"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"

 

Belge1,2: -Bolu Mutasarrıflığı V. VI. Bölüm- Sesimiz Gazetesi

*(Kamil Erdeha’nın, “Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar-Bolu Mutasarrıflığı” başlığı altındaki yazısı, Sesimiz gazetesinde altı bölüm halinde yayınlamıştır. Aslına sadık kalarak tekrar yayınladığımız yazının V. VI bölümlerini, Medya 14 gazetemizde, “III. Bölüm” başlığı altında yayınlıyoruz.)

SESİMİZ GAZETESİ

Günlük Siyasi Müstakil Gazete/ Sahibi: Bolu Gazetecilik Ortaklığı

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Av. Yener Bandakçıoğlu

Milli Mücadelede Livalar ve Mutasarrıflar

Bolu Mutasarrıflığı

-III-

 Kâmil Erdeha

“Ayaklanmacıların öğütten anlamadıkları bu olaylarla ortaya çıkmıştı. Başkaldırı nedenlerini ortadan kaldırmak bir zaman sorunuydu. Oysa dış düşmanı alt edebilmek için içtekileri kesinkes sindirmek gerekiyordu. Fakat hangi yöntemle? Bizim toplumumuza uygun bir yöntemi Ziya Paşa daha önce söylemişti:

“Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdîr,

Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir.”

Milli Mücadelecilerin elinde yetişmiş iyi kötekçiler vardı. Bunların başında Çerkez Ethem gelir. Sonra Yarbay Kasap Osman vardı. Bir diğeri de Karakeçili Aşiretinden Yarbay Arif Bey’dir. Arif Bey, müfrezesiyle İkinci Bozkır Ayaklanması’nı bastırmış, Konya dolaylarında nöbet bekliyordu.

Gözün üzerinde kaş olduğu bahanesiyle çok adam öldürdüğü için yaygın bir şöhreti vardı. Ayaklanmacılar Arif Bey’den köpeğin sopadan yıldığı gibi korkarlardı.

Arif Bey Müfrezesi, Ankara’daki bazı birliklerle güçlendirilerek Bolu Ayaklanması’nı bastırmak için görevlendirildi. Arif Bey, 24 Nisan’da Ayaş’a geldi.

25 Nisan’da Beypazarı’nı, 26 Nisan’da Nallıhan’ı ayaklanmacılardan temizledi. 29 Nisan’da ayaklanmacıların yatağı olan Çarşamba’yı bastı. 1 Mayıs’ta Bolu üzerine yürüdü. Seben Dağı’nda ayaklanmacıları bozguna uğrattı.  Fakat Bolu Hilafet Kurulu sonuna kadar direnme kararındaydı. Son bir şans olarak Yarbay Mahmut Bey’in tümeninden aldıkları silahları kullanmak istedilerse de beceremediler.

Arif Bey’in kuvvetleri Bolu’ya yaklaşınca, halk minarelere çıkıp beyaz bayrak sallamaya başladı. Mutasarrıf Haydar Bey’i ölümden kurtarmış bulunan Hoca Süreyya Efendi, halkın temsilcisi olarak Arif Bey’i karşıladı:

−Halkın bir kabahati yoktur. İş Mutasarrıf Haydar Bey’in beceriksizliğinden bu duruma gelmiştir. Ayaklanmanın elebaşlarından Hacı Abdülvahap, Boyacızade Hacı Hamdi, Hacı Emin Çubukçuzade Sabri Mengenli Dava Vekili Nuri ve Müftü Ahmet Efendiler Düzce’ye kaçmışlardır. Sizden af dileriz, dedi ve Arif Bey’i yatıştırdı.

Arif Bey, Binbaşı İsmail Hakkı tarafından terkedilmiş bulunan 32’nci Kafkas Alayı subaylarından Binbaşı İhsan Bey’i Mutasarrıf Vekilliğine atadı. Kendisi, tehlikeli gördüğü Bolu’da kalmayarak karargâhını şehir dışına kurdu.

