Kadın:
TACİZ VE TECAVÜZ BİREYSEL BİR SORUN MU?
 Türkiye son yıllarda kadınlara ve çocuklara yönelik taciz ve tecavüzde adeta patlama yaşanıyor.

İşin ilginç olanı iş başında olan ve sorunu çözmekle yükümlü olan AKP iktidarı, taciz ve tecavüz olaylarını kişilerin sapkınlığıyla açıklayarak dikkatleri kurulu düzen dışında aramaya çalışıyor.

Durum böyle olunca sivrisinekleri üretene bataklığı kurutmak yerine tek tek sivrisineklerle uğraşılarak adeta taciz ve tecavüz teşvik ediliyor.

Sorun aileden başlayarak eğitim, din ve burjuva kültüre kadar uzanmaktadır.

Örneğin çocuk yalnız başına sokağa adım atmaya başladığında karşılaştığı ilk sözlerden birisi, küfür ve bel altı sohbetler oluyor.

Bu sohbet ve küfürlerin önemli bölümünü, kadın bedenini aşağılamak oluşturuyor. Aslında bu sözlü olarak kadın bedeninin tecavüzüdür.

Çocuk büyüdükçe okulda, kafeterya da buna devam edecek, ve çocuğun beyni kadınlara tecavüz etmekle meşgul edilecektir…

Daha küçük yaşta itibaren erkek çocuğun beyninde eril feodal zihniyet şu algıyı yaratıyor:

Penis üstün, vajina ve kalça aşağıdır.

Ve o penis, o vajinaya tecavüz edecek ve bu doğaldır.

Çünkü kadınlar, erkeklerin cinsel ihtiyacını gidermek, çocuk doğurmak, bulaşık-çamaşır yıkayıp ütü-temizlik yapmakla yükümlü kılınmıştır. Erkek ergen hale geldiğinde porno filmlere de merak salacak, ya da teşvik edilecektir. Filmlerde de küfrün ve cinselliğe kolay yoldan ulaşmanın görselliğini görecektir. Porno filmlerde doğal olarak her daim kadın köle, erkek efendi rolde gösterilince gençte kendisini ona göre koşullamaktadır.

Tecavüz kültürüyle beyni epeyce harlanan ”ergen” çocuk, babasının veya arkadaşlarının desteğiyle erkekliğe atılan ilk adım olarak ”milli” olmaya, yani geneleve gidip para karşılığı seks işçileriyle birlikte olacak. Kadının ayrı bir aşağılanma alanı olan genelevde, erkek, parasıyla bir süreliğine satın aldığı bedene boşalana dek hırpalayacaktır. Sonra mı? Sonrası bilinen bir olaydır. Her gün sokakta veya haberlerde şahit olduğumuz taciz ve tecavüz olayları bir birini kovalayacak.

Çünkü bir kez erkeğin kafasına kadın edilgen ve parayla alınıp-satılan bir cinsel bir nesne olarak yerleştirilmiştir. Örneği bebekler ilk dünyaya gözlerini açtıklarında annesinin memesini emerken o anlarda aklından erkekliğin üstün bir cins olduğunu, anasının cinsinden olanlara tecavüz etmeyi aklında geçirmiyordu. Ama ataerkil sistem çocuğu aile içerisinden başlayarak eğitim-din-kültür kısacası yaşamın her alanında eğitimden geçirdi, ondan bir tecavüzcü veya kadını ‘alını-satılan bir meta’, ‘cinsel obje’ gören potansiyel tacizci ve tecavüzcü haline getirdi. Sokaklar, küfürlerle taciz ve tecavüzün teorisini yapan, rutinleştiren erkeklerle doludur.



En ufak bir fırsat eline geçtiğinde bu yaklaşımları pratikte uygulamaktan çekinmeyeceklerdir. Din, bu tecavüzlerin sorumlusunu kadınlarda buluyor. Bu anlayışa göre, erkeği tahrik eden kadındır. Bunun için kadının örtünmesi emredilmiştir. Eğer kadın örtünmüyorsa, tecavüze uğramak istiyor demektir.



Hatta, AKP Ünye İlçe Tanıtım ve Medya Başkanı Süleyman Demirci, bunu şu sözlerle açıklamıştı: “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya satılıktır ya da kiralıktır.” İslamın veya diğer dini oluşumların kadına bakış açısı özünde budur. Cinsellik yaşamın olmazsa olmazıdır. Yalnızca üreme amacıyla değil, haz için de bir ihtiyaçtır. İki sevgilinin cinsel birlikteliğinde kötülenecek hiç bir şey yoktur. Yeter ki cinsellikleri karşılıklı arzuya, sevgiye dayansın, işin içine zorbalık, aldatma, parayla satın alma yada politik nüfus kullanma karışmasın .

Türkiye de tabu olarak görülen ve okullarda dahi konuşulmaya cesaret edilemeyen cinsellik öyle yozlaştırıldı ki, tecavüze hatta kız ve erkek çocuklara taciz ve tecavüz yaygınlaştı ve her şey paraya tahvil edildi .

Cinsel yasakların sürmesi ve namusun apış arasında aranması, bu alanda katı ahlakçı feodal yaklaşımlar bastırılmış duygular, ataerkilliğin kadını aşağı, erkeği üstün görmesi, cinsel eğitimin tabu görülmesi, bu eğitimin porno filmlere bırakılması, kadının cinsel gücünün metalaştırılması ve her gün edilen kadın bedeni üzerinde toplumsal amaçların pratiğe sunulması taciz ve tecavüzün doğallaştırmasının yolunu döşüyor.

Öylesi bir sistem kaçınılmaz olarak her geçen gün daha vahim bir hal almaktadır. Sevişme, yalnızca erkeğin cinsel gereksinimlerinin giderilmesi olarak görülüyor ve burada kadın yok sayılıyor Keza taciz ve tecavüz gerçekliği bireysel bir soruna indirgenemez. Tecavüz, toplumsal bir sorun olan kadın sorununun şiddetli yansımalarından yalnızca biridir.



Taciz ve Tecavüzlere karşı oluşan tepkiler doğru yönlendirilmediği sürece, taciz ve tecavüzlere tanık olmaya devam edeceğiz. Bir tecavüzcüye yalnızca ağır hapis cezaları vermek, ya da hadım etmek sorunu kökünden çözmüyor maalesef. Sorunun köklü çözümü ataerkil düzeni üreten ve ayakta tutan özel mülkiyet düzenine bağlı olduğunu unutmadan hareket edildiği ve toplum bu doğrultuda eğitilip örgütlendiği koşullarda, taciz ve tecavüz kültürüne karşı güçlü bir toplumsal direnç yaratılacaktır.

Taciz ve tecavüzlerin olmadığı özgür bir dünya yaratma dileğiyle…

 

 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

Düzce bu haberle çalkalanıyor!
Belediye Başkanı Mehmet Keleş’in Genel Merkez'e istifasını sunduğu haberleri gündemde bomba etkisi...

Haberi Oku