Önceki yazımı kapitalizmin dayattığı yeni işbölümü ve Türkiye’nin tarımsal dış ticaretinde işlenmiş ürün (tam karşılamasa da gıda maddeleri olarak da görebiliriz) ve hammadde ticaretinde bir değişim olduğu tespiti ile bitirmiştim. Bugün bu işbölümünün ne anlama geldiğini ve tarihsel olarak nasıl değiştiğini, gelecek yazımda ise bunun Türkiye ve benzeri ülkeler açısından sonuçlarını göstermeye çalışacağım.

Bu işbölümü kavramı için önce “Gıda Rejimi” kavramını tanımlamak gerekmektedir.  Bu kavram, uluslararası tarımsal üretim ilişkilerinde tarihsel dönemleri ve geçişleri anlamada yardımcı olacaktır. Gıda rejimi, dünya çapında gıda üretimi ve dolaşımında istikrarlı periyodik tarihsel düzenlemeleri belirleyen bir kavramdır. Bu dönemler belirlenirken dünya ekonomisinde çeşitli hegemonya biçimleriyle ilişkilendirilmiştir. HarrietFriedmann ve Philip McMichael tarafından formüle edilen gıda rejimi analizinde üç farklı tarihsel dönem tanımlanmaktadır.

Kolonyel gıda rejimi olarak adlandırılan 1.gıda rejimi kabaca 19.yüzyılın son çeyreği ile büyük dünya bunalımı arasını dikkate almaktadır. İngiltere öncülüğündeki Avrupalı sanayi sınıfı tarafından şekillendirilen 1.gıda rejiminde, sömürgesel tropikürün (şeker kamış gibi) ile yerleşimci kolonilerinden temel tahıl ve hayvan ithalatı karşılığında sanayi ürünleri ticareti belirleyicidir. 19.yüzyılın sonunda, dönemin egemen gücü olan İngiltere’nin öncülüğünde Avrupa, işçi ve sosyalist hareketlerini bastırmak için Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda kıtalarına büyük çaplı bir göç hareketini desteklemiştir. Bu yerleşimciler Avrupa’ya ihraç etmek üzere, kendilerinden talep edilen buğday ve hayvancılık ürünlerinde uzmanlaşmışve Avrupa ile aralarında bağımlılık temelinde bir serbest ticaret rejimi kurulmuştur. Böylece, hem kolonilerde ve yerleşimci devletlerde, ucuz, hatta sıfır maliyetli emek kullanılarak tarımsal ürünlerin fiyatları düşürülmüş, hem de bu sayede sanayileşme sürecindeki Avrupa’da, gerek işçi sınıfının beslenmesinin gerek sınaî üretim için gereken hammaddelerin maliyetleri aşağı çekilmiştir. Dönemin tipik örnekleri pamuk üretiminde İngiltere-Mısır, İngiltere-Hindistan ve İngiltere-Türkiye ilişkileri çerçevesinde incelenebilir.Bu ilişki ağının işlerliği büyük dünya bunalımı ile bozulmuştur. 

Sınai gıda rejimi olarak adlandırabileceğimiz 2.gıda rejimi (ikinci paylaşım savaşı sonrası), Soğuk Savaş döneminde ABD’nin, kendi bağımlı devletlerine gıda akışlarını yeniden düzenlemesiyle gelişmiştir. Gıda yardımları desteği ile Üçüncü Dünya sanayileşmesi teşvik edilmiş ve komünizme karşı emperyal pazarların güvenliği pekiştirilmiştir. Yeşil Devrim teknolojileri yanında köylü huzursuzluğunu azaltmak ve pazar ilişkilerini kırsal alana yaymak için toprak reformu başlatılmıştır. Bu arada tarım işletmelerinin, küresel tedarik zincirleri ile ulusötesi bağlarının geliştirilmesi sağlanmıştır. Bir anlamda, “ulusal” ekonomik kalkınma modeli evrenselleştirilerek sömürgeciliğin ardından, tarımda “yeni bir uluslararası işbölümü” başlatılmıştır. Bu dönem özellikle ABD’nin ürün fazlalarının bağımlı ülkelerin tüketim alışkanlıklarının gıda yardımları ile dönüştürülmesinde kullanıldığı dönemdir. Marshall Planı doğrultusunda Amerikan gıda yardımları ve PL 480 olarak bilinen düzenleme bu ilişkiyi algılamak için iyi bir örnektir.

