Yaşanan ekonomik, sosyal, doğal ve siyasal gelişmeler, ülkemizi her gün yeni bir gündemle karşı karşıya bırakıyor.

Yazımızın başlığında yer alan “Rıza Bey”, 30 Ekim 2020 tarihinde Ege Denizi’nde İzmir’e 90 km. uzaklıkta meydana gelen, İzmir’in Bayraklı ilçesini büyük ölçüde etkileyen depremde ölümlerin büyük kısmının oluştuğu apartmanın adıdır. Arama kurtarma çalışmalarının yoğunlaştığı ve depremden 4 gün sonra canlı olarak çıkarılan Elif ve Ayda Bebeklerin mucize kurtuluşlarıyla sevindiğimiz “Rıza Bey Apartmanı” simgesel hale gelmiştir.

 İzmir depreminde şu gerçek tekrar ortaya çıkmıştır: Türkiye hala depreme hazır değildir. 6,9 şiddetindeki depremde 115 vatandaşımızın hayatını kaybetmiş olması, bunun en somut kanıtıdır. Aslında 1999’da yaşanan Gölcük ve Kaynaşlı, daha sonra Erzincan, Malatya ve İstanbul’da yaşanan depremler, depreme karşı alınacak önlemlerin neler olacağını tüm gerçekliğiyle ortaya koyarken, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamış olması, bizleri bu acı sonuçlarla karşı karşıya bırakmaktadır. 

Bilim insanlarının, deprem uzmanlarının ve ilgili meslek odalarının açıklamalarına göre, ölümler de dahil olmak üzere, deprem hasarlarının yaşanmış olması şu nedenlere dayanmaktadır:

-Çarpık yapılaşma ve rant odaklı kentleşme

-Yeterli zemin ve jeolojik araştırmaların yapılmaması

-Denetimsizlik

-Kentsel dönüşümün bilimsel gerçeklere uygun yapılmaması

- Sık sık çıkarılan imar barışı (affı) yasası (Örneğin, İzmir’de 811 bin 452 binanın imar affından    yararlandığı tespit edilmiştir.)

- İnşaatlarda kullanılan malzemenin yeterli nitelikte ve düzeyde olmaması

Bunlara insanların, galeri , market açmak için kolon ve taşıyıcıları kesmesi ,    malzemeden çalınması , güçlendirme yapılmaması vb. nedenleri de eklediğimizde, yaşadığımız acı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Nitekim, İzmir’deki hasarın depremin büyüklüğünden çok binalardan kaynaklı olduğu yetkililerce açıklanmıştır. 

Bütün bu yaşadığımız gerçekler, Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın belirttiği gibi “Depremde yoksullar ölür. Yoksulluk ne kadar fazla ise deprem size o kadar yakındır”. “Deprem değil bina öldürür “sözlerinin doğruluğunu yaşadıklarımız kanıtlamaktadır.

Ülkemizin çok büyük deprem kuşağı üzerinde bulunması, depremle ilgili önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Burada, başta siyasi iktidar olmak üzere, yerel yönetimler, meslek odaları ve halkın kendisine büyük sorumluluklar düşmektedir.  Kuşkusuz en öncelikli sorumluluk siyasal iktidarın olmasına rağmen, bu zamana kadar bu konuda hiçbir şey yapılmadığı ortadadır. Örneğin, 1999 depremi sonrası yasallaşan deprem vergilerinde toplanan 35 milyarlık kaynağın büyük kısmı (277 milyar TL) şehir hastaneleri, havaalanları, köprü yapımı için kullanıldığı ve bu fonda toplanan kaynakların bütçeye eklendiği bilinmektedir. 

Siyasal iktidarın bu kaynakları, bir an önce deprem önlemleri için kullanması, imar barışı gibi ranta dayalı olan düzenlemelerden kesinlikle kaçınması gerekir.

Yaşadığımız kent, Bolu da Kuzey Anadolu fay hattı üzerinde bulunması nedeniyle önemli bir deprem bölgesidir.  Bolu Belediyesi, kentsel dönüşümü ranta dayalı olmadan, bilime aykırı bir yapılaşmaya izin vermeden, tarım topraklarını imara açmadan, yeni bir imar planını (kent projesini) ivedilikle hayata geçirmelidir.

Sonuç olarak, ekonomik krize, pandemi süreci ve deprem yaraları da eklenince, yaşadığımız bu sorunları çözmenin en temel yolu, kamu kaynaklarının kullanılmasında temel sorunların öne çıkarılması ile mümkün olabilir.  Yoksa “Müminin görevi yoklukta sabretmektir” “Türkiye şaha kalkıyor” “Allah bizi musibetle imtihan ediyor” “Kızlar mini etek giydiği için deprem oluyor” gibi hurafe sözler yaşadığımız gerçekleri ortadan kaldırmaz.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122