"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"

Belge1,2: -Bolu Mutasarrıflığı I. II. Bölüm- Sesimiz Gazetesi

*(Sesimiz gazetesi; Kamil Erdeha’nın, “Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar-Bolu Mutasarrıflığı” başlığı altındaki yazısını, altı bölüm halinde yayınlamıştır. Aslına sadık kalarak tekrar yayınladığımız bu yazı, Medya 14 gazetemizde üç bölüm halinde yayınlanacaktır.)

SESİMİZ GAZETESİ

Günlük Siyasi Müstakil Gazete/ Sahibi: Bolu Gazetecilik Ortaklığı

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Av. Yener Bandakçıoğlu

Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar

Bolu Mutasarrıflığı

- II-

                                                                                Kâmil Erdeha


 

Besbelli ki Anadolu’yu dış düşmanlar ele geçiriyordu. Dış düşman yani “Hakiki gavur” a karşı duran Milli Mücadelecilerdi. Birazcık düşünen kafa bunun böyle olduğunu görüyordu. Bu yüzden yönetimde bulunan  “Mektepliler” de genellikle Milli Mücadele yanlısı idiler. Kaldı ki Milli Mücadele mekteplilerin yönetiminde örgütleniyor, gelişiyordu.

Milli Mücadele başarıya ulaşırsa medreselilerin sonunun geleceği apaçıktı. Medreselilerin genellikle hem Milli Mücadele’ye hem de mekteplilere karşı olmaları hatta bu tutumlarını zaman zaman düşmanla işbirliği yapacak kadar ileri götürmelerinin nedeni budur. (Medreseliler bu tahminlerinde yanılmamışlar. Milli Mücadele başarıya ulaştıktan sonra ilk çıkan devrim yasalarından biri Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur. 1924 yılında yürürlüğe giren bu yasa ile medresenin hukuksal varlığına kesin biçimde son verilmiştir. İlerici-gerici kavgasının Cumhuriyetin kurulmasından elli yıl sonra başka bir biçimde hortlaması düşündürücüdür...

(1920’lerdeki mektepli-medreseli kavgasının somut örneklerini az ileride göreceğiz.)

   Düzce’de ayaklanma başladığı zaman Devrek ve Çaycuma taraflarında bulunan 32’ nci Kafkas Alayı ayaklanmayı bastırmak için Bolu’ya hareket etme buyruğu almıştı. Ayaklanmacılar Bolu’yu ele geçirdikleri tarihte (18 Nisan 1920) sözü edilen Alay da Bolu yakınına gelmişti. Bolu Hilafet Kurulu, Alay Komutanı Binbaşı Üsküdarlı İsmail Hakkı Bey’le görüştü ve onun bu ayaklanmalarda yan tutmamasını sağladı. Oysa İsmail Hakkı Bey’in görevi ayaklanmayı bastırmaktı. Bir asker yönetici olarak kendisine verilen buyruğu yerine getirseydi ileride akacak olan büyük kardeş kanını daha başlangıçta önlemiş olabilirdi. (İsmail Hakkı Bey ayaklanmayı bastırmamış fakat ayaklanmacılarla da birlik olmamıştı. Biraz ileride kendisinden söz edeceğimiz Yarbay Arif Bey güçlerinden korkarak İstanbul’a kaçarken ayaklanmacılarla birlik olmadığı için onlar tarafından soyulmuş gene bu nedenle İstanbul’da tutuklanmıştı. İşte olağanüstü dönemlerdeki duraksamalı bir yöneticinin hazin sonu)

Bolu Hilafet Kurulu her yerde ayaklanma çıkartmak için var gücüyle çalışmaya, yönetimin bütün olanaklarını kullanmaya başlamıştı.

Bünye elverişli olduğu için salınan mikroplar kolayca türedi. Ayaklanmalar bir salgın hastalık gibi yayılmaya başladı. 19 Nisan’da Beypazarı ve Zonguldak, 20 Nisan’da Gerede, 22 Nisan’da Nallıhan, 23 Nisan’da Safranbolu ayaklandı.

