Prof.Dr. Gülümser Heper, bir dönem AİBÜ akademisyenlerinden, FETÖCÜ Hareketin baskıları sonucu AİBÜ’den ayrılmış, şimdi özel bir hastane de kardiyolog olarak mesleğini sürdürüyor. Heper hekim kimliğinin dışında farklı konularda bilimsel çalışmaları ile tanınıyor. İşte aşağıda paylaşacağımız “Kapitalizmin Yeni Garantörleri  başlıklı makaledeFethullah Gülen Hareketinin kime nereye hizmet ettiğini bilimsel kaynaklara dayanarak inceliyor.

2008 yılında yayınlanan makale, Prof. Dr. Gülümser Heper’in başını yıllar boyu uğratmış, F Tipi Hareketin boy hedeflerinden biri haline getirmiş.

Makaleyi sizlerin istifadesine sunuyoruz.

 ***

 

İlişikteki, iki paragraf Gülümser Heper’in ilgili yazısının önsözü niteliğinde ve kendisine ait

Bu makale benim onur belgemdir. Yıl 2008; zulüm ve tehdit altındayım. Rahmetli İlhan Selçuk tutuklanmadan kısa süre önce Cumhuriyet'in sayfasını açmış bana. Yeni Asya tam 3 cevap vermiş. Odamda dinleme cihazları, telefonlarıma küfür, arabama darbe, sayısız soruşturma. Beni koruyan bir ilahi güç yok. Onurum, şerefim ve haysiyetim var

Şimdi bu beni vatan hainlği ile suçlayan çöplüklere cevabımdır. 2008 yılında Fethullah Gülen yapılanmasının nasıl bir CIA yapılanması olduğunu anlatmışım. Bu makalem Boğaziçi Üniversitesinden sayın Prof. Dr. Suna Kili'nin kitabında referans kaynak olarak kullanılmıştır. Ben bu makaleyi yazdığımda bunların ağababaları Fethullah Gülen'in kucağında oturuyordu. Okuyun. Saf bir yürek ve temiz bir vicdanla okuyun. Eğer varsa. Sonra benden özür bile dilemeyin. Adam olun yeter  Gülümser Heper

***



KAP
İTALİZMİN YENİ GARANTÖRLERİ.

 

 

Gülümser HEPER

Dünyada, bugün, sosyal değişimin aracısı olarak kabul edilen ve Vatikan onaylı üç hareketten biri, Saidi Nursi hareketidir. İkinci hareket, ruhen ve tarihi olarak birinci hareketle bağlantılı olan Fethullah Gülen hareketidir. Üçüncüsü ise Asian Muslim Action Network (AMAN) hareketi olarak bilinen ve 18 Asya ülkesinde organize olan bir harekettir. Bu üç hareketin hiçbiri, kendisini, pasif İslamcı ya da barış hareketi olarak tanımlamaz. Onlar kendilerini, İslamın doğası gereği olduğunu söyledikleri barış, adalet ve şiddet içermeyen bir dünyanın ajanları gibi çalışan bir İslami hareket olarak tanımlarlar. İlk iki hareket lider kökenli harekettir. Bunları Said Nursi ve Fethullah Gülen in vaazları ve yazıları belirler. Ulusal ölçekte başlayan bu hareketler şimdi uluslararası düzeye ulaşmış ve Batı Avrupa ve Kuzey Amerika dahil dünyanın çoğu bölgesinde yaşam ve aktivite olanağı bulmuştur. Üçüncü hareket olan AMAN, sosyal adalet aktiviteleri ve ilerici İslam hareketleri olarak adlandırdıkları hareketlere öncülük eden bir yapılanma içindedirler. Bu genç ve hızlı büyüyen hareketin tek bir kurucusu olmayıp ulus orijinli ve ideolojik merkezli değillerdir.

