"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"

Değerli gazeteci ve siyaset adamı Altan Öymen, 13.06.1988 tarihli Milliyet gazetesinde, “İlk Soykırım Hamlesi” başlığı ile bir haber yazı dizisi yayımlar. 6 Şubat 1980 tarihinde, İsviçre’nin Bern şehrinde, Türkiye’nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen'e bir silahlı saldırı eylemi düzenlenmiş, Doğan Türkmen saldırıdan yaralı olarak kurtulmuştur. İnterpol yardımıyla Marsilya’da yakalanan saldırgan Max Kilimciyan’ın davası, Fransa’nın güneyindeki Aix en Provence kenti mahkemelerinde görülecektir.

Altan Öymen’ in, “Ermeni Dosyası” başlığı ile yayımlanan yazı dizisinin, “İlk Soykırım Hamlesi” başlıklı bölümünde; Büyükelçi Doğan Türkmen’e silahlı saldırıyı yapan ASALA üyesi Max Kilimciyan’ın, Fransa’nın Aix en Provence şehrinde görülen davası ile ilgili izlenimler anlatılmaktadır. Ermeni kökenli bir Fransız vatandaşı olan saldırganın, ASALA Terör örgütü üyesi olduğu belirlenmiş, daha ilk sorgusunda suikast girişiminin faili olduğu kanıtlanmış, görgü tanıkları da sanığı teşhis etmişlerdir. 22 Ocak 1982 tarihinde, Aix en Provence şehrinde görülen davaya, Mak Kilimciyan’ın avukatlarının talebiyle “uzman tanık” sıfatıyla Ermeni tezlerinin savunucusu profesörler çağırılmıştır. Türk tarafının mahkemeye “uzman tanık” çağırması talebi ise kullanılamamıştır.

Mahkemede, bilgisine başvurulan sanığın annesi Bayan Kilimciyan; “...Küçük bir çocukken Bolu'da oturduklarını, Ermenilerin orada da katliama uğradıklarını o arada büyükannesinin öldüğünü” anlatmış, daha sonra da; "Oradan [Bolu’dan] aç susuz Zonguldak'a gittik. Orada kömür madenlerinde çalışan Fransız mühendisler vardı. Onlar bize yemek verdiler. Daha sonra İstanbul'a gittik. Oradan da 1923'te Marsilya'ya geldik" , diye öyküsünü tamamlamıştır...

Mahkemeye çağrılan sanığın annesi ve diğer tanıklar, birbirine benzeyen “önceden hazırlanmış” ortak hikâyeler anlatmışlardır. Hepsi de; 1915 yılında, 7-8 yaşlarında yaşadıklarını iddia ettikleri olaylarla ilgili açıklamalarında, Türkiye’de bir soykırım yaşadıklarını anlatmaya gayret etmişlerdir. Sanık Max Kilimciyan da; aile büyüklerinin Bolu’da yaşadığı bu olayların anlatımlarıyla büyüdüğünü ve bu psikoloji ile İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen’e ateş ettiğini söylemiş, beraatını talep etmiştir...

Mahkeme binasını ve dışarıdaki meydanı dolduran Ermeni göstericilerin, Türkiye aleyhindeki sloganları eşliğinde, Fransız yargıçlar; ASALA Terör Örgütü üyesi olduğu, Büyükelçi Doğan Türkmen’e suikast girişiminde bulunduğu, İnterpol’ün verdiği bilgilerle ve görgü tanıklarının ifadeleriyle kanıtlanan Max Kilimciyan’ı bir kahraman gibi gösteren, davanın Türkiye Devleti’ni soykırım suçlusu olarak ilan eden bir davaya dönüştürüldüğü hukuk garabetine imza atmışlardır...

*(Altan Öymen’in “Ermeni Dosyası” yazı dizisinin “Orly Davası” başlıklı bölümünde, Orly Katliamı’nın görüldüğü davaya, Türk tarafının “uzman tanıkları”; Mümtaz Soysal, Türkkaya Ataöv ve Sina Akşin de katılmıştır. Türk tarafının uzman tanıklarının; belgelere dayalı, sağlam ve mantıklı tezleri karşısında, Ermeni avukatlar ve uzman tanıklar seslerini kesmek zorunda kalmış ve soykırım iddiacılarının tezleri, tarihsel belgelerle teker teker çürütülmüştür. Mahkeme heyeti de; Türk tarafının uzman tanıklarının, sağlam hukuki temellere dayalı açıklamaları ve asli tarihi belgeler, arşiv kayıtlarıyla Ermeni avukatların iddialarını tek tek çürütmeleri karşısında, söyleyecek söz bulamamış, susmak zorunda kalmışlardır. Davanın, Fransız basınındaki yansıması da çok etkili olmuş, önde gelen basın organlarından Le Figaro bile Türk tarafının uzman tanıklarının mahkemede getirdiği tezler karşısında, daha önceki değerlendirmelerindeki iddialarından geri adım atarak özeleştiri yapmak durumunda kalmıştır...)

