Röportaj:
MALAZGİRT'DEN BOLU'YA İNANILMAZ BİR YAŞAM

Röportaj: Onur Işık

Yaşamı boyunca erkek şiddetine maruz kalmış, ailesi tarafından ‘berdel’ denen karşılıklı kız alıp verme yöntemiyle evlendirilmiş, fuhuşa zorlanmış ama doğru bildiğinden vazgeçmemiş. Eşinin, başkalarına verdiği zararın cezasını çekmesini istemiş, ancak her seferinde kısa tutukluluk ile para cezası ile devlet üstüne düşeni ertelemiş.

Azize 3 evlilik yapmış, 3 de çocuğu var. 1 çocuğu ilk evliliğinden ve kendisi ile görüştürülmüyor.

Şimdi yanında olan 7 yaşındaki Ayşenur ve 4 yaşındaki Umut. Umut özel eğitim okuluna gidiyor. Yaptığı erken doğumdan dolayı solunum yetmezliği yaşamış. Zihinsel engelli.

Azize Erhan Gümüş’ün canice katledilmesine kadar hayatının zorluklarının nasıl başladığını işte böyle anlatıyor.

“Muş Malazgirt’liyim ailem orada çiftçilik işleri yapıyordu. Konakuran köyünde yaşıyorduk. Okula bizi yollamadılar. Kız çocuklarını yollamıyorlar. Babam annemi delirtti. Şimdi nerede hangi hastanede bilmiyorum. Üvey annem vardı. İki kız kardeşim vardı ve onlar öldü. Sonra 20 yaşına geldiğimde annemin akrabaları beni üvey annemden kurtarmak için başka biriyle evlendirdiler. Ondan bir çocuğum var.

“BERDEL YAPTILAR!”

“Mehmet Sıdık Çelik ismi. İlk evlendiğimde Malazgirt’te oturuyorduk. Benim onunla evlenme sürecim ise şöyle oldu, evlendiğim adamın kızı ile beni berdel yaptılar. Adamın kızı ile benim üvey kardeşim evlendi. Beni de bu adama verdiler. İki buçuk sene evli kaldık. Sonra kalp krizi geçirdi ve öldü. O, 50 yaşlarındaydı, bense 20 “

İlk evliliğinden sonra Azize 80 yaşında bir adama başlık parası karşılığı veriliyor. Çocuğunu bırakmak istemiyor ancak ilk eşinin ailesi çocuğunu Azize’nin elinden alıyor.

İKİNCİ EVLİLİĞİNİ ANLATAN AZİZE;

“Mehmet Sıdık’ın ölümünden sonra baba evine dönmek zorunda kaldım. Daha sonra beni 80 yaşında bir adama başlık parası karşılığında verdiler. Adı Ali Haydar Öztürk, o da Malazgirtli. O zaman önceki eşimden bir çocuğum vardı. Çocuğu,  ölen kocamın ailesi ben evlenince benden aldı. Ben peşine düştüm davalar açtım. Ama bana vermediler. En azından devletin alması benim gibi büyümemesi için. Çünkü iki yerde de çocuğum sağlıklı büyümeyecekti. Sağlıklı büyümesini istedim. Çünkü Ali Haydar Öztürk’ün çocukları benim çocuğuma iyi davranmıyordu. Bana da hakaretler ediyorlardı. Şiddet uyguluyorlardı. Ben bu süreçte oradan kaçtım. Kadın sığınma evine sığındım. Beni Adana’ya yönlendirdiler. Yaklaşık 5-6 ay orada kaldıktan sonra kocam yerimi öğrendi. İzimi buldu. Sığınma evinden beni İstanbul’a gönderdiler. “

 

‘GİT KENDİNE İŞ BUL’

“İstanbul’daki sığınma evi yatılı okul gibi bir şeydi. Oradakiler bana git kendine iş bul dediler. Okuma yazmam yok, bir şey yok. Bundan 7 yıl önce sanırım bu yaşananlar. Sığınacak kimsem kalmadı.

