Sağlık:
COVİD 19: BİR İŞÇİ, EMEKÇİ HASTALIĞI

Son bir yıldır gündemimizi meşgul eden başlıca şey Covid-19. Görünüşe göre uzun süre daha meşgul edecek gibi. 2020 Martında ‘’bilinen’’ ilk covid vakasıyla tüm ülkenin gündemi olan Covid-19, 2020 Haziranında başlayan "normalleşme" süreci ile, patronlardan oluşan kabinenin gündemindeki önemini kaybetti. Şimdi o artık yalnızca ‘’evde kalamayanların’’ gündeminde…

Pandeminin ilk günlerinden bu yana gerek televizyonlarda, gerekse sosyal medyada ‘’Evde Kal Türkiyem’’ sloganını sık sık duyar olduk. En popüler TV dizilerinin tanınmış oyuncularını görüyoruz kamu spotlarında. Ama hangimiz evimizde kalabiliyoruz? İşçi servisleri yine işçilerle dolu, hastaneler sağlık çalışanlarıyla, sokaklar belediye işçileriyle…Göstermelik yasaklarla kısıtlanan sokaklar, nedense mesai saatleri içinde emekçilere serbest.

Birçok işyerinde, fabrikada artan Covid-19 vakalarına rağmen üretim ve hizmet son sürat devam ediyor. Emekçiler PCR testine kolay ulaşım sağlayamazken, temaslı olanlar bile, hiçbir tedbir alınmaksızın kalabalık iş ortamlarında çalıştırılmaya devam ediliyor. Çalışırsanız virüse yakalanma ihtimaliniz yükselirken evde kalmanın bedeli de ciddi ücret kayıpları oluyor. Emekçilerin değişen çalışma sistemi ile esnek çalışma modellerinin uygulanması, zorunlu ücretli izin kullandırma gibi uygulamalarla kısa çalışma ödeneği, patronlara krizden fayda sağlama ve işçilerin üzerinde bir tehdit sopası gibi kullanımı fırsatına dönüştü. Bu süreçte birçok küçük çaplı işyeri kapanırken, binlerce kişi işsiz kaldı. 65 yaş üstü olup da evlere temizliğe gitmek için belediye otobüslerine binen, dağda sığırını güden, sokakta simidini satan emekçiye kesilen cezaları kazanç kapısı yapanlar, bir yandan da ‘’lebaleb’’kongreler düzenliyor, kongrelerinde davullu zurnalı eğlenceler yapıyor, şeyhlerinin, şıhlarının cenazelerine katılıyor. Tüm Covid önlemleri yok sayılarak düzenlenen ve bizzat Sağlık Bakanı’nın da katıldığı bu cenazelerde insanlar, virüsün kucağına atılıyor. Tüm bunlar yaşanırken göstermelik tedbirler ve genelgeler, Covid-19’un yayılımını durdurmaktan çok uzak. Yeni bir normelleşme sürecinin başlayacağı gündemdeyken artan vaka sayıları, alınan tüm tedbirlerin ne kadar yetersiz ve işlevsiz olduğunun en büyük kanıtları olarak karşımızda duruyor. Bakanlığın yoğun baskı sonucunda gün gün açıkladığı il bazında vaka sayıları tablosu da Covid-19’la mücadelenin başarısızlığını gözler önüne seriyor. İlimizde de yüz binde 44.96 olarak açıklanan vaka oranı, bir hafta içinde yüz binde 75.60’a sıçramış durumda. Peki bu yükselişin sorumlusu işine gitmek için sokakları, otobüsleri dolduran insanlar mı?

Pandemi sürecinde birçok ilaç şirketi tarafından aşı denemeleri yapıldı, kimi aşılar üretim için izin aldı. 2020 Aralık’ında Türkiye’de başlaması planlanan aşılama süreci, ancak 2021 Ocak’ında , ilk olarak sağlık çalışanları ile başlatıldı. Ancak sağlık emekçileri aşıyı beklerken birçok yerde aşının para karşılığı satıldığı ve aşı fiyatının ne kadar olacağı gibi konular gündeme geldi. Tüm dünyaya yayılan virüse karşı üretilen aşılar, yine kapitalist ilaç tekellerinin kazanç kapısı haline geldi. Şimdiye kadar çoktan 4. grup denilen kesime aşılama yapılması gerekirken Türkiye’de 2. grubun aşılanması henüz yapılıyor. Aslında grip aşısının dağıtımında yaşanan sorun, Covid-19 aşısının dağıtımı öncesi bir ön prova olarak okunmalı. Grip aşısının uygulanışında da kronik hastalığı olmasına rağmen birçok vatandaş aşı önceliğine sahip olamamıştı. Covid-19 aşısında da farklı bir durum yaşanmıyor. 1 Mart’ta okulların yüzyüze eğitime başlayacağı konuşulurken öğretmenlerin aşılanması yeni başlamış durumda. Halk sağlığı için elzem olan bir aşının üretiminin kamuya devredilmeyip, üretimin birkaç ilaç şirketinin tekelinde olması, salgın sürecinin uzamasında büyük bir etken. Bir ülkenin sağlığının, hastaneler zincirine sahip bir patronun eline teslim edilmesi de kamu sağlığının ne gibi bir tehlike altında olduğunu göstermeli bize. 

