Siyaset:
17 YAŞINDA İDAM EDİLEN BİR FİDAN: ERDAL EREN

Bugün 12 Eylül darbesinin ardından Milli Güvenlik Konseyi tarafından henüz 17 yaşındayken yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’in katledilişinin 40’ıncı yılı. Öldürüldüğü 13 Aralık 1980 tarihinden bu yana hâlâ anılmaya devam eden Erdal Eren’in adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesi ise hala sürüyor.

30 Ocak 1980’de ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’in cenazesinde yaşanan olaylar sonrasında er Zekeriya Önge’yi vurduğu iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, Kenan Evren'in "Asmayalım da besleyelim mi" diyerek, tek kanıt sunmadan idam ettirdiği devrimci gençlerden biri olmuştu.
 

ERDAL EREN KİMDİR?

Erdal Eren 25 Eylül 1964, Giresun Şebinkarahisar, doğumluydu. 13 Aralık 1980’de asılarak idam edildiğinde 17 yaşındaydı.

Erdal Eren Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisiydi ve Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesiydi. Bu derneğin üyelerinden Sinan Suner’in, 30 Ocak 1980’de Milliyetçi Hareket Partili (MHP) Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir tarafından vurularak öldürülmesini protesto eden grubun içindeydi. 2 Şubat 1980’de düzenlenen bu gösteride gözaltına alınan 24 kişinin arasındaydı. Gösteri sırasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge öldürülmüştü. Önge’yi öldürmekle suçlanan Erdal Eren, bu suçlamayı kabul etmedi. Erdal Eren’in Zekeriya Önge’yi öldürmediğine dair de kanıtlar vardı. Fakat görevliler otopsi ve olay yeri incelemelerini, sadece Eren’in katil olduğunu kanıtlamak üzere yapmıştı.

Erdal Eren'in 17 olan yaşı bir gün içinde 18 olarak büyütüldü. Eren, 19 Mart 1980’de idama mahkûm edildi. Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde infaz edildi.
 

BAŞIMDAN GEÇENLER, KİNİMİ BİNLERCE KEZ DAHA ARTTIRDI

İdam edilişinin 40. yılında Erdal Eren'in ailesine yazdığı son mektubu yeniden gündeme geldi. Eren'in mektubu şöyle:

"Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik.

O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi.

Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaşamına son vermesi işten bile değildir.

Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm.

Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile.

Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım ya da meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir.

Bütün bu yapılanlar, başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi.

Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi.

Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.

Mesele benim açımdan kısaca böyle.

Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum."

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122

AKP,ARTAN VAKA SAYILARINA RAĞMEN KONGRELERE...
AKP'nin Bolu İl Kongresi'nde, koronavirüs salgınına rağmen yine kalabalık görüntüler oluştu,...

Haberi Oku