Fransa, sömürgecilik geçmişinden beslenen emperyalist yüzünü, bağımsız dediği mahkemelerinde bir kez daha göstermiştir... Emperyalizmin kucağında büyütülen “Taşnak Ermeni Milliyetçileri”, I. Dünya Savaşı yıllarında, “Şark Meselesi” bağlamında, emperyalizmin çıkarları için kullanıldıklarını anlayamamış, kendilerine sunulan “Üç Denizi Birleştirecek Ermenisiz Bir Büyük Ermenistan” hayalinin peşinde koşmuşlardır. Önce Çarlık Rusyası, daha sonra da İngiliz ve Fransız işgalcilerin emperyalist hesapları peşinde, birlikte yaşadıkları bütün komşu milletlere karşı, hatta kendilerini desteklemeyen Ermenilere karşı düşmanca politikaların malzemesi olmuşlardır. Komşu milletlerle barış içinde yaşamak arzusunu gösteren Ermeniler, “Taşnak Ermeni Milliyetçileri” tarafından ya susturulmuş, ya da yok edilmişlerdir. Aradan geçen uzun yıllar sonrasında, Taşnakların torunları olan ASALA elemanları da, aynı yanlışın peşinde koşarak, 1970’lerin başında ABD’de, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir’in katledilmesi ile başlayan cinayetler serisini 1980’li yılların ortalarına kadar sürdürmüşlerdir. Türkiye’nin dış temsilciliklerine, diplomatlarına; ABD, Avusturya, İngiltere, Beyrut, İtalya, İspanya, Hollanda, Yunanistan Avusturalya, İsviçre, Vatikan, Portekiz, Bulgaristan, Kanada, Yugoslavya vd. ülkelerde peş peşe ASALA terör saldırıları yapılmıştır...

Ermeni terör örgütü ASALA’nın saldırıları, 7 Ağustos 1982’de Türkiye’ye de sıçratılır. Esenboğa Havalimanı’nda, yolcuların beklediği salona giren iki ASALA mensubu terörist, etraflarına silahlarla ateş açarlar. 8 vatandaş yaşamını yitirirken, aralarında ABD ve Alman vatandaşlarının da bulunduğu 72 yolcu yaralanır. Bu acı olay Türkiye genelinde nefretle karşılanırken, bazı Batılı devletler nezdinde, ASALA örgütünün bu terör eylemi de sıradan bir saldırı gibi gösterilerek geçiştirilmiştir. ASALA’nın Esenboğa’daki saldırısına, Ermeni terör örgütlerinin ve Batılı destekçilerinin “Ermeni Soykırımı” iddialarına karşı en anlamlı tepki, Ermeni kökenli bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından gelmiştir...

ASALA terör örgütünün, Esenboğa Havaalanı’nda 7 Ağustos 1982 günü gerçekleştirdiği terör saldırısından üç gün sonra, İstanbul Taksim Meydanı’nda, Ermeni asıllı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Artin Penik; ASALA terör örgütünü ve “Ermeni Soykırımı” yalanlarını protesto etmek amacıyla kendisini ateşe verir. Bu arada, Taksim Anıtı’nın önüne, kendi el yazısı ile bir protesto bildirisi bırakmıştır. Bir belediye otobüs şoförü, aracından getirdiği yangın söndürme tüpü ile köpük sıkarak alevler içinde kalan Artin Penik adlı vatandaşı saran alevleri söndürür. İkinci, üçüncü derece yanıklarla Taksim İlkyardım Hastanesi’ne kaldırılan Artin, acılar içindeyken bile kendisini taşıyanlara; “ASALA’nın eylemi çok zoruma gitti arkadaş! Adamlar başkentimize gelip bizi kurşunladılar!” diye yakınıyordu. Daha sonra ambulansla Cerrahpaşa Hastanesi’ne nakledilen ağır yaralı vaziyetteki Artin Penik, tedavisi sırasında ziyaretine gelen basın mensuplarına; “...Türk kardeşlerim ASALA’yı Ermenilerin temsilcisi olarak görmesinler. ASALA iğrenç bir örgüt. İnsanlıktan nasibini almamışlar topluluğu. Dünya’daki bütün Ermeniler; ASALA bizim değil, emperyalistlerin temsilcisi. Onların Soykırım masalına inanmayın. Ben soykırımı Fransa’da duydum. Bunu savunanlara karşı çıkıyorum” , diye protesto eyleminin amacını anlatır...

Yazımızda; Türkiye’nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen'e karşı Bern şehrinde düzenlenen suikast eylemi davasını izlemek için Fransa’nın Aix en Provence kentine giden değerli gazeteci ve politikacı Altan Öymen’in, Milliyet gazetesinde yayınlanan haberini aslına uygun olarak yayınlayacağız. Yazımızın devamında da; ASALA terör eylemlerini ve soykırım iddialarını protesto etmek amacıyla, 10 Ağustos 1982 günü İstanbul Taksim Meydanı’nda kendini yakan, Ermeni kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Artin Penik’in eylemini ve protesto mektubunu yayınlayan Cumhuriyet gazetesinin haberine yer vereceğiz.