A - Saidi Nursi ve politik içeriği

Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde doğmuş olan ve Türkiye Cumhuriyetinin ilk dönemlerinde olgunlaşan Saidi Nursi hareketi, Türkiye Cumhuriyetinin kurulma aşamasında, laiklik ve dincilik, modernlik ve gelenekselcilik, bilim ve ruhanilik, millet ya da ümmet olmak arasındaki çatışmalar ortamında yeniden biçimlenmiştir. Saidi Nursi, Kuran ı modern bilimlerin ışığında analiz ettiğini iddia eder. Ancak, modern bilimlerin insanı Allah tan uzaklaştırdığını, Allah ın rehberliğinden ayırdığını da ileri sürer. Nursi nin görüşleri üç alanda farklılık gösterir: Bunlar, barış üzerine düşünceleri (savaşlara karşı çıkma), modern medeniyetlere eleştiriler ve İslam-Hıristiyan birlikteliğidir. Bu üç öğe, Nursi hareketinin karekteridir ve öteki modern Müslüman hareketlerden onu ayırır. Nursi nin Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki ruhani ilişki çabaları ise 1911 de başlamıştır. Türkiye ve İslam dünyasını, Batı bilim ve teknolojileri ile modernize etme fantezileri, Hıristiyan dünyasının haz duygularını kamçılamada etkili olmuş, Nursi yi aracıları olarak görme ve değerlendirmelerine yol açmıştır. Savaşlara da karşı olduğunu söyleyen Saidi Nursi, Kore Savaşı sırasında kendi üyelerinin komünistlere karşı savaşını desteklemiş, yüreklendirmiş ve komünistleri öldürmekle ateizme karşı verdiğini söylediği savaşın silahlı destekçisi olmuştur. Nursi, modern yaşamda Müslümanların doğal partnerlerinin İsa nın öğretilerini izleyen Hıristiyanlar olduğunu ifade ediyordu. Müslümanlar, diğer Müslümanlarla birliktelik kurmakla yetinmemeli, dindar Hıristiyanlar ile de birliktelik kurmalıydı. Nursi, Müslüman-Hıristiyan ilişkilerini, barış, uzlaşı ve dostluk adına sürdürdüğünü ifade ediyordu. 1950 de Papa XII. Pius a bir mektupla birlikte yazılarını gönderdi. 22 Şubat 1951 de bir teşekkür mektubu aldı . 1953 te Saidi Nursi, Patrik Athenagoras İstanbul da dostluk ve işbirliği adına ziyaret etti. 1960 ta 84 yaşındayken öldü.

Nur hareketinin izleyicileri

Nur hareketinin izleyicilerinin 5-6 milyon dolayında, bazılarına göre de 9 milyon dolayında olduğu söylenir. Risale-i Nur öğrencileri 5500 ikametgâhda haftada iki kez Nursi nin yorumlarını tartışmak için bir araya gelirler. Ekim 2007 de Londra da yapılan Fethullah Gülen hareketini değerlendiren Hıristiyan sponsorlu toplantıya sunduğu bildirisinde Mustafa Akyol , Nursi nin düşmanlarının Siyonizm ve Batı tipi sömürgecilik olmadığını, onun düşmanlarının materyalist felsefe ve komünist ideoloji olduğunu ve Batı dünyasını kendisine müttefik seçtiğini ifade etmiştir...

