"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"
Eğitim:
DEDİLER DE DEDİLER

Resmi rakamlara göre 460 bin ve resmi olamayan rakamlara göre 700 bin atanmayan öğretmenin, bir insanın öğretmen olabilmek için verdiği mücadeleyi gözler önüne seriyoruz. Türkçe Öğretmeni Türkay Türkmen yazdı.

“OECD verilerine göre Türkiye’de genç işsizlik %50’yi bulmuş durumda. İşsizlik tüm karamsarlıkların, tüm umutsuzlukların anasıdır. Bu yüzdendir ki yapılan kamuoyu araştırmalarında her 4 gençten 3’ü yeni bir umut için yurt dışında yaşamak istiyor. Bu işsizlik verilerinin en önemli paydaşlarından birisi ise ataması yapılmayan genç öğretmenler.

Resmi rakamlara göre 460 bin, resmi olmayan rakamlara göre ise 700 bin ataması yapılmayan öğretmen işsizlikle mücadele ediyor. Peki tüm bu süreç nasıl işliyor?

Öğretmen adayları, ailelerinin bavullarına koyduğu yerel lezzetlerle Anadolu’nun çeşitli şehirlerine okumaya gönderiliyor önce. Aileler, göğüsleri kabararak “Benim evladım öğretmen olacak!” Söylemleriyle uğurluyor 21. yüzyılın eğitim neferlerini. Mutfaklarından kısıp evlatlarının eğitim giderleri için para gönderiyorlar. Çocuğu okusun, öğretmen olsun diye yüzlerce baba emekliliği gelmesine rağmen çalışmak zorunda kalıyor. Anneler, çocukları için “Güvende mi? Bir ihtiyacı var mı?” Sorularını yüzlerce kez sorup öyle baş koyuyor yastığa.

Öğretmen adayı gençler ise bir yandan derslerine bir yandan da gurbete alışıyorlar. Hepsi iyi bir gelecek için… “Başardım!” diyebilmek için… Üniversite bitiyor, bu kez de KPSS süreci başlıyor. Kitaplar, dershane ücretleri, yüzlerce saat süren ders çalışma süreleri… Yani her şey sanki sil baştan başlıyor. Ellerine “Artık öğretmen olabilirsin.” Anlamına gelen diplomalar tutuşturulan öğretmenler, yeniden bir sınamaya tabii tutuluyor.

Bu süreçte izlenen eğitim politikaları en çok genç öğretmen adaylarını etkiliyor. Örneğin yetkililer, önce ücretli öğretmenlik sistemini sonra sözleşmeli öğretmenlik sistemini getirdiler. Öğretmenleri kategorize ettiler. Her öğretmen aynı sınıflara girdi, aynı dersleri anlattı, aynı öğrencilere değdi ama özlük hakları olarak farklı çalışma koşullarında çalışmaya mecbur bırakıldı. Tüm bu sürecin sonunda öğretmenler kendileri için yüzlerce fedakarlık yapan ailelerinin yüzlerine utanarak bakmaya başladı. Eğitim hayatları emek ve alın teri silsilesinden oluşan Türkiye Cumhuriyet’inin idealist öğretmenleri, psikolojik buhranlar içinde kaldı. Asla sevmeyeceği işlerde yıllarca hayalini kurduğu sınıflarının hayalini törpülemeye, hayal kırıklıklarını kitaplığındaki kitaplarda unutmaya çalıştı. Eşinden dostundan referans(!) bulan şanslı(!) olanlar ise 1500 lira aylık maaş ve yarı sigortalı işlerinde ücretli öğretmenlik yaptı, yapıyor ve bu trajik sistem devam ettiği sürece yapmaya devam edecek.

Peki bu süreçte biz öğretmenlere ne dediler?

Türkiye’de eğitim fakültesi sayısı 93’e, Eğitim Bilimleri Enstitüsü sayısı da 44’ü aktif olmak üzere 50’ye ulaştı. “Devlet herkesi atamak zorunda değil.” dediler.

2018-2019 KPSS karma alımında iki puan türü olan p10 ve p121 puan türlerini denkleştirmediler ve eşit olmayan sınavları eşit(!) tuttular. Haklarını arayan öğretmenlere “Demagoji yapmayın!” dediler.

“Sayıştay raporlarına göre 138 Bin öğretmen ihtiyacı varken neden yeterli sayıda atama yapmıyorsunuz?” diye soranlara “Herkes sırasını beklesin!” dediler.

Covid-19 salgını süreci için “62 Bin öğretmen risk grubunda ve çalışamayacak durumda. Onları riske atamayız.” dediler. “Yani bu en az 62 Bin öğretmen atanacak demek mi?” Sorusuna: “Hayır gerekirse bu açığı ücretli öğretmenlerle kapatırız.” dediler.

2020 KPSS 20 Eylül 2020’de tamamlandı. Kasım ayında takvim isteyen öğretmenlere “Sabırlı olun.” dediler. Aralık oldu “Senaryolarımız hazır, çalışıyoruz.” dediler. Ocak oldu “Az kaldı bu ay sonunda tamamlanmasını bekliyoruz.” dediler. Şubat oldu ve sınavın üzerinden neredeyse 5 aylık bir süre geçti. Bir sonraki sınava ise yaklaşık 5.5 ay kaldı. “Gerçekten şu anda takvim ne zaman açıklanır belli değil.” dediler.

Koynunda umutlarıyla sınavdan sınava koşan, stresten saçları dökülmüş, utangaçlıktan insan içine çıkamayan öğretmenlere her şeyi dediler. Her şeyi dediler de bir kez “Yanınızdayız!” diyemediler.”

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

BAKAN SELÇUK AÇIKLADI:LİSELERDE SINAVLARA...
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yaptığı açıklamayla liselerde sınav uygulamalarının yeniden düzenlendiğini...

Haberi Oku