FLAŞ HABER

Geçen yılın şubat ayında satır arasına sıkışıp kalmış bir haber vardı: İsviçre’deki küçük bir şirket iklim değişikliğini durdurabilir mi? (1) (2)

New York Times kaynaklı habere göre Teknoloji Enstitüsünde mühendislik okuyan iki İsviçreli, yıllarca üzerinde çalıştıkları girişimcilik fikirlerini hayata geçirip Climeworks adlı bir şirket kurarlar. Bu şirket havadan topladığı karbondioksiti suyla birleştirerek yer altına gönderiyor ve bileşim burada taşa dönüşüyor. Bir yıllık deneme sürecinden sonra ise tesis kapasitesini 50 kat artırmaya karar veriyor ve yılda 50 ton yerine 2 bin 500 ton karbondioksiti havadan temizlemeyi hedeflemekte. Aslında yapılan doğal gaz ya da petrol çıkarma işleminin tam tersi. Her ne kadar şu an kamu kuruluşları ile birlikte yönetilse ve faaliyetleri onlarla birlikte ilerlese de, dev enerji endüstrisi içerisinde piyasanın şekillendirdiği kurallar dışında bir adım atması pek mümkün görünmüyor.

Bu haberde dikkatleri çeken nokta teknolojinin hayatımızı tehdit eden birçok sorununa (bu örnekte ekolojik yıkım olduğu gibi) dair söyleyebilecek çok fazla sözü varken, genelde bol sıfırlı kazançlar vaat eden projelerin cazibesi altında sermaye hariç kimseye faydası olmayan girişimcilik örnekleri halini alıyor olması. Genelde yaşanan vahim tablo, inovasyonun maliyetinin topluma yansıtılırken getirilerinden de çok büyük bir oranda özel sektörün pay alması. Aslında tüm insanlık olarak izlediğimiz bu tablo adil ve yaşanabilir bir gelecek için tersine çevrilmesi gereken en büyük eğilim.

Teknolojinin toplumsal hayatla ya da bireysel yaşantılarımızla olan ilişkisi kendisi kadar karmaşık bir konu elbette. Tam da bu nedenle siyah ya da beyaz şeklinde hükümler vermek yerine grinin tonlarını yorumlamak daha ön açıcı. Birileri tarafından insanlığın tek kurtarıcısı adeta dijital bir mesih gibi bizi düştüğümüz çukurdan çekip çıkaracak ve insanlığa hak ettiği hayatları sunacak olan bir nimet olarak görülüyor iken kimilerine göre ise bizi kendimize yabancılaştıran, kontrolünün sıradan insanlarda değil de büyük şirketlerde hatta gelecekte insanlığı boyunduruğu altına alacak yapay zekada olan, arsız tüketimi teşvik etmeye yarayan tüm kötülüklerin anası. Mesele teknolojinin ne sunduğundan çok bizim onunla ne yapmak istediğimiz sanırım. Örneğin eğitim sisteminden çocukların vakitlerini doldurmasını, onlara okuma-yazma’dan başlayıp bir çok bilgi enjekte ederek geleceğe hazırlamasını mı, yoksa kendi çevrelerine hatta insanlığın ortak değerlerine katkılar sunabilecek, eleştirel ve muhakeme yetileri yüksek bireyler yetiştirmesini mi bekliyoruz? Kutsallaştırma ya da yermekten ziyade teknolojiye insanlığın kolektif zekasının bir ürünü olarak bakıp bunun ile nasıl özgür, adil bir gelecek inşa edebileceğimizi düşünmeliyiz. Özellikle kolektif zekamızın ürünü olarak bakmayı düşünmeliyiz çünkü bilgisayarların doğumundan, internetin ilk çıkışına kadar birçok teknolojik gelişmenin bize işaret ettiği en önemli nokta yeniliklerin genellikle grup çabasıyla, bir çok farklı aktörün işbirliğiyle ve farklı kaynaklardan beslenerek ortaya çıktığıdır. İcatların birilerinin aklına yıldırım gibi düşmesi ya da bodrum ve garajda tek başına çalışan birinin kafasında aniden bir ampul yanması sadece hikaye kitaplarında olur.

Birçok dev teknoloji şirketi CEO'su, yazar, bilim insanı yapay zekanın ileride insan ırkına zarar verecek hatta onu yok edecek kadar problemli bir alan olduğunu ön görüyor ve bunun toplumda özellikle de komplo teorilerini çok seven toplumlarda büyük bir karşılığı oluyor. Yine benzer kaygılara sahip bir çok kesime göre bu tarz gelişmeler yakın bir gelecekte çığırından çıkıp adeta Terminatör filminde veya Matrix'deki ajanlar gibi insan ırkını yok etme ya da boyunduruğu altına alma potansiyeli taşımakta. Hatta belki de o kadar uzağa gitmeye gerek kalmayacak deniliyor: çok yakın bir gelecekte ya da şimdiden insanlar üzerinde yapay zeka, teknoloji gibi gelişmelerin dejenere edici etkilerini gözlemlemek mümkün. Peki bu kaygıların temelinde yatan dürtü nedir? Acaba biz teknoloji kisvesi altında insanlığın azgınlığından korkuyor olabilir miyiz? Kendi hırslarımıza ait kaygılarımızı teknolojiye yıkıp temize çıkma çabası mı? Kapitalist ilişki tarzının ruhlarımızda yarattığı tahribatı belli/belirsiz bir gelecek yorumuyla kamufle etme gayesine mi giriştik? Şu an ya da makul seviyedeki bir yakın gelecekte mimarlık alanına ait hangi yapay zeka hazine arazilerine ucuza kapatma derdinde olabilir, hangi 3 boyutlu yazıcı ürettiği bir organın yasadışı ticaretini yapmaya soyunabilir? Bunlar hep insanoğluna ait sorunlar ve kar hırsının getirdiği ahlaksızlıklar. Yapay zekayı üreten bireyler/şirketler/devletler bu etik değerlerden yoksun hareket ederlerse elbette şu an yaşadığımız kokuşmuş düzen misliyle artarak devam edecek. Ama bir de alternatif bir gelecek olasılığı var önümüzde. Teknolojinin eşitliğe, temel gelire, insanoğlunun kendini gerçekleştirebileceği boş vakte hizmet etmesi gibi bir gelecek ihtimali. Bizim yerimize tüm istemediğimiz işleri yapabilecek robotlar veya yapay zeka sayesinde bize kalacak zaman hayatlarımızı değerli kılabilir. Marx "akla estikçe, sabahleyin avlanmak, öğleden sonra balık tutmak, akşam sığır yetiştiriciliği yapmak, yemekten sonra da eleştiri yazmak mümkün olur.." diyor gelecekteki eşit bir düzen tasavvurunda. Nasıl olacağı teknolojinin seyrinde gizli olabilir. Her zamanki gibi yine iyi ile kötünün tarih sahnesindeki kadim mücadelesi sonucu belirleyecek.

(1) New York Times'da yayınlanan söz konusu haber.

(2) Haberin Medyascope.tv'de yayınlanan orijinaline çok yakın hali

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
V. Metin Bayrak 2 ay önce

insana, kamuya, doğaya, gezegene, evrene... limiti nereden aldığımıza bağlı olarak anlam kazanıyor eylemlerimiz ve hayatımız... kaleminize sağlık... referansımızın gezegenimizi aşması dileğiyle... :-)

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122