Kültür:
BOLU'DA MÜZİSYENLER ANLATIYOR:MÜZİSYENLER VARLA YOK ARASI!

Özel Haber: Ahin ASLAN

Ülkemizin ve tüm dünyanın içinde bulunduğu salgın ve ekonomik sıkıntılar müzisyenleri de çok ciddi manada sarsmış durumda. Pandemi dönemi ve yasaklar ile ayrıca ekonomik nedenlerle boğuşan müzisyenlerden 103’ü intihar etti. İntihar eden müzisyenlerden biri Bolu’da düğünlerde sahne alan Yaşar Kurul oldu. Müzisyenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek amacıyla Bolu’da müzik sektörü çalışanlarından Müzisyen Özgür, Emre ve Batuhan sektör çalışanlarının pandemi sürecinde ve sonrasında yaşadığı sıkıntıları Medya14’e anlattı.


ŞOFÖRLER ODASINA BAĞLI OLUP VERGİ ÖDEYEN MÜZİSYENLER VAR
Müzisyenliğin bir meslek grubu olarak sayılmadığına dikkat çeken orkestra şefi Özgür, “Bundan dolayı farklı federasyonlara örneğin berberler odası veya şoförler odasına bağlı olup da vergi ödeyen arkadaşlar var. Müzisyenlerin gelirleri net değil. Sahne aldıkları mekanlar, şehirler ve çalıştıkları iş yerleri çok farklı. Pavyon diye tabir ettiğimiz yerlerde, düğün salonu, restoranlarda, çok iyi sanatçıların arkasında çalanlar, turnelere çıkanlar var. Yani bu yerlerde sahne alan tüm müzisyenlerin gelirleri, yaşantıları çok farklı. Ortak bir noktada buluşmalarının çok fazla imkanı yok. Birinin yaptığını diğer müzisyenin yapması olanaksız” dedi.

MÜZİSYENLİKTE TEMEL SORUN SABİT BİR FİYATIN OLMAMASI
Mekan sahiplerinin müzisyenleri, sigortasız en uygun fiyata çalıştırmak istediğini belirten Müzisyen Özgür, “Mekan sahipleri ile yapılan anlaşmalar farklı oluyor. Mekan sahipleri müzisyenleri sigortasız en uygun fiyatlarla çalıştırmak istiyor. Patron ‘günlük 50 liraya çalan var mı?’ der. Bir tanesi var dediğinde anında başka biri ‘ ben 40 liradan çalarım’ der. 30 liraya ‘günüm boş geçmesin’ diye düşünüp çalan arkadaşlar var. Dolayısıyla müzisyen arkadaşlar bu işin ücretini düşürüyor. Buradaki temel sorun sabit bir fiyatın olmaması. Gerçekten eğitimini almış çok iyi müzisyenler varken alaylı olup da piyasaya çıkmış ve daha ucuza çalışan insanlar var” diye konuştu.

“MÜZİK ÖĞRETMENLERİNİN İKİNCİ BİR İŞTE ÇALIŞMALARI İMKANSIZ”
Müzik öğretmenlerinin devlet memuru olmalarından dolayı ikinci bir işte çalışmalarının olanaksız olduğunu vurgulayan Müzisyen Özgür, “Şuana kadar müzisyenlik meslek olarak görülmüyordu. Fakat arkadaşlarımızın girişimi ile her şehirde bir oluşum başladı. İlk etapta bölgeler oluşturuldu. Ardından Kültür Bakanlığı ile iletişime geçildi. Bakanlık da kabul ettikten sonra protokol imzalandı. Artık müzisyen olarak görüleceğiz fakat tüzük olarak nasıl bir şey yapılacağı belli değil. Aramızda çift meslek yapanlar, askeriyede bandoda çalan ve öğretmenlerimiz var. Öğretmenler, hem vergi veriyor hem de devlet memuru oldukları için ikinci bir işte çalışmaları mümkün değil. Ama müzik öğretmenlerinin birçoğu ek gelir diye bunu yapıyor. Bu insanlar müzisyen olarak kabul edilecekler mi ya da durumları ne olacak? Bunların yanında başka geliri olmayıp yalnızca müzisyenlik yaparak geçinen insanlar var. Müzisyenlik meslek grubu olarak tanımlandığında devlet, çok fazla insanı vergiye bağlayacak. Ama bu vergiyi nasıl alacak? Kimi ayda 700 lira kimisi 50 bin lira kazanıyor. Hepsinden aynı vergiyi alması mümkün değil” ifadelerini kullandı.

