FLAŞ HABER
TÜRKİYE'NİN UNUTULAN 'SİYASİ' DERBİSİ: BOLUGENÇLİK-ABANTSPOR

1960’larda Anadolu’da futbolu geliştirmek amacıyla mahalli kulüpler birleşmeye zorlanmıştı. Dönemin Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Orhan Şeref Apak’ın projesine göre, yeni bir lig oluşturulacak (2. Lig) ve birleşerek şehrin adını alacak olan kulüpler de bu ligde yarışacaktı. Bu süreçte birçok semt kulübü kapanırken aralarındaki uzun yıllara dayanan rekabet de tarihe karıştı. İşte bunun bir örneği de Bolu’da yaşandı ama bugüne kadar pek bilinmeyen bir farkla…

Bolu’daki ilk spor kulübü “Yeşil Abant” adıyla kurulmuştu. Ne zaman kurulduğu hatırlanmayan bu kulüp, 1940’ta çıkarılan Beden Terbiyesi Kanunu gereğince kapatıldı. Zira kanun, köyler de dahil her idari yönetim bölgesinde, fabrikalarda, bankalarda ve 550’den fazla çalışan istihdam eden ticari işletmelerde “gençlik kulüpleri” kurmayı, mevcut kulüplerin de mevzuata göre revize edilmesini gerektiriyordu. Böylece Yeşil Abant, “Bolu Gençlik Kulübü” adını aldı. Bu suretle devlet yardımlarından da faydalandı…

BİR LASTİK TOP PATLADI VE ABANTSPOR KURULDU

50’li yıllarda Bolu’nun nüfusu yaklaşık 30 bindi. Türkiye çok partili siyasi döneme girmişti, Bolu şehir merkezindekiler genelde Cumhuriyet Halk Partisi’ne, köylerdekiler ise Demokrat Parti’ye (DP) oy veriyorlardı. Bolugençlik kulübüne de CHP’liler hakimdi. Fakat 1954’te bir “tesadüf eseri” Demokratların da bir kulübü oldu…

“Bir gün topumuz patladı. Çarşıda bir dükkana girdik. Sahibini tanımıyoruz. Adam topumuzu tamir ederken bizimle sohbet ediyordu. Yamadı, şişirdi, parasını istemedi. Sonra ‘madem sizin böyle bir takımınız var, bir kulüp kuralım ya’ dedi. Peki bu nasıl olacak, dedik. Ben hallederim dedi. O kişi Şerefettin Mızrak’tı. Ayakkabıcıydı. Rekor Kundura’nın sahibiydi. Meğer o tarihte Demokrat Parti’nin ileri gelenlerinden biriymiş. Onlar, Mızrak’ın çevresi ve arkadaşları kulübümüzü kurdular. Biz hiçbirini tanımıyorduk.”

POLİS SAHAYI BASTI, CHP’LİLER HÜKMEN MAĞLUP OLDU

Abantspor’un kuruluşunu böyle anlatıyor Saip Garipoğlu… Bu bir tesadüf müydü, yoksa DP’lilerin de bir kulüp kurma fikri var mıydı, o belli değil. Ancak bu tarihten itibaren, 1965’te Boluspor’un kuruluşuna kadar, 11 yıl süren kıran kırana bir rekabet başladı. Şehrin yarısı Bolugençlik’i, yarısı da Abantspor’u tutuyordu. Esnaflar dükkânların camlarına iki kulüpten birinin bayrağını asmaya başlamıştı. Boluspor’un kurucularından Ayhan Sabit Tüzün’e göre o dönem “Bolu’da iki dost kulüp değil, iki düşman kuvvet vardı.” Hatta Bolu Gündem gazetesinin iddiasına göre, DP’nin otoriterleştiği yıllarda bir maçı polis basmıştı. O maçta kavga çıkmış ve CHP’li Bolugençlik hükmen mağlup ilan edilmişti*.

Bundan sonrasını Abantspor’da ve Boluspor’da oynamış veya başkanlık yapmış üç büyük isim Ayhan Sabit Tüzün (90), Saip Garipoğlu (83) ve Yener Bandakçıoğlu (81) anlatıyor.