Fotoğraf: Milliyet gazetesi, 13. 06. 1988.


 

ALTAN ÖYMEN HABERİ-MAX KİLİMCİYAN DAVASI

Altan Öymen ve Mehmet Ali Birant, Fransa’nın Aix en Provence kenti mahkemelerinde görülen davayı izlemek, gazetecilik görevlerini yapmak amacıyla Marsilya’ya giderler. Fransız polisinin zırhlı aracına konulan iki Türk gazeteci, adeta suçlular gibi, koruma altında mahkeme salonuna getirilir. Altan Öymen ve Mehmet Ali Birant, Marsilya Ermenileri tarafından adeta kuşatma altına alınmış durumdaki salona, zorlukla girerler. Değerli gazeteci, Altan Öymen’in, 13. 06. 1988 tarihli Milliyet gazetesinde, “İlk Soykırım Hamlesi” başlığı ile yayınlanan haberini, aslına uygun olarak yayınlıyoruz:

 

[İlk "Soykırım" hamlesi]

Milliyet 13.06.1988. Altan Öymen.

[1915 olaylarının "soykırım" olduğu iddiası,1982'de bir Fransız Mahkemesi önüne getirildi. Kilimciyan davasını araç olarak kullanan iddiacılar mahkemeye "uzman tanık" olarak Ermeni görüşünü savunan profesörler çağırdılar. Türkiye, tanık gösterme hakkını kullanamayınca iddiacılar meydanı boş buldu. Hem mahkemeyi, hem de basını etkilediler.


Yukarıdaki fotoğraf Aix'te dağıtılan broşürlerde de yer almıştı. Bu, Ermeni kaynaklarınca "Türklerin öldürdüğü Ermeniler" diye sık sık yayınlanan fotoğraflardan biriydi… Aşağıdaki fotoğraf ise Türk kaynaklarınca "Ermenilerin öldürdüğü Türkler" in fotoğrafıdır. Birincisini Türk yayınlarında, ikincisini de Ermeni yayınlarında göremezsiniz. Ama 1915 olayları objektif bir şekilde tartışılacaksa, bu iki fotoğrafın ikisinin de gözönünde tutulması gerekir.


Fransa'daki "Ermeni soykırımı" iddiacılarının ilk önemli atağı, 1982'nin başındaydı. O yılın Ocak ayının 22'inci Cuma günü, "Kilimciyan Davası" başlayacaktı. Max Kilimciyan Fransız vatandaşı bir Ermeni’ydi. İsviçre Büyükelçimiz Doğan Türkmen'e iki yıl önce Bern'de yapılan silahlı saldırının sanığıydı. Türkmen'in yaralı olarak kurtulduğu saldırıdan sonra İsviçre'den kaçmış, fakat İnterpol yoluyla aranarak Marsilya'da yakalanmıştı. İki yıldan beri tutukluydu. Hakkındaki soruşturmada tüm kanıtlar saldırının onun eseri olduğunu gösteriyordu. Mahkemedeki duruşması, o Cuma günü güneydeki Aix en Provence şehrinde başlayacaktı.

Max Kilimciyan avukatlarıyla birlikte katıldığı sorguda, Suçu daha soruşturma sırasında kanıtlanmıştı ama mahkemedeki "uzman tanıklar” asıl suçlunun Türkiye olduğunu iddia ettiler. Kilimciyan en az cezayla kurtulup serbest bırakılırken, Mahkeme önündeki gösterilerde "kahraman" ilan edildi.

6 Şubat 1980 günü Türkiye'nin Bern'deki Büyükelçisi Doğan Türkmen'e (fotoğrafta alttaki resim) silahlı saldırıda bulunan Kilimciyan, mahkemedeki görgü tanıklarınca da teşhis edilmişti. Ama Türk gazetelerinin manşetlerinde yer alan bu ifadeler, jürinin, Kilimciyan'ın "asli fail" olduğunu kabul etmesine yetmedi.


Fransa'daki "Ermeni soykırımı" iddiacıları için bu, tabii başka bir anlam taşıyordu. Bern'deki olayın ayrıntıları, onlar için önemli değildi. Önemli olan, bu dava ile soykırım iddialarını bir Fransız mahkemesinin önüne getirme imkanının doğmasıydı.

Bu imkanı en iyi şekilde kullanmak için, bir yandan bir avukatlar ve tanıklar ekibi kurulmuştu. Bir yandan da mahkeme salonunun içinde ve etrafında toplanıp mahkeme üzerinde baskı yapacak dinleyici ve gösterici grupları oluşturulmuştu.

(devam edecek…)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122