Su... Yaşamın kaynağı.

Üç ay önce ABD’de su borsaya açıldı. Evet, bildiğimiz suyun artık borsada tıpkı petrol, altın gibi ticareti yapılabilecek.

Temel ihtiyaçlarımıza kadar her şeyin amansızca ticarileştirilmesi Dünya’yı yok ediyor. Bu gidişle soluduğumuz hava bile alınıp satılabilen bir nesne haline gelecek. Bir karar ile dereler, yaylalar imara açılıyor; parayı bastıran bu yerlere yatırım adı altında istediğini yapabiliyor. En son ünlü Fırtına Deresi imara açıldı. Sonrada barajlarımızda ne kadar az su kaldı diye oturup, hayıflanıyoruz. Biliyorsunuz Bolu’da da iki yayla benzer bir karar ile imara açıldı.

Göynük ilçesinin Himmetoğlu köyü..

Köyde Kazancı Holding’e ait Aksa Enerjinin kurmuş olduğu termik santral sebebi ile sürekli toprak kaymaları yaşanmakta. Köylüler tarım ve hayvancılık ile geçimlerini sağlarken bir gün bir şirket çıkıp geliyor ve artık bu köyün altını üstüne getirme hakkına sahibim diyor. Paçasını kurtarabilenler varını yoğunu bırakıp göç ediyor. Kalanlar ise şu an can güvenlikleri olmadan yedi yıldır yeni yerleşim yeri yapılacağı vaadi ile bölgede ikamet etmekte.

Geçtiğimiz yıl birçok ülke termik santrallerini kapatacağını açıkladı. Belçika, Avusturya ve İsveç var olan tüm termik santrallerini kapattı, şu an tek bir termik santralleri bile bulunmamakta. Fransa 2022, Slovakya ve Portekiz 2023, İngiltere 2024 yılına kadar ülkelerinde yer alan tüm termik santralleri kapatacaklarını açıkladılar. Çünkü sorun bir filtre takarak çözülebilecek gibi bir şey değil. Fakat ülkemizde bırakın var olanları kapamayı yeni termik santraller kurulması planlanmakta. Bunu tartışan Dünya’daki ender ülkelerden biriyiz. “Ama biz o ülkeler gibi gelişmiş değiliz” demeyin. Hindistan, Endonezya, Mısır gibi ülkelerde de yapımı planlanan termik santral projelerini iptal etmekte.

Çevrecilik, insanların elektrik ya da su tasarrufu yapmaları şeklinde basite indirgenebilecek bir şey değildir. Büyük holdingler her geçen gün derelere, köylere santraller kurarken aslında bizim olanı bizden izinsiz gasp etmekteler. Çıkarılan yasalar ile bu dev şirketler faaliyetlerini daha kolay ve hesap vermeden sürdürmekteler. Bizim ise yapmamız gereken insanlarımız ile meslek odaları ile belediyeler ve duyarlı tüm kuruluşlar ile çevrenin piyasaya devredilmesini önlemek.

Tek çıkar yol, yeşil ve eşitlikçi bir ekonomik model.

Suyun bile fiyatının tamamen piyasa tarafından belirleneceği bir gelecek kapıda. Yedigöller’de yapılacak çevre yoluna, yaylalarımızın imara açılmasına, Bolu’da şehir içindeki parkların ve yeşil alanların iş merkezi haline getirilmesine karşı çıkmazsak sonunda sıra bize gelecek.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122