‘DÜZCELİLER BİZİ DÖVERLERDİ, YENERLERDİ, GİDERLERDİ’

Saip Garipoğlu: “O zamanlar Bolu’nun 7 mahallesi vardı. Akpınar Mahallesi’ndeki gençlerle bir futbol takımı kurduk. Adını Pınarspor koyacaktık. Fakat aynı adlı başka bir kulübün varlığı nedeniyle yapamadık. Renklerimiz yeşil beyazdı. Beyaz yarım kollu fanila, yeşil şort; herkes şortunu evinde boyayıp hazırladı. Takım kaptanları bendim. Şehirde futbolla ilgilenenlerin çoğu CHP’liydi. Bizim takım ise biraz karışıktı. Aramızdan bazıları partilerin adlarını dahi bilmezdi. Böylece Demokrat Parti’nin ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin birer takımı oldu. Bunlar güçlendikçe müsabakalar sertleşti. Futbolcular ve seyirciler arasında hadiseler oldu. Ama her iki takım da en büyük sıkıntıyı Düzcelilerle yaptıkları müsabakalarda çekerdi. Adamlar Bolu’ya gelirdi, söverlerdi, döverlerdi, yenerlerdi ve giderlerdi (gülüyor).”

Fakat gittikçe güçlenen DP’nin Abantspor’u şehrin diğer kulüpleriyle birleşerek CHP’nin Bolugençlik’i ile arasındaki farkı hızla kapattı. Bu birleşmelerde Abantspor’u fiilen yöneten ve aslında banka memurluğu yapan Ayhan Sabit Tüzün anahtar rol oynadı. Günün sonunda Abantspor Gençlikspor’u tabiri caizse yutmuştu…

1950’lerle ilk maçların oynandığı sahalardan biri.. 1958’de dış duvarları ve tel örgüleri yapıldı. 1960’ta 250 kişilik küçük bir tribün eklendi. 65’te kapasitesi 1000 kişiye çıktı ve kapalı tribün getirildi. O tarihten beridir “Atatürk Stadyumu” adıyla Boluspor’a hizmet veriyor. Çimleri Bolu Dağı’ndan getirilmiş.
1950’lerle ilk maçların oynandığı sahalardan biri.. 1958’de dış duvarları ve tel örgüleri yapıldı. 1960’ta 250 kişilik küçük bir tribün eklendi. 65’te kapasitesi 1000 kişiye çıktı ve kapalı tribün getirildi. O tarihten beridir “Atatürk Stadyumu” adıyla Boluspor’a hizmet veriyor. Çimleri Bolu Dağı’ndan getirilmiş.

‘BANA LİMONATA ISMARLADILAR, KULÜPLERİ BİRLEŞTİRDİK'

Ayhan Tüzün: “Biz doğma büyüme CHP’liyiz. Abantspor’un Demokratların takımı olduğu söylenir ama beş önemli yöneticisinden üçü CHP’liydi. Ki bunlardan biri de bendim. Biz particilik yapmadık, işimize baktık. Bankadan kazandığım paranın hepsini kulüptekilere dağıtırdım. Bolu’da ormancıların ’17 Temmuz’ adında bir kulübü vardı. Adını Atatürk’ün Bolu’yu ziyaretinden almıştı. Aslında adı vardı, kendisi yoktu. Başkanları Adnan Bey bıkmıştı artık. Bir gün bana kulüpleri birleştirelim dedi. Bir de limonata ısmarladı. Olur dedim.

Karayolları, Nafia (Bayındırlık) ve Su İşleri’nin ortaklaşa kurduğu Kanasuspor vardı. Başkanları Yılmaz da arkadaşımdı. O da bıkmıştı. Pancar müdürü onlar için 60 bin lira** para toplamış. Yılmaz o parayı bana getirdi. ‘Ayhancığım kulüpleri birleştirelim’ dedi. Ona da olur dedim. Ve 60 bin liranın hatırına kulübümüzün adını Abant Kanasuspor olarak değiştirdim.

Fakat artık ben de bıkmıştım. O sırada Orhan Şeref Apak bütün Türkiye’ye talimat dağıttı. Mahalli kulüpler birleşsin, şehrin adını alsın, onları 2. Lig’e alacağım dedi. Ben 63’te Abantspor tüzüğüne profesyonel futbol kulübü olduğu şeklinde bir madde ilave ettim. Halbuki bunun federasyonda tescil edilmesi lazımdı. Ardından Bolugençlik kulübüne birleşme teklifi ettiğimde, onlardan biri, Cahit Sinan ayağa kalkıp şunları söyledi: ‘Ayhan Tüzün 17 Temmuz’u, Kanasuspor’u kapattı, Abantspor’a bağladı. Şimdi de Gençlikspor’u kapatıp kendisine bağlayacak. Yok istemeyiz’. Ben de ona ‘Biz profesyoneliz, istersem en kral beş futbolcunuzu alırım’ dedim. O zamanlar federasyon bir kural çıkarmıştı, aynı düzeydeki kulüpler arasında transfer yapılamıyordu. Ama biz profesyonel olunca amatör olan Bolugençlik’ten futbolcu alabiliyorduk. Düşündüler, Ayhan haklı dediler (gülüşmeler). Onları biraz korkuttum, böylece benim kurduğum Kardeşler Lokantası’nın altındaki Abantspor lokalinde birleştik.”


