Kültür:
ATATÜRK'ÜN AŞÇISI BOLULU KEMAL USTA ANLATIYOR

                              ATATÜRK’ÜN AŞÇISI

                BOLULU KEMAL USTA ANLATIYOR:

                                     (II. BÖLÜM)

    1969 yılının 10 Kasım tarihli GÜNAYDIN gazetesinin birinci sayfasında, Erkan Tüzün ve Baha Tunç’un, Atatürk’ün aşçısı Mengenli Kemal Usta ile yaptıkları bir röportaj yayınlanır.  Kemal Usta, 1332/1916 yılında Mengen ilçesinin Konak Köyü’nde doğmuştur. Ailesinde, aşçı olan yakınlarının yanında, küçük yaşta aşçılık mesleğine girmiştir.  Daha yirmili yaşlarının başında, İzmir’in büyük lokantalarından birinde baş usta olarak çalışmaktadır. 1929 yılında, Başbakan İsmet Paşa’nın (İnönü) mutfağında baş aşçı olarak çalışan kayınbiraderi Kadir Usta aracılığı ile Çankaya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün mutfağına yardımcı aşçı olarak alınır. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün baş aşçısı da Mengenli bir usta olan, Kemal ustanın akrabası Ak Mehmet ustadır. Köşkün mutfağında çalışmaya başlayan Kemal Usta, zamanla; kalfalıktan baş usta yardımcılığına ve ustabaşılığa kadar yükselir.  Uzun yıllar Atatürk’ün baş aşçısı olarak hizmet verir. Atatürk’ün vefatından sonra, diğer Cumhurbaşkanları; İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel ve Cevdet Sunay’ın da baş aşçısı olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde hizmet eder. 1970’li yılların başında da Çankaya Köşkü’nün mutfağından, baş aşçılığından emekli olur.

    Fotoğraf 2: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel ve Cevdet Sunay’ın aşçılığını yapan Bolu-Mengenli aşçı Kemal Erten.

                      (ERKAN TÜZÜN VE BAHA TUNÇ’UN RÖPORTAJI)

                            

                 Fotoğraf 3: 10 Kasım 1969 Günaydın gazetesi 1. Sayfa.

             “ATATÜRK EN ÇOK KURU FASULYEYİ SEVERDİ”

“Fasulyeyi pirinç pilavının üstüne döker öyle yerdi. Köşk mutfağında hergün bir tencere kuru fasulye hazır beklerdi”

*Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana bütün Cumhurbaşkanlarının özel aşçılığını yapan Bolulu Kemal Usta, Atatürk için “Yemek yerken yalnız kalmayı hiç sevmezdi”diyor.

*”Atatürk’ün hiç hoşlanmadığı yiyecekler tatlılardı. Onu hiçbir zaman tatlı yerken görmedim. “

*”Köşkte çalışanlara çok iyi davranırdı. Hiç kızmaz, çoğu zaman tatlı laflarla herkesin gönlünü alırdı.”

                                              

                                   

                 Fotoğraf4: 10 Kasım 1969 Günaydın gazetesi 5. Sayfa.

                                     AŞÇISI ANLATIYOR

“Büyük kurtarıcı Atatürk, hangi yemekleri severdi? Bu suale ancak, aşçıları ile ün yapan Bolu’nun Mengen ilçesinin Konak köyünde, 1322 yılında doğan Kemal usta cevap verebilirdi.

Bir aya kadar emekli olacak olan 63 yaşındaki Kemal Usta’yı Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde bulduk. 1929’da Çankaya Köşkü mutfağına giren, sırasıyla; kalfa, başusta yardımcısı ve ustabaşı olan 2 oğul, 2 kız babası Mengenli Kemal Erten, bize köşkün mutfağında, o günleri yaşar gibi heyecanla büyük kurtarıcının sevdiği yemekleri anlattı.”

“1929 yılında İzmir’de bir büyük lokantanın başustasıydım. O sırada, Başvekil İsmet İnönü’nün başustası, kayınbiraderim olan Kadir usta idi. Onun aracılığı ile Köşk mutfağına yardımcı aşçı olarak girdim. O günlerde Gazi Paşa’nın aşçıbaşısı Ak Mehmet Usta idi. Benim de akrabamdı. O da sağolsun, elimden tuttu. Bir müddet sonra köyüme dönmüştüm ki haber ettiler, Köşkten çağırdılar. Giriş o giriş hala buradayım...”

                              GAZİ HANGİ YEMEĞİ SEVERDİ?

“Merhum Gazi, yemeklerde pek ayrım yapmazdı. Önüne hangi yemeği koyarsan koy, “Sevmem” demezdi. Ziyafetler hariç, bir yemek listesini gönderdiğini hatırlamıyorum. Ancak, çok çeşit isterdi yemeklerinde. Zaten pek yemeğe de düşkün değildi.

Çok kereler dikkat ettim, en çok kuru fasulye ile pirinç pilavını severdi... Fasulyeyi pilavın üstüne döker öyle yerdi. Sabahları genellikle peynirli yumurta ile kuru fasulye yemeğe bayılırdı.

 Bizim mutfakta, günün 24 saatinde bir tek tencere hazır beklerdi, o da kuru fasulye tenceresiydi. Çünkü belirsiz zamanda kuru fasulye ister, biz de yemeği hemen götürürdük. Geceleri geç vakitlere kadar çalıştığında karnı acıkır, o zaman da kuru fasulye isterdi.

Hiç sevmediği için, yalnız yemek yemezdi. Kalabalık bir masada yemek yemekten büyük zevk duyardı. Her akşam, o zamanın büyüklerini ve dostlarını davet eder hem onlarla konuşur hem de yemek yerdi.

Atatürk, hiç tatlı sevmezdi. Ama “Ben sevmiyorum ama gelen misafirler içinde tatlı seven vardır, onun için mutfakta bulunsun” derdi.

Rahmetli Atatürk, kendisine hizmet edenlere çok nazik davranırdı. Kızdığını nadir görmüşümdür...

 Atatürk, içkilerde pek ayırım yapmazdı ama onun masasında rakının çok ayrı yeri vardı. Çok meze istemez, rakı içerken birkaç leblebi ona yeterdi. Ara sıra, mutfağa geldiğinde bizim de avucumuza, cebinden leblebi çıkarır koyardı. Nur içinde yatsın.”   *(-10 Kasım 1969 Günaydın gazetesi 5. Sayfa-)

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BOLU'DA MÜZİSYENLER ANLATIYOR:MÜZİSYENLER...
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Bolu’da da müzik sektörü ve sektör çalışanları neredeyse aynı sorunları...

Haberi Oku