B - Fethullah Gülen ve politik içeriği

Karl Marx, Tarihsel bütün büyük olayların, ilkinde trajedi olarak, ikincisinde komedi olarak iki kez yinelendiğini yazar. Bu, Nurculuğun iki dönemini açıklamaya yarayan çok iyi bir saptamadır. Bir din ya da yeni dünya düzeni olarak tanımlayabileceğimiz bu ideoloji, neo-liberal anlayışla tümüyle uyum içindedir. Hareket ilk 1970 lerde Nursi nin fikirlerini dile getirip kendince katkılar da yapan bir vaizin önderliğinde başlamıştır. Gülen hareketi, zaman süreci içinde toplumsal olarak sınırlı yaşam alanları yaratmaktan çok, gazete ve TV gibi iletişim araçları ile toplumla iletişim başlatmıştır. Abant Platformu ve Kültürler Arası Diyalog Platformu gibi girişimler oluşturmuşlardır. Nursi nin yazılarındaki dinler arası ilişki çabaları, Gülen hareketi ile ivme kazanmıştır. Nursi nin söylemlerindeki yalnızca iyi Hıristiyanlar ile ilişki çabaları, Gülen hareketinde tüm dinlere uzanacak kadar söylemini genişletmiştir. Gülen hareketi, dinler arası diyaloğun en büyük düşmanının modern yaşamda gördükleri ateist ve laik yaklaşımlar olduğunu açıkça ifade etmektedirler. Diyaloğun sonucunda en çok arzulanan şey, bilimsel materyalizmin yok edilmesidir. 1990 dan başlayarak harekete uluslararası boyut kazandırılmıştır. Bugün Gülen hareketi, Türkiye deki yeni Müslümanlığın adı olmuştur. Sosyolog Jenny B. White, bu hareketi İslamiyete bir alternatif olarak tanımlar. Çünkü bu tip bir Müslümanlık, kapitalizmin lehinedir. Hatta Gülen Müslümanlığı, gerçek Müslümanlıkla çatışık; İslami değer yargıları ile çelişkili ve ona yabancıdır. Serbest pazar ekonomisi ile İslami değerlerin birleştirilmesi Gülen hareketine ivme kazandırmıştır.

Sosyolog Max Weber, Batıda kapitalizmin yükselmesinin ve serbest pazar ekonomisinin din engelinin bertaraf edilmesi ile geliştiğini ifade eder. Weber bu bağlamda İslamı kapitalizmin yerleşmesine engel olarak tanımlamış, ancak Gülen hareketi İslamiyette yaptığı reformlar ile kapitalizmi İslamiyet ile birleştirmiştir. Bu süreç, Türkiye ve Malezya gibi toplumlarda, İslamın dini öğreti metninin yorumlanarak iş hayatına, kapitalizme uyarlanması biçiminde değerlendirilebilir. Berlin de kurulmuş bir düşünce örgütü olan ESI ( Eurepean Stability Initiative ), Fethullah Gülen ve grubunu, İslamın Kalvinistleri olarak tanımlar.

C - The Asian Muslim Action Network (AMAN) hareketi

Yapılanması ve içeriği bakımından ilk iki hareketten tamamen farklı olan bu örgütlenme, ilerici olarak tanımlanan İslamcı bireyleri, grupları, kurumları Asya zemininde 18 ülkede organize etmektedir. Ekim 1990 da küçük ama etkin bir grup Müslüman bilim adamı ve sosyal aktivist tarafından kurulan bu örgüt, ahlakdışı yaşam, materyalistik yaşam, artmış etnik ve dinsel çatışmalar, kadın ve çocuklara karşı şiddet ve çevre katliamı gibi geniş bir perspektifte mücadele yapacaklarını belirtmiştir. Yeni bir İslami bakış ile, demokratik haklar, kadın ve çocuk hakları bakımından güney ve güneydoğu Asya ülkelerinde ilerlemeler kaydettiklerini ileri sürmektedirler. Programlarına, barış kültürü, dinler arası diyalog, kadın ve barış, gençlik ve barış, fakirlik ve barış gibi yeni dünya düzeninde duymaya alışkın olduğumuz çalışmaları eklediklerini ifade etmektedirler.

Aynen Gülen hareketi gibi, bu hareket de eğitim kurumları ve gençlik kampları organize etmektedir. Görüldüğü üzere, Yeni Dünya Düzeni, İslamın Batıyı keşfetmesi şeklinde değildir. Kapitalizmle uyumlu hale getirilmiş Hıristiyanlığın, kendine engel olarak gördüğü İslami felsefe ve tasavvuf fikrini yok ederek İslamı kirli kapitalist sistemlere uydurması ve uyarlamasıdır. Çünkü onlar, İslami felsefenin, faiz, rüşvet, haksız kazanç, emek harcamadan kazanç, sömürgecilik sistemlerini yasakladığını çok iyi bilmektedirler.

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122