MUTASARRIF VEKİLİ İHSAN BEY

32’nci Kafkas Alayı subaylarından Binbaşı İhsan Bey, komutanı kaçmış, erleri, dağılmış alayın geride kalan kişilerinden bir asayiş birliği kurdu ve Bolu’da yönetimi eline aldı. (3 Mayıs 1920). Aynı gün Arif Bey, Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilen “Hıyanet-i Vataniye Kanunu” nun yürürlüğe girdiğini Bolu halkına duyurdu.

Karakeçili Arif Bey güçleri, Bolu şehrini ele geçirmiş fakat ayaklanmacıların elebaşlarını kaçırmıştı. Bolu Hilafet Kurulu’nu oluşturan eski Meb’us Hacı Abdülvahap ile inatçı bir karşı devrimci olan Hacı Hamdi, Düzce’ye giderek oradaki ayaklanmacıların başı Berzag Safer ile başbaşa verdiler.

Bolu’yu gavur subayların ele geçirdiğini, Bolu, Düzce ve Mudurnu’nun köylerine duyurdular.

Tırmığını, nacağını, baltasını, bıçkısını kapan binlerce köylü Bolu’nun çevresinde toplandılar ve saldırıya geçtiler.

Mutasarrıf Vekili İhsan Bey, elindeki güçleri şehrin stratejik mevkilerine ve bu arada Hisar Tepe’deki eski lise (Sultani) binasına yerleştirdi. Saldırıya geçen çapulcuları korkutmak için havaya ateş açtırdı. Evlerine kapanmış oldukları için durumu bilmeyen halk, büyük bir kırım olduğunu sandı. Bundan sonra Bolu arenasında kanlı bir intikam maçı başladı.

4 Mayıs günü İhsan Bey askerlerinin durumunu denetim için mevzileri dolaşırken serseri bir kurşunla başından yaralandı. Atından inip yarasını sararken, Çarşambalı şaki Kara Ali tarafından şehit edildi. Çapulcular İhsan Bey’in cesedi üzerine saldırarak elbisesini, parasını, silahını yağmaladılar ve çırılçıplak bir yana fırlattılar. Mutasarrıfın öldürüldüğünü duyan ayaklanmacılar dört bir yandan saldırıya geçtiler. Yakaladıkları subayları lise binasına tıktılar ve hepsini cam parçalarıyla lime lime doğradılar. Bu olaydan bir yıl sonra aynı binada hocalık yapmış Vâlâ Nureddin, anılarında bir vahşetin izlerini şöyle anlatır:

“Bizim ders verdiğimiz okulun üst katına kadar Kuvayı Milliyeci subayları kovalamışlar. Orada kesip şehit etmişler. Ders verdiğimiz sınıfların duvarlarında oluk oluk akmış kanların izleri vardı. Kaç kereler badana etmişler fakat kirecin altında kan izleri daima sırıtıyordu.”

Teğmen Abdülkadir’in başına gelenler ise korku filmlerine konu olacak dehşettedir ve herhalde sadizmin parlak örneklerinden biridir. Abdülkadir 32’nci Kafkas Alayı’nın en genç subaylarındandır.

O kanlı günde ayaklanmacıların eline düştü. Çapulcular önce onu kıyasıya dövdüler, sonra çırılçıplak soyarak Bolu sokaklarında dolaştırdılar.

Vücudunu bıçakla delik deşik ettiler ve öldü sanarak Belediye meydanına attılar. Fakat Abdülkadir Teğmen’in çilesi dolmamıştı. Bolu Devlet Hastanesinin doktorunun hanımı, ertesi sabah evinin penceresinden onun kıpırdadığını gördü. Kocasına durumu iletti. Doktor, ayaklanmacılardan korkmasına karşın sabahın tenhalığından yararlanarak onu hastaneye götürdü. Bakımını yaptı. Biraz sonra kendisine gelen Abdülkadir, hastabakıcı kadından su istedi. Aylardır yapılan olumsuz propagandalarla koşullandırılmış olan kadın “gâvur subay” ın ölmediğini ayaklanmacılara duyurdu. Kudurmuş çapulcular hastaneye saldırarak Teğmeni oradan aldılar, boynuna bir ip geçirerek sokaklarda sürüye sürüye öldürdüler...”  

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122