Ekonomik krizin buhrana dönüştüğü, işsizlik ve enflasyonun kronikleştiği, halkın yoksullukla boğuştuğu ortamda Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan “Gıdanı koru, sofrana sahip çık “ kampanyası kapsamında yaptığı konuşmada “ Gelin porsiyonları küçültelim” mesajını verdi.

KÜÇÜLTMEK kelimesi anlam olarak büyük olan bir şeyin küçültülmesi anlamına gelir. Örneğin, elbiseniz büyük gelir küçültürsünüz, masanız salona büyük gelir küçültürsünüz. Peki porsiyonlarımız büyük mü ki küçültelim (!) Bu kavramı ülkemiz gerçekliğinde açıklamaya çalışalım.

Haziran 2021 verilerine göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 864, 82 TL dir. Yoksulluk sınırı ise 9 bin 332 TLdir. Yoksulluk oranı %12,2 dir. Bugün çalışan nüfusun %60’ ı asgari ücret veya altında gelir elde ediyor. Asgari ücret 2 bin 825 TL olduğuna göre , çalışan nüfusun büyük kısmı açlık sınırının altında yaşamını sürdürmektedir. Her öğün bir simit bir çay hesabına göre bu ücret bile yeterli olmamaktadır. Acaba bu insanlar porsiyonu nasıl küçültecek ?

Ülkemizde bugün en zengin %20’lik grup ile, en yoksul %20’lik grup arasındaki gelir farkı 15 kata yaklaşmıştır. Türkiye 27 Avrupa ülkesi arasında gelir eşitsizliğinde Avrupa birincisi, yoksulluk açısından ilk beşte yer alıyor.

Cumhurbaşkanlığı sarayında  da ( 1100 odalı) dakika başına 7 bin 700 TL  harcama yapılmaktadır. Diğer yandan pandemi sürecinde uygulanan kısa çalışma ödeneği  kesilmiş , öğrenci harçlarından elektrik, doğalgaz, LPG gibi temel tüketim maddelerine yapılan zamlarla yurttaşların yoksulluğu daha da artmıştır.

Siyasal iktidar halkın bu sorunlarını çözmek yerine yandaşlarına çifte , üçlü maaş ( hatta daha fazla) saltanatını sürdürmektedir. Diğer taraftan, yapılan bir araştırma, gençlerin geleceğe ilişkin en büyük endişesinin  işsizlik, gelir adaletsizliği olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu gerçekler ortada iken “porsiyonları küçültelim” mesajının bir anlamı olmamaktadır.

                                       ACIYI BAL EYLEMEK

Cumhurbaşkanı ve eşi söylem birliği yapmışçasına halkın gerçek sorunlarını çözmekten uzak mesajlar vermektedir. Krizle ilgili yaptığı açıklamada; Türkiye’de uzun süredir yaşanmakta olan ve milyonlarca yurttaşın yaşantısını olumsuz etkileyen ekonomik kriz hakkında şu mesajı paylaşmıştır: “ Bu hayatın albenisine kendisini kaptıran insan, dünyasını da , ahiretini de kaybeder. Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoklukta sabretmektir. Gerçek mümin acıyı bal eyleyendir” diyerek uhrevi dünyayı ve sabrı önermiştir.

Biz iktisatçılar, iktisat’ın tanımını yaparken kıt kaynakların etkin kullanımından söz eder , aşırı tüketimi, israfı etkinsizlik olarak açıklarız. Elbette aşırı üretim ve tüketim kaynak israfına yol açar. Bu nedenle tasarruflu olma ekonomik gelişme açısından önem taşır. Bunun öncülüğünü de kamu (devlet) yapmalıdır.

Yine son dönemde krize önlem olarak kamu kesimi için tasarruf genelgesi yayınlandı. Örneğin, kamu kesiminde kütüphaneler hariç gazete aboneliğine varıncaya kadar birçok kalemde tasarrufa gidilirken Cumhurbaşkanlığı ve TBMM bu genelgeden muaf tutulmuştur.

“Acıyı bal eylemek”  bizim kültürümüze özellikle değerli şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in 1973 yılında o dönemi anlatmak için yazdığı şiirin  adı ile girmiştir. Baskı, sindirme , zorlama,  faşizme karşı boyun eğmeden direnerek zor ve acı günlere karşı insancıl bir bakış açısı ile barışa , dostluğa, güzel günlere olan özlemin ve inancın ifadesidir.

Sonuç olarak, AKP 2002 yılında iktidara gelirken 3Y olarak simgeleştirdiği Yoksulluk, Yolsuzluk ve  Yasaklar ile mücadele edeceğini söyleyerek halktan oy istemişti. Bugün geldiğimiz nokta ise, bu sorunlar yumağı içinde halkın çok daha kötü durumda olmasıdır. Bugün yapılması gereken şey halkın sorunlarını hamasi sözlerle değil, gerçek çözüm önerileri ile hayata geçirilmesi olmalıdır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122