Konuyu bir de sağlık emekçileri cephesinden ele almakta fayda var. Şüphesiz ki salgın süreci tüm emekçiler için yıpratıcıyken, sağlık emekçileri de bu süreçte birçok hak gaspına uğradı. Emeklilik ve izin hakları durduruldu. Buna karşı tepkiler büyüyünce sağlık emekçileri, patron gazetelerince, cepheden kaçan askerlere benzetildi. Ama asıl kaçanın kim olduğu, cepheden kilometrelerce uzakta, mizansen savaş ortamında haber yapan gazetecilerin durumuna bakıldığında anlaşılabilir. Sağlık emekçileri yine görevlerinin başında çalışmaya devam ediyorlar. Sürecin başından bu yana virüs sebebi ile yaşamını kaybeden sağlık emekçilerinin sayısı 400’e yaklaştı, aşılama sürecinden sonra 50’den fazla sağlık emekçisi yaşamını yitirdi. Her gün onlarca sağlık emekçisi virüse yakalanmaya devam ediyor. Ancak çalışanlar, birçok iş yerinde virüse yakalandığı için idarecileri tarafından suçlanıyor, Virüsün iş yerinde değil, sosyal ortamda bulaştığı söylenerek sorumluluk, çalışanların üzerine atılıyor. Viirüse yakalanmaları halinde birçok sağlık emekçisine ‘’Covid-19’’ tanısı yerine ‘’şüpheli hastalık’’ tanısı konularak bulaş, kayıt altına alınmıyor. Covid-19’un meslek hastalığı olarak kabul edilmemesi için örgütlü bir direnç sergileniyor. Bunun yanında yoğun çalışma saatleri, mobbing ve ekonomik bunalım sebebi ile sağlıkçıların intihar haberlerini de sık sık alır olduk ne yazık ki. Covid-19’la mücadele için göstermelik yasakların varlığı tek başına yeterli değil. Mücadele için nitelikli bir sağlık hizmetinin varlığı gerekliyken, mücadelede en önemli etken olan sağlık emekçileri, çeşitli uygulamalar ile yalnız bırakılıp kaderine terk ediliyor. Ağza bir parmak bal çalıp Covid ödemeleri ile zapturapt altına alınmaya çalışılan sağlık emekçileri göstermelik iyileştirmeler değil, insanca yaşamaya yetecek temel ücret ve çalışma koşulları istiyor. Ayrıca sağlık emekçilerini hekim, hemşire, teknisyen, temizlik işçisi, veri giriş personeli vb. diye ayıran bu sağlık sistemi içerisindeki eşitliksiz uygulamalar da cabası. Emekçiler kadrolu-sözleşmeli olarak ayrılıyor ve çoğu sağlık emekçisi, sağlık işkolunun dışında tutuluyor, verilen kısıtlı haklardan da yararlanamıyor. Ancak sağlığın bir ekip işi olduğu açıkça ortada. Tüm sağlık emekçileri bu salgın sürecinde aynı tehlikeler altında çalışırken farklı ücretlendirmelere tabi tutuluyor. İktidar ve iktidar ortağının sendikaları olarak bilinen sendikalar ise bu süreçte üç maymunu oynuyor. Alkış eylemleriyle haklarının ödenemeyeceği söylenen sağlık emekçilerine hakları gerçekten de ödenmiyor. Aksine sağlıkçılar, bu zorlu koşullar altında çalışmanın bedelini hayatlarıyla ödüyorlar.

Geçtiğimiz son bir yıla baktığımızda işçiler, emekçiler açısından tablo pek de iyimser değil. Sık ve düzenli test yaptıran, hastalandığında VİP sağlık hizmeti alan, vergi borçları tek tek silinen, krizden fırsat yaratıp karını katbekat artıran patronlara karşı, evine ekmek götürmek için evinde kalamayan, hastalandığında yatacak boş yoğun bakım yatağı bulamayıp evine yollanan, ev ve işyeri kirasını ödeyemediği için krediler çekip gırtlağına kadar borca batan, evde kalamadığı için sokağa çıkıp ceza yiyen işçi ve emekçilerin bir arada yaşamaya çalıştığı ve aradaki uçurumun derinleştiği bir tablo var karşımızda. Virüs, yaşamını devam ettirmek için biyolojik mutasyonlar geçirmeye devam ediyor. Bizim de virüsün bu ‘’yaşama inadından’’ öğreneceğimiz bazı şeyler var. Hayatlarımıza yer etmiş ve bizi sinsi sinsi eriten bu ‘’virüslere’’ karşı, yeni ve etkili bir tedavi yöntemi bulmamız, biz emekçiler için hayati bir öneme sahip!


*Kevser Yongacı Pala: Sağlık Emekçileri Sendikas (SES) Bolu Şubesi Eşbaşkanı

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

TEK YOL: TAM KAPANMA TAM DESTEK!
Uzmanların çağrılarına kulak tıkayan iktidar, ülkeyi uçuruma sürüklüyor. Salgın kontrolden çıktı....

Haberi Oku