ÜLKÜ MERT YAZDI:TOPRAK

ÜLKÜ MERT YAZDI:TOPRAK

Ülkemizde yaşadığımız Cumhuriyet tarihinin en derin ekonomik kriziyle savruldukça savrulmaktayız. 

Üretmeden çılgınca tüketmek, müflis tüccar gibi sata-sata ayakta kalmaya çalışmak, borçla günü kurtarma çabası..Yalan-yanlış politikalar sonucu geldiğimiz nokta, 3.sınıf ülkeler ligi.. 

Oysa, köklü bir eğitim seferberliği ile birlikte hayata geçirebildiğimizde; yerli tarım, yerli hayvancılık, yerli üretimdir bizi kurtaracak olan.... TARIM REFORMU. 

17 milyon nüfuslu 41,500 km2 yüzölçümüyle  Hollanda nasıl dünya tarım devi olmuş?  

Nasıl bir TARIM POLİTİKASI izliyor? 

Mesela, Türkiye'de lale yetiştireceksiniz, ne yaparsınız? 

Arazi alıp, gidip dikersiniz. Kendi imkanlarınızla, belki biraz da yakınlarınızın yardımıyla çabalarsınız 

Hollanda'da ise; kafanıza göre şunu dikeceğim demekle işe başlayamıyorsunuz. 

Ülkede tarım arazilerinin kayıtlı olduğu kooperatifler kurulmuş. İlk başvuru buraya yapılıyor 

Kooperatif yetkilisi “arazinizde şu ürünleri yetiştirilebilir” diyerek alternatifler koyuyor önünüze.. 

Birini seçiyorsun .. Ben ayrıca “ek olarak şunları da dikeyim” diye bir seçenek yok. İzin verilmiyor 

Tek ürünü seçtin… 

Yetkili, ürün maliyetlerini/giderlerini hesaplıyor. Hasat sonunda aşağı-yukarı tablo ve tahmini bilanço belirleniyor. Bu arada, paran yeterli değilse borç veriyorlar. 

Daha sonra Yetkili seni kooperatifin tarım mühendisine yönlendiriyor; mühendis ve kooperatifin teknik elemanlarıyla arazini teftişe gidiyorsun. Mühendis yetiştireceğin ürün hakkında ne kadar bilgi sahibi olduğunu ölçüyor. Yeterli değilsen sana yardımcı oluyor. 

Araç- gerecin dökümünü veriyorsun, eksik aracın varsa tamamlıyorlar. 

 Ve ekim için program yapılıyor. Çalışma başlıyor. 

Üretimin her aşamasında, asla yalnız ve desteksiz değilsin. Öncelikle kullanacağın ilaçlar, gübreler, sular ve yapacağın kesim ve kontroller kooperatif yetkilileri tarafından sana bildiriliyor. 

Tüm kurallara uydun. Geldi hasat zamanı. Kooperatif hasat zamanı personel desteği veriyor. 

Ürünü topladın kooperatifin öncülüğünde kiralık depoya kaldırıyorsun. Ve eksperleri bekliyorsun! Taban fiyatı onlar belirleyecek.  Serbest piyasa diyerek Türkiye'de olduğu gibi seni küresel şirketlerin insiyatifine bırakmıyorlar. Bunlar namuslu eksper!! Ne üretici olarak senden, ne de alıcılardan etkileniyor. Taban fiyat belirlendikten sonra ürün, kooperatif tarafından açık arttırmayla satılıyor. Tabii senin onayın şart. Satış belgesine imzanı atıyorsun. 

En sonunda… Kooperatif, hizmet faturaları düşüldükten sonra paranı ödüyor. 

İlk yılı geçirdin… 

Şimdi hedefin “A sınıfı” ya da “Yeşil” üretici sertifikasını almak olacak. 

Bunun için kaliteli ürün yetiştirmen şart. Sertifikayı aldığın anda devlet desteklerine hak kazanıyorsun! 

Hollanda gibi bir ülke bu kooperatif düzenini kurmuş da biz niye yapamayalım! En azından örnek alalım değil mi? 

Bakın onlar kimden öğrenmiş!? 

Avrupa'da modern kooperatifçiliğin kurucusu olarak bilinen İngiliz Michael Sandown, 19'uncu yüzyılın başında Kayseri, Sivas, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir'de incelemeler yapıp esnaf dayanışma teşkilatı “Ahilik”ten etkilenerek ülkesine gidip kooperatif kuruyor! 

Bizde ise; 1838 İngiliz Ticaret Anlaşması'yla Ahilik'i öldürüldü,  

Dahası ilk tarım kredi kooperatifi sayılan “Memleket Sandıkları” kurucusu Mithat Paşa boğduruldu! 

Zihniyet ve “Etkili Elemanlar” elbette ki matbaayı yasaklayan zihniyetle aynıydı. Eğitim Enstitülerini kapattıran zihniyetle aynıydı!! 

Bugün Vatanımızda satılmadık değer bıraktırmayan zihniyetle aynı!! 

Millet uyanmadıkça, silkelenmedikçe, eğitilmedikçe değişen bir şey olmayacak.. Ne yazık ki!! 

 

Bugün, değil işleyebilmek toprağımıza sahip bile çıkamıyoruz 

 Vatan toprağını korumak- kurtarmak, eskisi gibi silah kuşanıp cepheden cepheye koşmakla olmuyor artık. 