ENSTRÜMANLARIN KDV ORANI YÜZDE 30’A ÇIKARTILDI
Müzisyenlerin yaşadığı bir başka sorunun enstrümanların pahalılığı diyen Müzisyen Özgür, “Müzik enstrümanlarında KDV oranı yüzde 18’den yüzde 30’a çıkarılmış durumda. Müzisyen için en önemli şey enstrümandır. Enstrüman alırken çok zorlanıyoruz hatta alamayanlar dahi var. Aynı enstrümanları kendi aramızda döndürüp duruyoruz. Bu vergiler niye arttırıldı, amaç ne? Anlamak mümkün değil. Benim branşım piyano. Ders verdiğim birkaç kişi var, daha fazla kişiye ders vermek istiyorum ama piyano çok pahalı bir çalgı. Enstrümanlara getirilen yüzde 30 vergi oranından sonra piyano almak çok mümkün gibi durmuyor” şeklinde konuştu.

HER ÖNÜNE GELEN SAHNEYE ÇIKMAMALI!
Rap ve hip hop müzik türlerinde küfür ve ucu açık sözlerin kullanılmasını eleştiren Müzisyen Özgür, bunun bir kültür yozlaşması olduğunu ve bununla beraber eğitim seviyelerinin düşürüldüğünü ifade etti. İnsanların kendilerini giyimi ile ifade ettiğini söyleyen Müzisyen Özgür, son olarak şunları söyledi: 

“Bir ülkenin kültürünü bozarak her türlü yapısını bozabilirsiniz. Müzikteki kalite de gün geçtikçe yerler altına alınıyor. Mesela Ankaralı dediğimiz bir kavram var. Sanırım şuan 4-5 bin civarında mahlası Ankara veya gerçekten Ankaralı olan sanatçılar var. Yaptıkları müzik türünde ucu açık küfürlü parçalar insanları özellikle de genç nesli etkiliyor. Birinin parça içinde üstü kapalı veya açık bir şekilde küfür ve hakaret etmesi artık yeni neslin hoşuna gidiyor. Rap ve hip hop kültürü de aynı şekilde ilerliyor. İnsanlar kendilerini kılık kıyafeti ile ifade eder ama özenti durumu anlatılır gibi değil. Kuşak çatışması gibi görünebilir ama bana göre çok büyük bir kültür yozlaşması. Eğitim seviyeleri düşürülüyor. Bölgesel olarak müzisyenlikle uğraşan insanlar için kurslar açılmalı ve sınava tabi tutulmalıdır. Her önüne gelen kişi, sahneye çıkmamalı. Bunun için yeterlilik sınavı gerekli. Devlet bunu yapabilir. Bu mesleğe gönül vermiş, yapmak isteyen kişilerde kendini geliştirmek için uğraşacaktır. Aslında kurs verecek birçok kurum var. İlk adım bu olmalı. Bu adımdan sonra her şeyin düzeleceğine inanıyorum. Mekan sahibi de belirli bir fiyatın altına düşmez ve sigortasız çalıştırmaz. Kimse de vergisini kaçırmaz.”

