Röportaj:
ANLATILAN SENİN HİKÂYENDİR-II

12 Eylül’de Bolu anılarını ve değerlendirmelerini Aralık 2004 Bolu Gündem’de yayınlarken Bolu Halkevi üzerinde çok durmuştum.

Özel sebebi o günlerde Bolu yerel medyasında Bolu Halkevi üzerinde ağır eleştiriler gerçekleştiriliyor dönemin Halkevi yöneticileri ise eleştirilere duyarsız kalıyordu, ben hem eleştirileri yanıtlama hem de 12 Eylül sürecinde Bolu günlerine değinme adına bu diziyi hazırladım.

Eksiklikliler, anlatılmayanlar, anlatılamayanlar mutlaka var, dönemim şahitlerinden yazılara katkılar gelirse sevinirim.

 

 

HALKEVİ                                                                                    ARALIK 2004 BOLU

 

Her dönemi ayrı bir özgürlük simgesi…

Her dönemi ayrı direniş meşalesi...

Bir okul...

Halkın kültürünü yayan, sanatını geliştiren, gençlerini eğiten, tarihi gerçekleri o günün gerekleri, icapları ile birleştiren, ülkenin olmazsa olmazı diyebileceğimiz bir kültür kurumu...

Gazi Mustafa Kemal Atatürk kurmuş.

Ülkenin o zamanki tek siyasal partisi.

Cumhuriyet Halk Fırkası’na, her ilde her kasabada Halkevleri’nin oluşturulması için telkinde bulunmuş.

Gazi Mustafa Kemal kurmuş.

1950’lerin gerici Amerikancı DP iktidarı Halkevleri’nin üzerinde baskı kurmuş, kapatmış.

1960’ların kontenjan senatörü Ahmet Yıldız ve arkadaşları Halkevleri’ni tekrar örgütlemiş.

1971 askeri darbesinin Amerikancı mimarları 12 Mart açık faşist döneminde Halkevleri’ni tekrar ablukaya almışlar.

1974’lerin nispi demokratik havasında Halkevleri yine halkın bağrından çıkan gençleri, köy enstitüsü kökenli öğretmenleri, eski Halkevciler ile demokratik yaşamda boy vermeye, filiz vermeye başlamış.

Hem de ne filiz...

En engin halk ilişkileri

En geniş kesimlerle diyalog

Anti faşistanti emperyalist mücadelenin direniş odaklarının en önemlisi, legal yaşamda, Halkevleri olmuş 70’lerde...

Amerikancı 12 Eylül 1980 askeri faşist diktatörlüğü ilk icraatlarından birini Halkevleri üzerine oynamış.

Halkevleri yine kapatılmış.

Üyeleri, yöneticileri ülke çapında işkence tezgahlarından geçirilmiş, Halkevleri bu kez artık kesin net ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

Ama, mücadele biter mi?

Direniş biter mi?

Ülkeyi Amerika’ya pazarlayanlarla anti emperyalistler arasındaki savaş hiç biter mi?

Amerikancılar öyle mi sanıyorlar?

Bir kez daha yanıldılar.

12 Eylül açık faşizm döneminde ilişkilerini kaybetmeyenler, gençliğin en dinamik unsurları ile birleşerek, tekrar Halkevleri’ni örgütlediler 1980’lerden sonra.

Şimdi 2005’e giderken, Halkevleri gene var.

Halkevleri üreticilerin hak mücadelesinde, KESK’in işçilerin direnişlerinde,

1 Mayıslarda, Amerikan karşıtı eylemlerde yine en önlerde.

Halk kültürünün araştırılması geliştirilmesinde, Türkiye mozaiğinin sazında sözünde, eğitiminde yine Halkevleri var.

Olacak, olmaya devam edecek.

Kalacak, gelişmeye, geliştirmeye devam edecek.

Halkevleri Bolu örgütlenmesi ile ne zaman tanıştım, neler yaptık. Benim ve benim kuşağımın Bolu Halkevi örgütlenmesi, bir anlamı ile 1978 kuşağının Bolu’daki mücadelesine de ışık tutar.

İsterseniz anlatayım...

Sene 1970.

Bolu Lisesi son sınıf öğrencisiyim.