İnsanlarımız üç kuruş fazlaya satıp kar yaptığını düşünürken bilinçsizce; şehirden ev, araba alayım, köyden büyük şehirlere kaçayım, çocuğum şehirde büyüsün derken, kim olduğunu dahi bilmediğimiz insanlar dedemizden-atamızdan miras arazileri, evleri alıp, söz sahibi olacaklar, bizim yapamadığımızı yapacaklar belki.. üretecek ve işleyecekler. Bizim değerini bilmediğimiz yarım dönüm toprak dahi onların en büyük hayali. Hollanda da toprak elde etmek için denizi dolduruyorlar!! 

Yabancıya toprak satışının ekonomik ve politik bir çok sakıncası var. Mevcut iktidar batırdığı ekonomiyi kurtarmak için  teşvik paketleriyle yabancılara kolayca evler ve vatan toprakları satıyor.. 

Dünyada ve Avrupa da yabancıya satış bir yığın prosüdüre bağlı ve neredeyse imkansızken;  bizde parayı basana Akepe altın tepside hizmet veriyor. Ülkenin temel ekonomik kaynağı, üretim faktörü, milli serveti satılıyor! 

Yabancılara satılan her tapu milli servetin bir unsuru olup, yabancıya toprak satışı basit bir mülk satışı değildir. Ekonomik ve politik pek çok sakınca barındırır. 

Çanakkale’yi geçemeyenler ve Sevr’i gerçekleştiremeyenlerin emellerine ulaşabilmek için yeni metotlar, örtülü ve hileli yollar deneyerek mevcut iktidarın çürük yapısından istifadeyle topraklarımız ele geçiriliyor!! 

Kendi çiftçisinin traktörüne haciz gönderip, tarım ürünlerinde gümrüğü kaldırarak yabancı çiftçilere destek sağlayan iktidar her sıkıştığında “diş güçler bize saldırıyor” diyor.. 

Hangi dış güç!? Hangi hain!? 

Yerli tarım, yerli hayvancılık, yerli üretimdir bizi kurtaracak olan.... 

İstersek neden olmasın..? Umut veren insanlarımız yok değil bizim de.. 

Bursa Karacabey’de  örnek ve çağdaş bir çiftçimiz var .Sencer Solakoğlu. Teknolojik ve teknik üretim yapıyor. Yabancı çiftçiler ve heyetler gelip çiftliğini inceliyor. 

Ama burası Türkiye, tarım bakanını eleştirdiği için apar topar baskına gidip 5 yıllığına bütün desteklerden muaf bırakıyorlar. Yıllık ortalama iki milyon liralık bir zarara uğratıyorlar. 

Başka bir ülkede olsa plaket üstüne plaket verilip baş tacı yapılacak ve diğer çiftçilere örnek teşkil etmesi için derin bilgisinden sürekli yararlanılacak bir adamı üretimi bırakıp yargıda hakkını aramak, Tarım bakanlığından destek görmek yerine Tarım bakanlığına dava açmak zorunda bırakıyorlar.  

Neyse ki kendisi tarım bakanlığına karşı açılan davayı kazanıyor, kendisine verilen ceza mahkemeden dönüyor... 

Ülkemiz adına halen umudumuz olması gerektiğinin ete kemiğe bürünmüş hali SENCER SOLAKOĞLU...Vatanseverlik nasıl olur sorusunun örneği...Belki de geleceğin Tarım Bakanı.. Dilerim olur. 

Vatanın, topraklarımızın en büyük bekçisi, koruyucusu topraktan üreten köylülerdir. 

7 bölge, 7 iklim cennet vatanımızda ne ekilse fışkırmıyor mu?  

“Tahıl ambarı Anadolu”, “yerli malı yurdun malı”  bunları okuyarak yetişmedik mi biz? 

Yaşadığım yerlerde canlı şahidiyim, dikili fidanların destek sopaları yeşeriyor bereketli topraklarımızda.. 

Tarım arazileri yabancıların eline geçerse, Türk köylüsü biterse Atalarımızın bize kanıyla, canıyla, aç- susuz kalarak aldığı bu toprakları hiç savaşmadan para uğruna satarsak, o zaman savaşı kaybetmiş olacağız.  

Yatırım yapmak isteyen gitsin tarla alsın, 49 yıllığına dağlardan arazimi kiralanıyor; 

bunu onlara bırakmayın siz kiralayın. Topraktan ürettiğinizle, evi- arabayı her zaman alırsınız.  

Miras başında kavga edip satılığa çıkarmayın. Paraya ihtiyacınız varsa toprağı işleyen kardeşinize satın.  

Miras kavgasında bölüşülemeyen, mahkemelik olan tarla satışlarına gidin bakın; adliye önünde farklı bölgelerden haber alıp koşup gelen nereye çalıştığı, kime hizmet ettiği belli olmayan, yüzünü ilk ve son defa göreceğiniz insanlarla dolu olduğunu görürsünüz. 

Savaş çıkacak diye beklemeyin. Savaşın ortasındayız. 

Toprak için kan veren atalarımızın, para için toprak satan torunları olduk... 

Toprağınızı satmayın... 

TOPRAĞIMIZA, VATANIMIZA SAHİP ÇIKALIM...


(Hollanda kooperatif-tarim bilgileri S.Yalçın'dan alıntı ile__)

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2022, 10:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER