaktır. Tekçiliğe karşı, LGBTİ+ yoktur diyenlere karşı gökkuşağının bütün renkleriyle buradayız, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!” dedi.



ÇOCUK İSTİSMARINI MEŞRU KILACAK TÜM UYGULAMALARIN KARŞISINDAYIZ!
“İstanbul Sözleşmesi madde 19 devletlere der ki; şiddete uğrayanların anadillerinde kendilerini ifade edebilmelerini sağlayacak hizmet ve olanakları yaratacaksınız” diyen Perçin, “İstanbul Sözleşmesi ve getirdiği yükümlülükler her türlü siyasi çıkardan üstündür, dil ayırmadan bütün kadınların ve LGBTİ+’ların yaşam güvencesidir. Biz güvenli bir yaşam ve toplumsal cinsiyet eşitliği için, dil ve kimlik haklarımız için de İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz! Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilme kararının alındığı, çocuk istismarının erken evlilik adıyla meşrulaştırma girişimlerinin arttığı, kadına ve çocuğa karşı baskı, şiddet ve istismarın yoğun biçimde devam ettiği ve birçok delile rağmen sanıkların skandal kararlarla tahliye edildiği bir dönemde, kadınların ve çocukların haklarına yönelik her türlü müdahaleye karşı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz. Çocuk istismarının meşrulaştırılması anlamına gelecek tüm uygulamaların karşısında olacağımız bilinmelidir” ifadelerine yer verdi.



1 TEMMUZ’DAN SONRA HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ!
“İstanbul Sözleşmesi’ni nasıl kazandıysak öyle savunmaya devam edeceğiz” diyen Perçin şunları söyleyerek konuşmasını bitirdi: “Polonya’dan Macaristan’a, Arjantin’den Sudan’a uzanıyor mücadelemiz… Yarınlarından umut duyulan bir hayat, neşemizi, arzularımızı, hayallerimizi, sevincimizi doya doya yaşadığımız bir dünya için, rengarenk var oluşumuzda bir tek rengimizi soldurmamak, aramızdan bir tek kişinin eksilmeyeceği bir yaşamı inşa etmek için sınır tanımayan mücadelemize güveniyoruz! Birbirimize güveniyoruz, birliğimize güveniyoruz! Haklarımıza, sözleşmemize göz dikenlere sesleniyoruz… Mücadeleyle kazandığımız, artık bütün toplumun kabul ettiği haklarımızın bir tekinden bile vazgeçmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesini nasıl kazandık ise öyle savunmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden değil önümüzden çekilin!”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BOLU'DA STAJYER ÖĞRENCİYE CİNSEL SALDIRIDA...
Bolu Aladağ Orman İşletmesi’nde stajyer öğrenciye cinsel saldırıda bulunduğu tespit edilen 60 yaşındaki...

Haberi Oku