Eskiden diz boyu kar yağardı lapa lapa

bembeyaz temizliği yüreklerimize vururdu.

Rahmetine, bereketine sarınır

mevsimi üç ay mevsim gibi yaşardık.

Henüz kooperatifler, siteler, dublexler, triplexler icat edilmemişti

mahallemiz vardı, biz vardık.

Zengin zenginliğini, fakir fukaralığını bilirdi

gariban sıkışınca kime gidebileceğini bilir

zengin kimi gözeteceğini bilir,

esnafla memur gül gibi geçinirdi.

kimse kimseyi suçlamazdı.

Kapılar açıktı kilit bilmezdik, hırsızlık ne kelime?

Çocuklara kötülük akla mı gelirdi? Sokaklar boyu özgürdük.

60’lı yıllar bir Ayla kayboldu, memleket ayağa kalktı ..

Eskiden kar adam boyu yağardı

Adamlar adamdılar o zaman, kadınlar kadın

çünkü senin namusun benim, benim namusum senindi

bir idik, biz idik

eridik, eridik, eridik, eridik.

mevsimler değişti

biz değiştik.

Duygularımız gibi mevsimler de karışık..

her şey günlük yaşanıyor artık.

Bıktıran bir koşuşturma var etrafımızda. Tıkanmış trafikte, kuyruklarda..

hiç bir şeyin tadını alamadan,

dehşetli bir yanlızlık içinde koşturmalar..

Eskiden yürürdük. Çiçeklerle göz göze gelerek yürürdük.

huzurlu, sohbetli yürüyüşler bile yok..

adım saymacalı ,sözüm ona kilo kontrollü stres yüklü yürüyüşler..

Hayat ağzımızda her türlü tadı bırakarak akıp gidiyor.

Tatlar kekremsi.. her şeyi tadıyoruz ama hiçbirinden zevk almıyoruz.

Sadece tadıyoruz. Bedenimiz doysa gözümüz doymuyor..

Herkes her şeyi biliyor nasılsa.. sadece bilmek yetiyor modern insana.

Her şeyi bilmek ama hiçbir şeyi tam olarak yaşayamamak.

Sevgiyle dokunmayı unutmuşuz.. elimiz hoyrat.. dilimiz hoyrat..

Aşkla bakmak sadece romanlarda sanacağız neredeyse.

Sevgilinin bakışında erimek, elini tutmak yeterdi oysa kalbi uçurmaya.

Durup beklemelere tahammülümüz kalmadı.

Durup sevmelere hiç zamanımız yok.

Ama egolar alabildiğine şişik..kendimizi çok önemsiyoruz nedense

Kendimizi önemserken, hayatı küçümsüyoruz.

Hayata karşı samimiyet yok!..

Bizi mutlu olduğumuza inandıran statülerimiz var

Aslında hep birlikte çürüyoruz haberimiz yok!

Bir bilgisayar ekranıyla, bir sevgili arasındaki fark her geçen gün eriyor parmak uçlarımızda.

Kitapla tablet, söz’le görüntü yer değiştiriyor

Sesin cazibesi ve kutsiyeti kalmıyor. Dil eriyor.

Renkler sadece üzerine düştüğü nesneyle anılıyor.

Kokular geçmişi hatırlatmıyor. Kokular sadece pazarlanmak için var.

Mutluluğu aradıkça, aklım hep gerilere kayıyor benim.

Düşünmek bile gülümsetiyor..

Bir nebze tebessüm için hatırlatayım.

sizler de ilavelerinizi yaparsınız..

Benim gönlüm;

müzik kutularında, guguklu saatlerde,

gramofonlar, pikaplar, plaklar, kasetlerde

radyo tiyatrolarında, ansiklopedilerde

siyah beyaz aile fotoğraflarında, saatli maarif takvimlerinde

pirinç başlıklı karyolalar, danteller, kanaviçelerde

horoz şekerler, leblebi tozları

misketler, yakan toplar, topaçlar, uçurtmalarda

bahçelerde dut ziyafetlerinde

komşuculuklar, yaprak saran börek -tatlı açan anneler

mahallece gidilen pikniklerde

akşamsefaları, vita kutularında küpeler, sardunyalar

bayramlıklar, bayram harçlıkları

at arabaları, faytonlar

kuzine sobalar, üstünde minik patates ve kestaneler

cızırdayan çaydanlık

gülen gözler, kızaran yüzler

mürekkebi dağılmış aşk mektupları

simli yılbaşı kartları, pul koleksiyonları, hatıra defterlerinde..

fotoromanlar, çekirdek çitlediğimiz yazlık sinemalar,

masalcı nineler, bilge dedeler

Haydarpaşa’da trenler, ayrılanlar, kavuşanlar

Cem Karaca’nın resimdeki gözyaşları’nda

Barış Manço.’nun kol düğmeleri’nde

kaldı…

Ne diyeyim..

bari yaşamışız..

Teknolojik nesil bu tatları hiç bilmeyecek..

Ne yazık.

Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştirirsin. Hepsi bu.

Stefan Zweig

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner123
banner122