Kültür:
TÜRKÇE İLE FELSEFE YAPILMAAAAZ… -1-

Sanırsınız ki… Bu iddialı sözü söyleyen zat, bilimlerin bilimi felsefenin âlimlerinin âlimi, felsefenin ordinaryüs profesörü, feylesofların şahı… Mübarek!

Sanırsınız ki… Üniversitelerde felsefe kürsüleri kurmuş, kendinden önce gelen felsefe kuramlarını çürüm çürüm çürütmüş, yerle bir ederek yeksan eylemiş, yeni ve kendine özgü felsefe kuramları geliştirmiş…

Sanırsınız ki… Kendine özgü kurup geliştirdiği felsefe kuramını yaygınlaştırmak için sayısı 100’lü rakamlarla ifade edilen ulusal ve uluslararası bildiriler, makaleler, kitaplar… Yayınlamış, bildirileri, makaleleri, kitapları sayısız dillere çevrilmiş…

Sanırsınız ki… Russell, Wittgenstein, Deleuze, Foucault, Derrida gibi denemeci kavram felsefecilerinin, çağcıl anlamda ürettiği felsefi kavramlara Türkçe ile karşılık bulamayınca “velevki” ve “fıtrat” sözcüklerini Türk felsefe sözlüğüne kazandıran bir feylesof olarak, Türkçenin felsefi yazın ve ifade dili için yetersiz kaldığını ve felsefi jargona(!?) uymadığını fark edip “TÜRKÇE İLE FELSEFE YAPILMAAAAZ…” diye feryat figan ettiğini sanırsınız..

TÜRKÇE İLE FELSEFE YAPILMAAAAZ…”  iddiasında bulunan kişinin üniversite mezunu olup olmadığı, diplomasının sahte olup olmadığının tartışılıyor olması… durumun ne kadar ciddiyetten uzak olduğunu düşündürüyor. Ama durum hiç de öyle değil. Aslında son derece dikkate alınması gereken bir durum var ortada. Amaç felsefe üretmek değil, Türkçeyi aşağılamak! 1980 darbesinden bu yana Türkçe üzerinden Türk kimliğine ve kültürüne hakaret etmeye kadar varan neoliberalist politikaların sürgit devamına işaret ediyor.

1982’de YÖK’ün kurulması ile birlikte öğretmen yetiştiren Eğitim Enstitüleri’nin kapatılması, 1983’de türbanın, 1984’te PKK’nın icadının (!?) hemen sonrasında, 1985 yılında düzenlenen Türk-İslam Seminerleri’nin ardından, Turgut Özal hükümetinin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler, Türkçe 44 sözcüğün kullanımını yasaklayarak Türkçeye olan düşmanlığı ifşa etmişti. Ardı ardına zincirleme biçiminde yaşanan bu sürecin, tesadüf olduğunu ya da Allah-ü tealanın hikmet-i ve takdir-i ilahisi olduğunu hiç kimse savunamaz. Giresun’un Keşap ilçesi Karabulduk Nahiyesi Ortaokulunda Resim-İş Öğretmenliği görevimi yaparken, MEB’ na bağlı tüm okullara gönderilen Vehbi Dinçerler imzalı bir yazıda, içinde yanıt, sözcük, olanak gibi kelimelerin(!) bulunduğu 44 sözcüğün listesi çıkarılmış, “…adı geçen listede yer alan 44 kelimenin(!?) günlük, ünite, yıllık planlarda ve resmi yazışmalarda kullanımının yasaklandığı…” emrediliyordu. “TÜRKÇE İLE FELSEFE YAPILMAAAAZ…” diyen feylesofun, kendisini Adnan Menderes ve Turgut Özal’ın mirasçısı olduğunu ifade etmesi, Turgut Özal hükümetinin Türkçe düşmanlığı politikasını devam ettirdiğini kanıtlamaktadır.

1980 darbesi ile başlayan, emperyalizmin neoliberalist pratiklerinin kültürel anlamda uygulamaya koyduğu en önemli pratik; Türk kimliğine ve kültürüne ihanetin simgesi olarak, anadili Türkçe olan vatandaşa Türkçe 44 sözcüğün yasaklanmasıdır ve Türk devletinin kendi iktidarı eli ile yapılmış olmasıdır. Emperyalizmin neoliberalist uygulayıcılarının, Türkçeyi yasaklayan bu gerici anlayışın dayandığı, Türkçe- Arapça çatışmasının tarihsel derinliğini çok iyi bildikleri kuşkusuzdur. Örneğin, yabancı misyoner okullarının ve Osmanlı Sübyan Mektepleri’nin kapatılmasını, harf devrimini, 1928’de Okuma Yazma Seferberliği’nin ilanı ile Millet Mektepleri’nin ve 1932’de Eğitim Enstitüleri’nin açılması süreçlerini çok iyi biliyorlar çok. Bildiklerinin kanıtlarından sadece birisi, Obama’nın Türkiye’yi ziyaretinde 4+4+4 gerici eğitim uygulamasına ilişkin, felsefe feylesofu olan zamanın başbakanını “Dini eğitimin uygulanmasında gösterdiğiniz cesaretten dolayı…” cümlesi ile kutlamasıdır. Gerici eğitim uygulamasında, 4+4+4 aşamalarının medrese sübyan mekteplerinden aşırma olduğunu hangi Türk biliyordur ki? Ama MEB ve YÖK’de görevli misyoner danışmanlar ile Obama çok iyi biliyorlar ve neoliberalist pratiklerine uygun, TC öncesi geleneksel gerici eğitim modelini kuklalarına uygulatıyorlar.

Feylesofun, diline pelesenk ettiği “Bu ülkede 36 millet var” söylemine paralel olarak, Türkçeye, Türk kimliğine ve Türk kültürüne duyduğu düşmanlığın amacı, Osmanlıcayı paravan olarak kullanıp, dinci gerici eğitimle azınlık dili olan Arapçayı çoğunluğun anadili haline getirmektir…

Devam edecek…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ÇAĞDAŞ TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÜRETİLMESİ-...
MAHMUT ÖZTÜRK YAZDI

Haberi Oku