Kültür:
SEVGİ EMEK İSTER
 Sevgi, yüce bir erişilmez büyüklük olup, bu erişmezliği kimi kez ben başaracağım dese de insan,bir türlü bunu yaşayacak donanımlı mükemmeliyetçi bir duygu bağıyla yakalayıp yaşaması neredeyse imkânsızdır.

 İçinde sevgiyi besleyen insan yüce onurlu bir insandır.

Sevgiyi yüreğinden söküp insanların yaşamına feda edecek birileri çıkıyor kuşkusuz!

Bu da bir türlü toplumsallaşmasını beraberinde getirmiyor.

Sevgiyi anlamak gerekir.

Enine boyuna tartışmak üzerinde durmak gerekir.

 Sevgiyi en iyi bilen anne olup çocuğuna olan sevgisi, fedakârlı tutumu, emeği insanlığa eşdeğerdir.

Bu yüceliği, anne gösteriyor diyebiliriz. Fedakârlık boyutu tartışılsa da sevgiye karşı annenin emeği çok büyüktür. Aynı zamanda, ”Sevgi İnsanı” bir eylemdir. Sevgi, salt iki cins arasında duygusallıktan ibaret olmadığını, ama neredeyse genel kavram içinde bunu böyle algılamak dayatıldı, denebilir.

Kadının doğurganlığı insan (erkek) üzerinde etkisi çok büyüktür. Bunla da kalmayıp yaşama bakışı, üretkenliği, pozitif yönelimi ve yaratıcılık yeteneği Kadının (annenin) sevgideki yeri konumunu ortaya koyuyor.

Aslında buna birçok güzelliklerde katılabilinerek, zenginleştirebiliriz. Bir kaç örnek daha vererek biraz daha kadını, yani anneyi tanımak bakımından etkili olacaktır, sanırım. Toplum kadının, yani annenin yaşamı anlaması, önemsemesi ve toplumsallığını göz ardı etmemesi de…

  Göz önüne alması gereken bir gerçeklik. Tüm bunlar, kadının toplumdaki yerini saygınlığını yaşamda olması gereken konumunu toplum tarafından belirlenip belirginleşmesi lazım.
Toplumdaki biz insanların vurdumduymaz, kadına olan bakışımızı belirleyen şey içimizdeki sevgiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Sevgiyi yüce tutacak tutumlardan uzak durduğumuz için.

Hem sevgi fedaileri denilen anneye, hem de sevgiye temeli ve kökenine hakarettir. Sevgi, insanın doğasında vardır. İnsanlar arasındaki bağın ne kadar güçlü olmasını, su üstüne çıkaran, kuşkusuz sevginin ta kendisidir.

Sevginin tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanların var olmasıyla sevgide var olmuştur. Bu gelinen sürece bakıldığında dünyanın nüfusuna hüküm eden, ezen, sömüren, tüm temel değer yargılarını, bireyin tüm emeğini hiçe sayan…


Ezen sınıf korkuyu hüküm saran, örgütsüzlüğü, çürümüşlüğü ve İnsani tüm yaşam koşullarını da kendi çizgileri doğrultusunda yöneten, eviren ve çeviren kesim. Ne yazık ki sayıları 3 bini aşmıyor. Bu adalete karşı durup, elini vicdanına koyan ve sonrasında da bu kadar çirkin ve yapay yaşamı ben istemiyorum, diyen çıkıyorsa da bu da etkili olamıyor. Kendimizi, yani bizi biz eden değerlerimizi yaşatan bağlılıklarımızı ayakta tutan içimizdeki sevginin muhasebesini yapmalıyız. Onun için sevgiyi mutlaka yaratıp, yaşamalıyız. Sevgi gökten zembille inen değil, insanların kendi aralarında yaratıp yaşattıkları güzel bir duygusallıktır.