Öğretmenlerimiz var, hem de ne öğretmenler. Sosyoloji Hocamız Osman Selçuk, Edebiyat Tayfur Karakaya, Tarih Turgut Şen, Astronomi Hocamız var ismini hatırlayamıyorum. Ülkenin sorunları ile ilgiliyiz.

Dışarıda Amerika karşıtı bir hava, mücadele var.

Üniversiteye hazırlanıyoruz.

Dersler bitince Halkevi’ne gidiyoruz.

Halkevi yine şimdiki yerinde.

Altta Deryapaşa Lokantası, üst kat çok temiz.

Masmavi, temiz örtüler serilmiş masaların üstüne, satranç oynuyor kimileri.

Sigaraya yeni başlamışız tek tük.

Ama öğretmenlerimiz de Halkevi’nde.

Onların yanında sigara içmek olmaz.

Sadece verirlerse çay içiyoruz.

Bazı arkadaşlar harıl harıl tartışıyorlar.

Dinlemekteyiz, soran meraklı gözlerle düşünmekteyiz.

Emrullah diye bir arkadaş var. Yaşı bizden biraz büyük.

Biz diyor, dünyada emperyalistlere ilk ulusal kurtuluş savaşı vermiş bir ülkeyiz, Mustafa Kemal’in resmini gösteriyor.

Mustafa Kemal’in üç fotoğrafı var Halkevi’nde o vakit.

Biri fotoğraf değil, bir resim, elle yapılmış, karakalem. Anafartalarda İngilizlere karşı direniş tabyalarında ayakta.

Öteki ise bir fotoğraf.

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal bir karatahtada latin harflerini öğretiyor Cumhuriyet çocuklarına.

Üçüncü resmi hatırlamıyorum.

Bir başka köşede ise yine karakalemle üretilmiş, Vietnamlı bir devrimcinin Amerikan kurşunu ile katledilirkenki entantanesi poster haline getirilmiş. Vietnamlı devrimci gerilla vuruluyor, silahı düşüyor elinden. Posterin altında "why" ibaresi var. İngilizcesi "niçin." Çok etkileyici. Daha sonraları o resmi, posteri sıkça görüyoruz her tarafta.

Orhan Aydın var yanımda. Sevgili arkadaşım.

Karadeniz Teknik’te okurken kaybettik 1976’da, vurdular onu.

M. Kömürlü var şimdi Orman Mühendisi.

Mücahit Engin İnşaat Mühendisi İstanbul’da.

Metin Sarıkaya var sigortacı, o da İstanbul’da yanlış hatırlamıyorsam.

Ayhan Armutçuoğlu da orada. İzzet Baysal Sosyal İşler Müdürlüğü’nden emekli.

Ortalıkta Çele dergileri var. Eski yeni Sesimiz Gazetesi, o vakitler Bolu’nun tek yerel gazetesi. Onun sayıları bulundurulmuş, Halkevi’nin kitapları, dergileri ise kütüphanede.

Cumhuriyet Gazetesi, tabii ki üyelerin istifadesine sunulmuş.

HALKEVİME DOKUNMA!                                              ARALIK 2004/BOLU

Bolu Lisesi, dersler, Halkevi, sınavlar...

Bolu Lisesi’nde devrimci liseliler örgütlenmesi var.

Ahmet Cantürk’ler, Emrullah, Orhan Aydınlar ve diğerleri.

Ülkede bir devinim yaşanmakta.

Türkiye İşçi Partisi TBMM’de...

Çetin Altan milletvekili, Meclis kürsüsüne her çıkışı gericilerin, AP’lilerin olay çıkarmasına sebep oluyor.

Gençlik eylemleri doruk noktasında.

Özerk demokratik, üniversite talepleri.

Denizlerin, Mahirlerin 6.filo defol

Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın devrim için, üretim için eğitim istekleri.

İşçilerin şanlı 15-16 Haziran direnişleri

Hep bu günlerde.

Üniversite sınavlarına hazırlanıyoruz.

Şeref (Ş.Özkurede), Orhan Aydın Trabzon’a,

Saffet (S.Kara) Erzurum’a...

Metin, ben, Kömürlü, Ayhan İstanbul’a okumaya gidiyoruz.