Boluspor kırmızısını Bolugençlik’ten, beyazını Abantspor’dan alıyor. Ambleme bir de çam ağacı, dolayısıyla Abantspor’un yeşili eklenince kriz çıkmış. Sorunu çözmek için çerçeveye bir de sarı şerit eklenmiş ama uzun zamandır kullanılmıyor. Boluspor’un amblemi çizilirken Bremarhaven 93 kulübünden esinlenilmiş. Bremerhaven, Bremen’in yaklaşık 30 km. kuzeyinde yer alıyor. Bolu’yla hiçbir ilişkisi yok, Türkiye’deki kardeş şehri Adana… Bolu ise Almanya’nın batısındaki Neuss şehriyle kardeş olmuş.

‘SAKARYASPOR BİZİM ABİMİZDİR’

Ayhan Tüzün, Boluspor’un ilk başkanlığını da bir jest yaparak dönemin CHP’li Bolu Belediye Başkanı İsmail Özer’e, ikinci başkanlığı ise Bolugençlik’ten avukat Doğan İleri’ye bıraktığını anlatıyor. Yeni kulübün tüzüğü ise Sakaryaspor’dan kopyalanmış. Bu yüzden Tüzün, “Sakaryaspor bizim abimizdir” diyor.

Abantspor’un kazandığı tek kupa ise Karagücü’ne karşı… “Tugay Kupası” adıyla verilen kupayı Bolu’nun en güçlü kulübünün elinden alırken “komutanın elleri titriyordu” diyor Tüzün… Askerlerin tertiplediği turnuvada siviller şampiyon olunca organizasyonun devamı gelmemiş. Zaten Karagücü de kısa süre sonra lağvedilmiş.

Peki bugün Bolugençlik – Abantspor derbisini kim hatırlıyor? Boluspor’un ilk başkanlarından, o dönem aynı zamanda Abant gazetesinde başyazarlık da yapan avukat Yener Bandakçıoğlu’nun buna cevabı şöyle: “O yaş grubu hatırlıyor. Gençler bilmiyor. Biz bile yıllardır konuşmuyorduk. Doğrusu uzun zamandır Bolu medyası bile bizimle bunları konuşmamıştı”.

BOLUSPOR NEDEN DÜZELMEDİ?

Röportajı tamamlarken Saip Garipoğlu, “şimdi o heyecanı duyamıyorum” diyor ve kendi tabiriyle “üzücü bir hadise”den de bahsetmek istiyor: “Boluspor’un Karaçayır’da bir tesisi vardı. Sporcularımız orada kalıyordu, 20 sene evvel. O binanın altında geniş bir alan, içinde de bir lokal vardı. Kulüp yöneticiliği yapmış kişiler, vali, belediye başkanı, garnizon komutanı, savcı, şunlar bunlar, yani Bolu’nun ekabirleri her akşam oraya gelirdi. Sporcularla temasları yoktu. Yönetimdeki zevatla en küçük bir ilişkileri yoktu. Yemeklerini yer çıkarlardı. Oyun oynar, alkol alırlardı. Bu ortam gayet samimi bir havada senelerce devam etti. Ne zamanki bir yönetim geldi, o zamanki belediye başkanı Yüksel Ceylan, kapıya bir yazı yapıştırdı, ‘burası meyhane ve kumarhane olmaktan kurtarılacaktır’. Sonra bir Bolu gazetesine de ilan verdi. Yani oraya gelenlere ‘artık gelmeyeceksiniz’ dendi.”

Yener Bandakçıoğlu burada noktayı koyuyor: “O günden bu yana Boluspor adam olmadı.”

*Ayhan Tüzün, kavga nedeniyle tamamlanamayan olaylı maçtan yıllar sonra hakemin Bolugençlik’ten 80 lira para aldığını itiraf ettiğini söylüyor.

**Miktarın büyüklüğünü açıklamak için not… Lefter Küçükandonyadis, 1958’de Fenerbahçe’de kalmak için 50 bin lira istemişti. Ondan yıllar sonra Boluspor’da da oynadı.

(Alper Budka'nın Gazete Duvar'daki 17.09.2020 tarihli özel yazısından alınmıştır.)

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122

FUTBOLUN ORDİNARYUSU LEFTER, FUTBOLU BOLUSPOR'DA...
3 Haziran 1965’te Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan jübile maçında futbola veda eden Lefter Küçükandonyanis;...

Haberi Oku