“KANAYAN YARAYA TUZ OLMADI, KOKUSU SİNDİ”
Devletin pandemi döneminde müzisyenlere destek verdiğini ancak verilen desteğin “Kanayan yaraya tuz olmadığını, kokusunun sindiğini belirten Gitarist Emre ise, “Yeni kurulan müzisyen toplulukları ile daha önceden gayri resmi olarak kurulan müzisyen dernekleri var. Müzisyenler için bu tarz derneklere üyelik başvurusu başladı. Bu üyeliğin ilk amacı yeni oluşturulacak müzisyenliğin meslek olarak kabul edilmesinden önce belirli bir topluluk oluşturulmasını sağlayabilmek. Pandemide müzisyenlere verilen destek ücreti de bu derneklere üye olan üyelere ulaştırıldı. Destek başvuruları 4-5 tane derneğin referansı ile internetten yapıldı. Müzisyen olduğumuza dair bir video istendi. Örneğin sahnede şarkı söylerken veya enstrüman çalarken ki bir video. Bir sonraki destek ödemesinde ise müzik üzerinden vergi ödendiğine dair kanıt istendi. Ama bunu kanıtlayabilecek kişilerin sayısı sınırlı. Çünkü müzisyenlik meslek olarak sayılmıyor vergi levhası dahi yok. Pandemi sürecinde belirli taksitlerle toplamda 6-7 bin lira gibi bir miktar ödendi. Duvarın diğer tarafından bakıldığı zaman müzisyenler yaklaşık 17 ay işsiz kaldı. Herkese verilmedi, özellikle sokakta, düğünde ya da gece kulübünde çalışan müzisyenlerin haberi dahi olmadı” dedi.

“FİYAT DÜŞÜNCE MÜZİĞİN KALİTESİDE DÜŞER”
Yaklaşık 14 yıldır yaz aylarında sahne alan Müzisyen Emre, konuşmasında mekan sahibinin az para ile daha kaliteli işler yapmak istediğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Ancak fiyat ve müzik kalitesi ters orantılı değil. Fiyat düşünce yetenek de müziğin kalitesi de düşer. Bu daha az yetenekli müzisyenlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Ben okulunu okuyup, yıllarca emeğimi verip hayatımı buna göre şekillendirmişken daha az emek verip mesleğe yandan dahil olan bir arkadaş ucuza çalıştığı için benim işimin önü kesiliyor. Çalışabileceğim iş saatini düşürüyor. Bu konunun diğer yüzü ise mekan sahipleri. Mekan sahipleri artık kaliteli müzikten ziyade her gün şarkı söyleyecek sahne alacak ‘iyi biri değil’ sadece biri olsun istiyor. 30-40 veya 50 liraya çalışsın beni kurtarsın diye düşünüyor. Bir çay ocağında dahi kötü çay verildiğinde müşteri bir daha o çayı içmeye gelmez. Mekanın daha kaliteli bir müzikle iyileştirilebileceğini kimse düşünmüyor”

“AKADEMİK EĞİTİM ALAN BİR İNSAN MÜZİSYENLİK YAPABİLİR”
“Müzisyenliğin meslek durumuna gelmesindeki en büyük sorun müzik öğretmenlerinin ikinci bir meslek için önlerinin kapalı olması” diyen Gitarist Emre, “Müzik öğretmenleri ile ilgili birçok projenin sunulduğu ve tartışıldığı söyleniyor. Fakat müzik öğretmenleri için olumlu sonuçlanacağını düşünmüyorum. İmtiyazlı bir davranış olacak. Olumlu sonuçlandığı takdirde tüm meslek grupları ikinci bir meslek yapmak isteyebilir. Bana göre bu mesleğin akademik eğitimini almış bir insan müzisyenlik de yapabilir” ifadelerini kullandı.

DJ’LER 7 KİŞİLİK ORKESTRAYI SAF DIŞI BIRAKIYOR
Toplumsal bir sorun olduğunda ilk önce müziğin susturulduğunu vurgulayan Emre, son olarak şunları söyledi:

