Geçtiğimiz hafta Nobel Ödülleri açıklandı. Ekonomi kategorisinde bu yıl ödül, Amerika'lı iktisatçılar Paul Milgrom ve Robert Wilson'a gitti. Ödülü hak ediş sebepleri ise "açık artırma teorisi“ne yaptıkları katkılar oldu.

Her yıl düzenlenen Nobel Ödülleri elbette birçok eleştirinin odağı oluyor. Ödüller sahiplerini bulduktan sonra kazanının hak edişi sorgulanıyor hatta bu ödüllerin bir niteliği olmadığı, sadece ticari kaygılarla belirli lobilerin çıkarlarına hizmet ettiği de çokça konuşuluyor. 2009 yılında Barış ödülünün ABD Başkanına verilmesi, 2018 yılında ise edebiyat alanındaki ödüllerin cinsel taciz iddialarından kaynaklı iptal edilişi gibi birçok örneği düşünürsek bu eleştiriler hiç de haksız durmuyor.

Nobel Ödülleri'nin niteliğini bir kenara bırakıp bu yıl ekonomi alanında ödüllendirilen çalışmaya dönersek, karşımıza teknolojik gelişmeleri de kapsayan bir tablo çıkıyor.

Peki, nedir bu "açık artırma teorisi"? Bahsettiğimiz olay elbette antika sanat eserlerinin açık artırmada satılması ile ilgili değil. Ekonomi alanında açık artırma teorisi, verilen bir kararın diğer aktörleri nasıl etkilediğini ölçerek, herkes açısından en büyük faydanın nasıl sağlanacağını hesaplıyor. Fiyatı belirlenmesi zor ürünlere değer biçmekten, kamu ihalelerinin nasıl en adil şekilde yapılacağına, yerel yönetimlerin park, sağlık ocağı gibi yatırımlarını hangi bölgelere yapmaları gerektiğine dair birçok alanda kullanılıyor. Karmaşık hesaplar ile bir radyo frekansının nasıl fiyatlandırılacağı hesaplanıyor örneğin. Hangi bölgedeki hangi hastanede ne çeşit hizmetler verilecek ve hangi dalda ne kadar uzman hekim görevlendirilecek? Tüm bu soruları en etkili şekilde cevaplamak “açık artırma teorisi” ile mümkün.

Bu teorilerin bir diğer önemli yanı ise teknolojiye yaptıkları katkılar. Son yıllarda ismini daha fazla duyduğumuz algoritmalar, yapay zekalar işte bu açık artırma teorisi ve oyun teorisi gibi ekonomik kuramlar sayesinde gelişiyor. Google, Amazon, Facebook, Apple gibi birçok teknoloji devi bu kuramlardan yararlanarak mobil uygulamalarını geliştirip, gün geçtikçe daha kullanışlı hale getiriyorlar.

Ekonomi dendiğinde belki hepimizin aklına ilk önce bankalar, enflasyon, büyüme rakamları gelmekte. Fakat ekonominin finanstan ibaret olmadığını söyleyen iktisatçılar gitgide daha fazla önem kazanıyorlar. Davranışsal ekonomi başlığı altında incelenen bu disiplin; tüm insanlığı her zaman akılcı tercihler yaptığı, piyasanın da görünmez el ile beraber ufak tefek krizlerle birlikte idare edebileceği varsayımını eleştiriyor. Ekonomide rakamlardan çok bireylerin psikolojilerine yer verilmesi gerektiğini dile getiriyorlar.

Paul Milgrom ve Robert Wilson'a ödül getiren çalışmaları ilk bakışta işsizlik, gelir adaletsizliği gibi çok can yakıcı soruna çözüm üretmiyor gibi durmakta. Ancak bu teoriler ile yapılan bir kamu ihalesinde devletin milyon liralarca zarar etmesi mümkün değil. Yandaşa peşkeş çekilme yerine verilere dayalı ekonomik faaliyetlerin önemini belirtmeye gerek bile yok sanırım. Oyun teorisi, açık artırma teorisi gibi kavramlar bize insanların ve kurumların kendi çıkarını gözetmesi yerine içinde bulundukları grubun ortak çıkarını gözetmesinin herkes açısından daha faydalı olacağını gösteriyor. Birçok akademik deney, ekonomik tercihlerde menfaatten çok adalet kavramı ön plana çıkartıldığında hem daha iyi kararlar verdiği hem de insanların buna uygun davranmaya yöneldiklerini gösteriyor.

İster ekonomi teorileri olsun, ister teknoloji programları... Asıl mesele üretilen tüm bu değerlerin zenginleri daha zenginleştirmeye hizmet etmek yerine zenginliği nüfusun geri kalanına yayabilmeyi başarabilmesi. Modern toplumlarda aşınan dayanışma bağlarını telafi etmeye yönelik bu teoriler asıl refahın sosyal devlet anlayışından geçtiğini gösterdiği için kıymetli. Bunun önündeki en büyük engel ise ekonomiyi sadece kur savaşları gibi finansal işlemlerden ibaret olarak gören modası geçmiş ana-akım iktisat teorileri. Günümüz neo-liberal ekonomi anlayışı ise bu tarz alternatif teorileri yutarak büyümekte.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner124
banner122