Bakınız, sıcak gündem ve güncelliğini koruduğu için örnekliyorum: Emperyalistler, dünyanın her karış toprağına ve üzerinde yaşayan insanların yaşama biçimine hüküm edercesine; “Benim istediğim gibi dünyayı görecek, anlayacak, istediğim gibi yaşayacak ve benim kontrolüm de hayatını sürdürebilirsin” demeye getirdiler. Ve hemen yanı başımızda, kan emicilerin orta-doğuda olan gücüne güç ve aldığı ekonomik payına pay katabilmek için, işgalleri gözler önünde!..

Ülkemizdeki durumlara göz atmakta yarar vardır. Ülkemizdeki durum, aslında başka yerlere bakmamıza bile fırsat vermiyor, diye düşünüyorum. Bakınız ülke koşullarına ve ülkedeki insanlara sunulan yaşam biçimini anlamak, algılamak ve buna sessiz kayıtsız kalmamalıyız. Sorunsuz bir birey gösterebilir misiniz?


Bir ülkede vurdumduymazlık, bahanecilik, bencillikler olduğu sürece de koşullar böyle ilerleyecektir. Buradan yola çıkarak diyorum ki, süreci nasıl yorumlarsanız yorumlayın, bizi bize birbirimize iten süreçlerle karşı karşıya olduğunu görebileceğiz. Bu dönemlerde bizler, yani ezilen ve sömürüye maruz kalan mazlum emekçiler kendi arasındaki sevgiyi zorunlu bir dayatmayı beraberinde getiriyor. Bu dayatmadan kaynaklı insanlar arası yanı emekçi ve ezilen halkların birbirilerini önemsemesi gerekir. Önemsemede tabii ki sevgiyle gelişiyor.

Önemsemenin ötesinde dayatılan onursuzluğu, insansızlaştırmayı dayatanlara karşı bir başkaldırı bunu da yaratırken bilinç temelindeki sevgiyi yaşamın her alanına yaymak ve genelleştirmektir.


İşte tamda burada, duraksamaların yaşandığı en büyük eksizliğimiz ortaya çıkı veriyor. Bizler bunları aşmak için yeterince nedenler var, bir insan olarak dünyada neler olup bittiğine bakmamız yeterli olacaktır. Açlığın sefaletin diz boyu olduğu bu yaşamı anlamak için filozof olmaya gerek yok!

İnsan duygularıyla yaşamı irdelemesi zaten bizleri birçok alanda değişime iteceği kuşkusuz ortada. Ve bu duyarlılığı direngenliği yapamamamız kadar sorgulayıcı hiçbir şey yoktur. Bizler bu duruma itirazsız ve her sessiz kalışımız, bizim üzerimiz de sevgiyi yaratan tüm etkenlere de hakaret niteliğindedir.

Acımasızlığı her gün iliklerimize kadar yaşatmalarına rağmen, gerek görsel ve yazılı basının sansürlü yayınlarına rağmen, ne kadar acımasızca bir dönem yaşadığımız ortada. Bizler ya onurlu bir yaşam felsefesini örnek alıp sevgiyi yüceltecek, birlikte bir yaşamdan yana tavrımızı koyacağız, ya da onursuzca bir yaşamı seçip, saygınlığımızı yitirmiş birer insan olarak bu hayattan göçüp gideceğiz.

Deniz GEZMİŞ’in söylediği burada daha fazla anlam kazanıyor aslında: ÖNEMLİ OLAN COK YAŞAMAK DEĞİL, AZ BİR YAŞAMDA ÇOK ŞEYLER YAPMAK VE YAŞATMAKTIR.” Gerçekten bize yakışanda bu olması gerekiyor.

Yaşasın insanlar arası sevgi bağı, diyalogu ve kardeşliği!..

 

 

Anahtar Kelimeler
BoluMedya14CantürkSinan
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ÇAĞDAŞ TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÜRETİLMESİ-...
MAHMUT ÖZTÜRK YAZDI

Haberi Oku