Sonra benimde tek düşüncem, sağlıklı bir insanın karşıma çıksın da ortada kalmayayım.”

Azize bu süreçte hala Ali Haydar Öztürk ile evliliğinin bulunduğunu ve açtığı davanın devam ettiğini söylüyor.

SIĞINACAK YER ARAYAN AZİZE;

“ İstanbul’da Metin Ç. isimli biriyle teyzesi vasıtasıyla tanıştım. Sığınacak tek yerimdi. Bende onun yanında kaldım. Daha sonra ev tuttu, iyi sandım her şey. Ancak sonra her akşam içkili eve gelmeye başladı. Bunun böyle gitmeyeceğini anladım. Ölen eşimden bana kalan altınlarım vardı. Ha bire altınlar için etrafımda dolanmaya başladı. Bunla sonum olmayacağını anladım. 2 ay falan beraber yaşadık. Bende kendim çalışmaya başladım.  Ömür B. nin kız kardeşinin çalıştığı bir lokantada bulaşık yıkamaya başladım. Ayrıldım  Metin’den artık. Ama bu sırada hamile kaldığımı öğrendim. “

Azize, Metin Ç. İle birlikteliğinden kızı Ayşenur’a 2 aylık hamileyken Ömür B ile tanışıyor. Ayşenur’u Ömür’ün yanında iken doğuruyor.

ÖMÜR B. İLE TANIŞIYOR

“Ömür B. nin kız kardeşinin çalıştığı bir lokantada bulaşık yıkamaya başladım. O zaman İstanbul Yenidoğan’da yaşanıyor bunlar. Ömür’ün kız kardeşi vasıtası ile Ömür ile tanıştım. Ömür’ün kız kardeşinin kayınpederi de orada çalışıyordu. Ömür hakkında bana ‘İstanbul karışık bir yer, bunun annesi ölmüş iki kardeşi var, eli sakat, sigortası var, sen ona bakarsın, o sana bakar. ’ dedi. Tanıştık ettik, daha sonra Ömür’ün kardeşleri beni istememeye başladı. Biz artık beraber yaşamaya başladık ama eve farklı insanlar getirmeye başladı. Geceleri dışarı çıkıp tuhaf davranıyorlardı.

Daha sonra bir komşu bunların geceleri hırsızlık yaptığından bahsetti. Bunları ben evden kovunca kardeşleriyle aramız iyice bozuldu. “

“SAMSUN’A TAŞINDIK”

Samsun’a taşındıktan sonra Azize bir çocuğunu da gördüğü şiddet sonrası kaybettiğini ve Ömür ile beraberliğinden doğan, Umut’a ise hamileliği sürecinde gördüğü şiddetten dolayı erken doğum yaptığını belirtiyor.

Azize Samsun’ da yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor;

“Daha sonra Ömür’ün akrabaları Samsun’da olduğu için oraya gittik. Bu sırada kızım  Metin Ç.’den olan kızım Ayşenur orada doğdu. Samsun’da akrabasının çamları vardı orada onlara bakıyorduk. Orada her gün kendisinden dayak yemeye başladım. Sonrasında kendisinden hamile olduğum süreçte yine dayak yedim ve çocuğumu kaybettim. Sonra oğlum Umut doğdu Ömür’den. Bu hamilelik sürecinde de yine şiddete uğradım. Zaten Umut’un sorunu büyük ihtimalle bu yüzden… Umut erken doğdu. Daha 40 gün olmadan Ömür beni bırakıp kaçtı.

“8 AY HAPİS YATTI”

İstanbul’a kaçınca ben bunu şikâyet ettim emniyete. Kötü işler yapıyor, hırsızlık yapıyor diye. Ömür İstanbul’da yakalandı, 8 ay hapis yattı.

