Yalnızca Türkiye'de değil, dünyada da cehaletin örgütlü olduğu, karanlık, bir dönemden geçiyoruz..

Ülkece her zaman sorunlarımız vardı ama bedel ödedikçe hep biraz daha iyiye, ileriye doğru yol aldığımızı zannederdik.

Denetlenemeyen, dolayısı ile kendini yenileyemeyen, kontrol dışı, hukuk dışı, beslendiği cehaletin yarattığı tahribat ve yaydığı kötülüğün farkında bile olmayan bir yönetimle ve bu yönetime koşulsuz biat eden büyük bir kitle ile bölündükçe bölündük ve umutlarımızla birlikte kasvetli bir tablo bizi içine hapsetti. .karardık. Kötü bir filmin içine hapsolmuş gibiyiz.

Bu kasvetli tablo içinde, umutlarımızı yeniden nasıl yeşertebileceğiz?

Biz önceleri çalışıp çabalarsak bir şeyleri değiştirebileceğimizi, çağ atlayacağımızı filan düşünürken; küresel güçlerin bu denli kucağında oturduğumuzu bilmiyorduk..

ya da o zamanlar bu kadar güçlü değillerdi..

Kapitalist düzenden beslenen bu vampirler ve yönettikleri politıkacılar mutlaka ve daima halkın cahil kalmasıyla ilgilenirler.. ve bunu Din ile yaparlar.. hedef kitleyi afyonlayıp uyuştururlar..

İnanmak kolay olan; sorgulamak, araştırmak, düşünmek, soru sormak, öğrenmek zor.

Emek ister, yürek ister, zaman ister...

Oldu- bittiye getirilen bir seçimi sorgulamak şimdi burada lüzumsuz olsa da boş yere üzülmeyiniz derim!

Kuklacılar aynı olduktan sonra kimin kazandığının da bir önemi yok bence.

“Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır. Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir”

Nietzsche bu sözleri boşuna söylemedi elbet!?..

Seçim öncesindeki sahtekarlıklar, yalanlar ve adaletsizlikleri bir an için es geçersek,

'muhalefet' partilerinin de kabul ettiği üzere seçim sonuçlarını doğru kabul etmek durumundayız. Yani Türkiye'deki mevcut seçmenlerin %55'i son 16 yılda yaşanan her şeyi ve hatta daha da ileri gidip “tek adam’lığa” geçişi, onayladılar. Cumhuriyet ve Demokrasiyi çiğnediler!

Bunu nasıl analiz edeceğiz? Atatürk ilke ve inkılaplarına Cumhuriyetine ölümüne bağlı bir %50 yi nasıl yok sayacağız?

Ben o dilimin içinde, bu ülkede nasıl yaşayacağım? Olanları nasıl hazmedeceğim?

Seçimlere kadar; “diktatörlük geliyor, parlamenter sistem elden gidiyor, OHAL kalıcı hale geliyor” diye yaygara koparan 'muhalefet' partileri, milletvekili koltuklarını garantileyince, birden “akepeye gerekirse destek veririz” mesajları vermeye başladılar.

Meclisi boykot edecek babayiğit ne gezer bunların içinde!

Hepsi kendi menfaatinin peşinde.

Koltuk aşkı değilse bu, sizde mi küresellerin emrindesiniz?

Tek adam geldi madem, size niye para ödeyelim?

Normal olan; Meclisi terk ederek, halkla birlikte eşit şartlarda mücadeleye katılmak değil midir?

Gerçek 'vatansever'sen tabii!?

Bir yerden başlanacaksa; en büyük ve hatta tek mücadele, “cehalet ve gericiliğe karşı verilen mücadele” olmalıdır.

Bu mücadelede herkes ama herkes elini taşın altına sokmalı.. Neyi hak ettiğimiz ödeyeceğimiz bedele bağlı..,

Bu mücadeleyi vermeyip içi boş nutuklar atan herkes benim için yok hükmündedir!..

Beklediğiniz kahraman hiçbir zaman gelmeyecek, artık aramaktan vazgeçin! Söyleyim.

Egemen sınıfın uzantısı siyasi partilere zerre kadar güvenmiyorum..

Bir daha oy da kullanmayacağım.

N’apalım derseniz; fikrim yok! Gerçekten..

“Ben bilmem, beyim bilir de diyemeyeceğim” J))

Yavuz Turgul’un Muhsin Bey’indeki çiçekler gibiyim.

Çiçekler.. ölmüş hepsi..

Eskiden bir yer ayarlardın; güneşi iyiyse, yerini de sevdiyse ne biçim açardı!

Şimdi; güneş aynı, ışık aynı, yer aynı.. ölüyorlar…

Tv izlemek, gazete okumak beni hasta ediyor..

İzlemiyorum, okumuyorum.

Gündemden düştüm ben. Çıktım.

Mümkünse bi’şeyden haberim olmasın!

Fakat şu telefonlar elimizde ya, bir-iki güvenilir kaynaktan haberler gözüme ilişiyor ister istemez.

(Onu da bırakıcam gibi..yani istiyorum..)

İki gündür, tüm ana akım ve yandaş medya Adnan Oktar operasyonunu konuşurken;

Mezuniyet töreninde pankart taşıyan ODTÜ’lü gençler tutuklandı.

Soma’da madencilerin katili Alp Gürkan serbest kaldı.

DEVLET TİYATROLARI-OPERALARI KAPATILDI!..

Milli Kütüphane de aynı gün, aynı kaderi yaşadı, kimsenin haberi olmadı maalesef.

En önemlisi ve vahim olanı EKONOMİ’nin durumu!

Dolar 5, Borsa düşüyor

Bankalar tetikte, tehlikede

Ekonmistler zor günler geliyor, önleminizi alın diyor!

İçişleri Bakanı’na kararname ile "İLÇE , İL, Özerk Şehir Önerme " görevi yüklendi...!!!

İçişleri Bakanı önerecek, Cumhurbaşkanı onaylayacak.

EYALETLER YOLDA yani!..

Neyi takip edeyim? Edeyim de n’apayım?

Seyreyle gözüm seyr eyle; seyr eylemezsen Ah eyle!

Kukla partiler ve siyasetçiler eliyle Siyonların memleketi talan edişini göre-göre, öz vatanımızda yabancı olacağız bu gidişle..

Pek de bi’şey kalmadı aslında.

Üretim fazlası betonlar da ellerinde patladı ve ülke cazibe merkezi olmaktan çoktan çıktı.

Evet; arada küçük paylaşımlar yaparak aklım erdiğince, mum misali yanmaya çalıştım..

Herkes gücü kadar ışımalı diye düşündüm..

Bir müddet sadece kendime döneceğim..

Söz de, yazı da tükendi bende..

Selam ile..

Evim der ki, “Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.”

Yolum der ki, “Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.”

Ve ben hem eve, hem de yola derim ki;

“Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var.

Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır;

gidersem, ayrılışımda bir kalış.”

Halil Cibran

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.