“Türkiye’de en ufak bir sorun olduğunda ilk önce müzik susuyor. Bazı değerleri müzisyenlerin eline bıraksalar zaten kendileri de susturur. Örneğin ülkede şehit olduğunda kimse saygısızlık yapıp da onu yok saymaz. Normal meslek gruplarına göre müzisyenler çok daha duygusal insanlar. Sahnelerin iptal olduğu ve pandemi kısıtlamalarının başladığını sahnedeyken öğrendik. İnsanlar belli bir plan dahilinde ödemelerini planlıyor. Tabi ki önceden haber verilmesi durumu söz konusu değil fakat alternatif yollar bulunabilirdi. Son 10 yıl içinde elektronik müzik çok yaygınlaştı. Elektronik müzik, bir müzik türü olarak kabul edebilir fakat akustik müziğin önüne geçti. Örneğin DJ’ler müzisyenlerden daha fazla sahne almaya başladı. O yüzden sahnedeki müzisyen sayısı azaldı. Kimsenin işine saygısızlık yapmıyoruz. Ama bir DJ, 7 kişilik orkestrayı saf dışı bırakıyor”

MÜZİSYENLER, VARLA YOK ARASI!
Pandemi döneminde geçim sıkıntısı yaşayan müzisyenlerin enstrümanını sattığını söyleyen Gitarist Batuhan, “Enstrüman almaktan ziyade pandemi döneminde gelir olmadığı için kıymet verdiğimiz, gözümüz gibi baktığımız enstrümanlarımızı satmak zorunda kaldık. Ben gitarımı sattım mesela. Enstrümanını sattıktan sonra yapabileceğin başka bir iş kalmıyor, ekmek tekneni bırakmış oluyorsun. Pandemiden önce Eskişehir’de sahne yaparken bir anda pandemi geldi, memleketime dönmek zorunda kaldım. Orada kalırsam geçim sıkıntısı yaşayacağım aşikar. Mekan sahipleri ile konuşsan onlara verilen yardımlar da cüzi miktarlarda. Sigortasız olduğumuz için herhangi bir şeyde talep edemiyoruz. Aslında varla yok arası bir şeyiz. Müzisyenlerin en büyük sıkıntısı bu” dedi.

“MÜZİK HER YERDE”
Müzik kısıtlamasının 24.00’de çekilmesini eleştiren Müzisyen Batuhan, “Müziğin 24.00’e çekilmesi çok büyük bir yanlış. Çünkü hayatımızın her yerinde müzik var. Adım atarken, konuşurken, camide bile müzik var. Her konuda ve her yerde. Müzik hayatımızın tam ortasındayken engellenmesi, bu işin tamamen farklı bir boyutu olduğunu ortaya çıkarıyor. Müzikten rahatsız olmakla alakalı bir durum yok aslında. Çoğu meslek grubuna göre insanlarla daha çok iç içeyiz. Bir müşteriyi kendi yerimize ağlatmak veya o ağlarken neşelendirmek zorundayız. Aslında yaptığımız iş çok zor bir iş. Elbette tam hakkımızı alamıyoruz. Bizden daha fazla alanlar var”

“ÖNCE KENDİ İÇİMİZDEKİ ÇÜRÜK YUMURTALARI AYIKLAMAMIZ GEREK”
Müzisyenlerin ücret konusunda birleşememesini eleştiren Batuhan, “Aslında müzisyenlerin birleşememesi de çok büyük bir sorun. Bunu Bolu’da bile görebiliyoruz. Mesela ücret konusunda toplu bir fikir alışverişi olsun ve belirlenen aralığın dışında kimse çalışmasın denildi. Herkes katıldı, destekledi. Bir hafta sonra anlaşılan paranın yarı yarıya düşüp sahneye çıkıldığını duyduk. Belki gerçekten ihtiyacı vardır, bir şey diyemiyorsun. Sadece bekar olan yapmıyor bu işi aile sahibi olanlar da var. Yeni doğmuş bebeğine vakit ayıramayıp sırf geçim sıkıntısı yaşadığından dolayı. Bunların da çoğu atanamayan öğretmenler. Yani bizim kendi içimizde birlik ve beraberliğimiz olursa diğer tarafa koz vermeden daha güçlü bir şekilde bir şeyleri başarabiliriz. Önce kendi içimizdeki çürük yumurtaları ayıklamamız lazım” diyerek sözlerini noktaladı.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

MUHSİN KARAMANOĞLU'NUN ANLATIMIYLA MENGENLİ...

Haberi Oku