Ben o sürede Samsun’da ki evde kalırken ev sahibi de önceleri iyiydi. İki hacı karı koca, ama sonra, ev sahibinin niyeti kötüleşmeye başlayınca ben Ömür’ün eniştesini aradım.(ev sahibinin kendisine kötü gözle baktığını anlatmak istiyor) Gel bizi al dedim. O da bizi bayağı süründürdü. Bir abla ile tanıştım. Annesi hastaydı ona bakıyordum. Para kazanıyordum. “

ÖMÜR HAPİSTEN ÇIKIYOR..

“ Ömür hapisten çıkınca gelip bana ‘tekrar cezam var 2 bin 500 tl lazım yoksa yine yatarım‘ dedi. Bende inandım verdim para ama üstüne birde dayak yedim. Yine ortadan kayboldu. Ama gitmeden yurt dışından getireceği kadınlara fuhuş yaptıracağından bahsetti.”

Azize Ömür’ün yine karanlık işlere bulaşacağını öğrenince tekrar şikâyette bulunuyor ve Ömür’ün Bolu ile iletişimi burada başlıyor.

Azize bu süreci;

“ Ben de bana işveren ablayla adliyeye gidip suç duyurusunda bulundum. Sonra Ömür yine yakalandı. 3 ay yattı ve para cezası aldı. İstanbul’da hapis yattı bu süreçte. Orada Bolu’dan biriyle tanışmış. Çıkınca gelip beni aldı Bolu’ya gideceğiz dedi. Orada birinin koyunları var evde var onlara bakacağız dedi.


“BANA ZARAR VERMESİNDEN KORKTUM”

Sonra Samsun’dan, önce İstanbul’a gittik. Mahkemem var dedi. Orada beni tehdit ediyordu. Benim onu şikâyet ettiğimi söylüyordu. Bende kendi canımı düşünerek ben şikâyet etmedim diyordum. İstanbul’da sürekli bir korku yaşadım. Yolda sürekli yüksek sesle onunla tartıştım. İnsanlar görsün anlasınlar ki başıma bir şey getirmekten çekinsin diye. Bolu’ya gelene kadar beni öldürmesinden korktum.

“BOLU’ YA GELDİK”

Sonra Bolu’ya geldik ama hala beni takip ettirdiğini bana zarar vermek istediğini düşünüyordum. Yaklaşık 3 sene Sümer Mahallesi’nde oturduk. Orada çocuklarıma şiddet uyguluyor beni dövüyordu. İki defa çocuklarımı bilinçli olarak düşürdüğüne şahit oldum. Bıktım, eve bakmıyor, evle ilgilenmiyordu.

‘SİZ KADIN OLSAYDINIZ KOCANIZIN YANINDA OLURDUNUZ’

Azize artık katlanamadığını ve kadın sığınma evine gittiğini söyledi. Ancak kadın sığınma evi müdürünün kendisine söylediği bir şey var ki, kan donduran cinsten. Azize kendisine söyleneni gururuna yediremediğini ve geri döndüğünü şöyle anlatıyor.

“Bolu’da da iki defa kadın sığınma evine gittim. Bir seferinde beni Giresun’a gönderdiler. Giresun’daki kadın sığınma evinde ki müdür bana ‘siz kadın olsaydınız kocanızın yanında olurdunuz’ dedi. Sebebi ise çocuğum düşmesin diye iki yatağı birleştirmem. Bunu yaptım diye bana bunu söylüyor dağınık olduğumu söylüyor. 1 hafta kadım, öyle söyleyince bende geri döndüm. Ondan sonra yine aynı hakaretler devam etti ama ne yapayım. Katlandım. Sürekli dayak yiyordum ama oda rahat değildi.”Benden de çekiniyordu. Çünkü ona söylüyordum mademki devlet sana ceza vermiyor ben seni cezalandırırım. En son Umut’u dövmeye çalıştı. Hemen gittim emniyete şikâyet ettim bunu.”