1970’lerde zemini oluşan ve 1980’lerde egemen olmaya başlayan 3. gıda rejimi ise Kurumsal Gıda Rejimi olarak da tanımlanmaktadır. 3. gıda rejimi, gıda ve toplum arasındaki ilişkiyi sermayenin çıkarlarına dayalı olarak yeniden düzenleyerek, ulus ötesi tarımsal ticaret ve ulus ötesi sermaye olarak ortaya çıkmıştır. Bu dönemde hegemon gücün hedefi belirli ulusal çıkarlara hizmet etmek değil, sermayenin çıkarlarıdır ve bunun için ticarette yeniden yapılanma ve toplumsal ilişkilerde sermayenin etkisine karşı tüm engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir.  3. gıda rejiminin kurumsal gıda rejimi olarak adlandırılmasının temel nedeni, bu dönemdeki kurumların (DTÖ, NAFTA, CAFTA gibi) ulusal ve uluslararası arenada hâkim güç olmalarıdır. Bu gıda rejiminin bir diğer hegemon gücü çok uluslu şirketlerdir. Çok uluslu şirketler uluslararası anlaşmalar ile etkin oldukları bölgeleri genişletmekte ve ulusal piyasalarda hakim güç olmaktadır. Uluslararası sermaye hedeflediği ülkelerde tarım arazilerini ve çiftlik yönetim işletmelerini, tahıl ambarlarını, gübre dağıtım merkezlerini ve tarımsal girdileri kontrol eder hale gelmişlerdir. Meraklılarına ayrıntılar için fikri mülkiyet hakları, sözleşmeli üretim modeli ve sertifikalı tohum dayatmalarını incelemelerini öneririm.

Bu yeni düzen içerisinde, gelişmiş kapitalist ülkeler tahıllar başta olmak üzere sermaye yoğun, “düşük değerli” tarımsal ürünlerin üretimi ve ihracatında yoğunlaşırken, azgelişmiş ülkeler egzotik ürünler, meyve, sebze, çiçek gibi emek yoğun ve “yüksek değerli” tarımsal ürünlerin üretimi ve ihracatında uzmanlaşıyor. Böylece tarımda yaratılan katma değerin büyük kısmı gelişmiş kapitalist ülkelere aktarılmaktadır.

Önerilen işbölümünün altında yatan önemli bir diğer neden azgelişmiş ülkelerden ucuz ücret mallarının (beslenme, giyim, barınma v.b.) ithalinin amaçlanmasıdır. Azgelişmiş ülkelerden düşük ücretler ve ihracatı teşvik amaçlı kur politikaları ile bu malların düşük fiyatlarla ithali, gelişmiş kapitalist ülkelerde ücret düzeyinin kontrolünü sağlamakta ve kar oranları artışını olanaklı kılmaktadır.

Bu iş bölümünün belki üzerinde çok daha fazla durulması ve hatta özel bir tartışma konusu olması gereken sonuçlarından biri de çevre üzerine uzun dönemde getireceği tahribatın büyüklüğüdür. Artık gelişmiş kapitalist ülkeler, kirleten üretim aşamalarını doğrudan bağımlı ülkelere kaydırmakta ve toplumsal maliyetini de bu ülkelere ihraç etmektedir. Bir sonraki yazımda bu işbölümünün Türkiye tarımına nasıl şekil verdiğini analiz etmeye çalışacağım.

Başvuru yapılabilecek kaynaklar:

  • Friedmann H. (2004). FeedingtheEmpire: Pathologies of GlobalizedAgriculture.L. Panitch ve C. Leys (Eds.), SocialistRegister: TheEmpireReloaded (s. 124-143) içinde. London: Merlin
  • (2005). FromColonialismtoGreenCapitalism: SocialMovementsandEmergence of FoodRegimes.Frederick H. Buttel ve Philip McMichael(Eds.), New Directions in theSociology of Global Development: Research in RuralSociologyand Development (s.227-264) içinde. Bingley: EmeraldGroup Publishing Limited.
  • McMichael P. (2009). A FoodRegime Analysis of the ‘World FoodCrisis’. Agricultureand Human Values, 26, Netherlands: SpringerScience+Business Media B.V., 281-295.
  • (2009). A FoodRegimeGenealog.TheJournal of Peasant Studies,36 (1), Taylor & Francis, 139-169.
  • Sönmez, M., (1985) “Türkiye Ekonomisinde Bunalım” Kitap I Belge Yayınlar, İstanbul.
  • Yenal, N.Z., (2001) “Türkiye’de Gıda Üretiminin Yeniden Yapılanması” Toplum ve Bilim, Bahar
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122