Salgın hastalık Ankara’ya doğru ilerliyordu. Ankara’da bu hastalığa yakalanırsa genç Türkiye Devleti doğmadan ölebilirdi. Çünkü Ankara’daki sosyo-ekonomik bünye Bolu’nunkinden çok ayrı değildi.

Şu halde hastalığı Ankara’ya sokmamak gerekiyordu. Bu durumu çok iyi değerlendiren Mustafa Kemal hemen çeşitli önlemlere başvurdu.

İlk aldığı önlem yönetseldir. Bolu Livası’na bağlı Ereğli, Bartın, Göynük, Devrek, Mudurnu, Zonguldak ilçelerinin yönetimi, buradan alınarak Kastamonu Valiliği’ne bağlandı. (20 Nisan 1920)(27) Çünkü o tarihte Kastamonu’da Milli Mücadelecilerin güvenini taşıyan Cemal Bey vali olarak bulunuyordu.

*Bu konuda fazla bilgi için “Milli Mücadele’de Vilayetler ve Valiler” kitabımızın Kastamonu Valiliği bölümüne bakılmalıdır. (S: 220 vd.) Gerede ve Düzce ilçelerinde ayaklanmacılar yönetimi ele geçirdiklerinden bunların durumuna dokunulmamıştı.

(Ayaklanmalar bastırıldıktan sonra Bolu’dan koparılan bu ilçelerden Mudurnu ve Göynük tekrar Bolu bağımsız livasına bağlanacak, diğer ilçeler, Zonguldak Livası  adı altında yeni bir yönetsel birim oluşturulacaktır.)

İkinci önlem, bir “Öğütçüler Kurulu” nun Gerede’ye gönderilmesidir. Bu kurulda; Trabzon Meb’usu Hüsrev (Gerede), Lazistan Meb’usu Osman (Özgen), Bolu Mebuslarından Doktor Fuat (Umay) ve Şükrü (Gülez) bulunuyordu.  Kurul, 21 Nisan’da Gerede’ye geldi ve ayaklanmacılar tarafından tutsak alındı. Medreselilerin temsilcisi Divitli Eşref Hoca, Kurul üyelerini şöyle suçluyordu:

    −Şimdiye kadar çektiklerimiz hep Mekteplilerdendir. Biraz da biz Medreseliler iş başında bulunalım da memleketi güllük gülistana çevirelim. Birinci Dünya Savaşı’nda diğer devletlerle birlik olduğumuz halde yenildik. Bu akıllandırmadı şimdi de tek başımıza İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür budalalıktır. Ah bu Mektepliler...

Tutsak mebuslar zincirlere vurularak binbir hakaret ve tehdit altında Düzce’ye getirildiler ve Haydar Bey gibi gözaltına alındılar.

Üçüncü önlem askersel idi. Geyve’de bulunan 24. Tümen Kumandanı Yarbay Mahmut Bey’e, elindeki birliklerle ayaklanmayı bastırması buyruğu verildi. Mahmut Bey de Çerkez’di. Kardeş kanı dökülmesini istemiyordu. 21 Nisan’da Geyve’den yola çıktıktan sonra hep iyilikle, güzel sözlerle, tatlı dille ayaklanmacıları yola getirmek istedi. Fakat Adapazarı ve Bolu’nun Çerkez ve Abazaları aynı iyi niyeti taşımıyorlardı.

Mahmut Bey ve birliklerini kahpece tuzağa düşürdüler. Mahmut Bey’i ve birçok subaylarını çeşitli işkencelerle öldürdüler. (22 Nisan 1920) Düzenli bir askeri birliğin bu kadar çabuk ayaklanmacıların eline düşmesi bu çapulcu sürüsünü iyice şımarttı. Ankara’yı da kara kara düşüncelere saldı.

                                                                              (Devam edecek)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122