Erhan Gümüş’ ü katledenlerden biri olan Gökhan Ç.’nin de Ömür B. ile sıkça beraber olduğunu ve cinayet sonrası yaşadıklarını şöyle anlatıyor.

“FOTOĞRAF GÖRDÜM”

“Gökhan Ç. De bize sürekli geliyordu. Erhan kayıp olduktan sonra bir gün Ömür yemek yemeğe geleceğini Gökhan’ı da getireceğini söyledi. Sonra bir yoklayayım bunları dedim neyin peşindeler diye. Geldiler, altın aradıklarını söylediler. Bu sırada Gökhan’ın telefonunda Erhan’ın bir fotoğrafını gördüm. Fotoğraf düğünde falan çekilmiş bir fotoğraftı. Konuyla alakası yoktu ama aklıma takıldı.

Ben irdelemeye devam ettim. Erhan’ın annesi ile karşılaştım gözleri dolmuştu. Hiç görmedin mi Erhan’ı dedi. Bende otobüse binerken gördüğümü söyledim ama annesi o zaman sakalını kesmeye gittiğini söyledi. Bende içimde bir his var kocamın hareketleri tuhaf dedim. Bu konuda kocamın işin altından çıkmasından korktuğumu söyledim. Erhan’ın annesi de polise gitmiş.

“ERHAN’I İYİ TANIYORUM DEMİŞ”

“Ömür gidip Erhan’ın annesine ‘Erhan’ı iyi tanıyorum ’ falan demiş. Ama burada Gökhan’la konuşurken bana pek tanımadıklarını söylüyor ikisi de. Bu hareketleri bana şüpheli geldi. Onlarda şüphelendiğimi anladılar. Bende daha çok üstüne gittim. Ömür’e kesin bu işin altından sen çıkacaksın dediğimde üstüme geldi. Hatta boğazımı sıktı. Neredeyse boğmaya çalıştı beni. Aslında ben içten içe inanmıyordum böyle bir şeye. Sadece üstüne gittim. Ama benim bu hareketlerimden sonra bunların hareketleri değişmeye başladı. Gökhan bana bundan sonra çarşıda falan işin olursa bana söyle ben götüreyim seni dedi. Dışarı çıktığımda da takip edildiğimi fark ettim. Ömür tutuklanmadan 3 gün önce evde kapı çaldı. Komşumuz ekmek getirmişti. Ömür fırladı kapıya ben hapse gireceğim diye tutturdu. Artık iyice şüphelendim. Ama tutuklanana kadar inanamamıştım. O ana kadar sadece korkuyordum.”

Azize şimdi oturduğu evinde iki çocuğu ile kalıyor. Ama ev sahibi biran önce çıkmasını istiyor. Azize bu durumu “ Kimseye güvenemem kimse bana evde vermez artık. Çoğunlukla bu binadakiler beni istemiyor farkındayım” diyerek yardım istiyor.

Ve  Azize Şöyle diyor;  “Ben devlete bu kadar sadıkken! ne aileme ne kocama bu kadar sadık değilim, bir yanlış varsa bunu söylüyorum ama devlet hiçbir şekilde bana yardımcı olmuyor. Kadın sığınma evine yolluyorlar. Orada ne kadar kalabilirim. İki tane çocuğum var o kadar kolay mı?” diyor.

Azize’nin yaşadığı romanlara konu olabilecek yaşam.

Belki birçok kadının yaşadığı ve toplumun farkında olmadığı sürüp giden yaşamlar.

İşte Azize, Türkiye’de ötekileştirilen kadınların adına, yaşadığı dramı anlatabilme cesaretini bulan ender kadınlardan biri. 

Anlatıyor, cesaretle, bu acımasız yaşamdan hiç olmazsa çocuklarını sağ salim kurtarma çabasında ve kendisine uzanacak elleri bekliyor, umutla…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner115

ÖNEMLİ BİR RÖPORTAJ

Haberi Oku