Sınavları kazandık.

Yabancı bir kent. Ülkede gelişen serpilen devrimci hareketleri tanımaya çalışmamız,

12 Mart askeri muhtırası.

Demirel’in şapkayı açıp tüymesi.

Daha sonraları bir suikast sonucu öldürülen Başbakan Nihat Erim’in "Demokrasinin üstüne şal örttük" ünlü sözü.

Kızıldere, Nurhok’ta öldürülen devrimci önderler, asılan üç fidan.

Denizlerin idam kararı onanırken AP sıralarından "kısasa kısas", "üçe karşı üç" sesleri.

Güya Mendereslerin idamı ile Denizlerin idamını eşleştiriyorlar.

Oysa ki devrimciler o vakit Mendereslerin idamına da karşı çıkmışlardı...

Tabii,

Bolu’da da sürek avı başlıyor.

Halkevi abluka altında.

Öğretmenlerimiz ve devrimci liseliler Selimiye kışlasının yolunu tutuyorlar.

Öğretmenlerimiz ve arkadaşlarımız için talihsiz bir dönem başlıyor.

Ben ve bazı arkadaşlar şimdilik bir ifade ile, bir-iki tekme tokat yumruk ile geçiştiriyoruz 12 Mart’ı...

Ama gidenlerin arkasından 1973-1974’lere kadar haber alabilmek olanağı yok.

Ancak 74 affı ile özgürlüklerine kavuşuyor arkadaşlar, öğretmenler...

Bolu Yüksek Tahsil Derneği var Bolu’da o yıllar.

Uygur Dinçel, Av. Hüsnü Eraktaş, Av. Ahmet Özcanlar ve diğer büyüklerimiz kurmuşlar.

Panayır günleri. Sanıyorum 1974 Eylül’ü. Panayırda toplanıyoruz. Bolu dışında okuyan üniversiteliler.

O vakitler yüksekokulda öğrenim gören öğrenci oldukça az.

Yüksek Tahsil Derneği’ni istiyoruz abilerimizden.

Yanıt olumlu...

Yönetim oluşuyor.

Kömürlü, Ayhan, Şeref, Metin, Caner yönetimdeler.

Derneğin ismini değiştiriyoruz.

Bolu Yüksek Öğrenim Derneği.

Arkadaşlar tiyatro getiriyorlar, konserler veriliyor.

Halkevi’ne gidiyoruz, kapalı.

Başkan Ayhan Sabit Tüzün, diğer yöneticileri tanımıyorum.

Şeref, ben, Çeltek (Maden Mühendisi Ank.) Ayhan Abi’den anahtarları istiyoruz.

Önceleri olmaz diyor.

Demokratik ikna turlarımız sonucunda, yönetim odasına girmemek kaydı ile anahtarları alıyoruz. Dünyalar bizim.

A. Sabit Tüzün o yılların Bolu’da önemli ismi. Bolu Süt Fabrikası’nın, Çimento Fabrikası’nın, halka açık Bol-Bak A.Ş.’nin kurucusu, İstanbul Bankası Müdürü. Müthiş Müteşebbis, demokrat, saygın bir abimiz.

Yaramazlık yapmayacağımıza söz vererek anahtarları aldığımızda, çay ocağı artık kaynıyor.

Kitaplığı düzenliyoruz.

Şeref’le ben, Bolu’da kitap avına çıkıyoruz.

Hele bir kitapçıdan Çetin Altan’ın "Büyük gözaltı" kitabını bir isteyişimiz var ki... Hala güleriz.

Yusuf Yaman’lar, Yahya sonra doktor oldu. Kimileri ülkücü. Onlarla bir muhabbetimiz yok.

Ülke de toplumsal yaşam ivmesini artırıyor.

1971 devrimci hareketlerinin zemininde, onun yenilgisinden ders alanlar yeniden örgütleniyor.

Bu sefer herşey daha başka.

Özgür bir yaşam için,

Üretim için, eğitim için,

Milli geliri hakça paylaşmak için,

Bağımsızlık için

Bütün halk kesimleri örgütleniyor.

 

Devam edecek…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ÖNEMLİ BİR RÖPORTAJ

Haberi Oku