HAKLARIMIZI VE TALEPLERİMİZİ İÇERMEYEN ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TASARISI GERİ ÇEKİLMELİDİR!

Eğitim Sen, öğretmenliği ‘kariyer’ haline getiren 'Öğretmenlik Meslek Kanunu'na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, "Meslek kanununun hazırlık süreci ve gündeme getiriliş biçimi, içeriğinden bağımsız olarak, son derece anti demokratiktir"denildi.

HAKLARIMIZI VE TALEPLERİMİZİ İÇERMEYEN ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU TASARISI GERİ ÇEKİLMELİDİR!

Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu düzenlemesine ilişkin basın açıklamasında bulundu. Düzenlemenin asıl amacının öğretmenleri bölmek ve ayrıştırmak olduğu belirtilen açıklamada, "Eğitimin asli bileşenlerinin ve sendikaların görüşünü almadan, öğretmenlik gibi kapsamlı bir mesleği biri geçici, ikisi yürürlük maddesi olmak üzere toplamda 13 maddelik bir yasayla düzenleyip,  konuyu büyük ölçüde statü farklılaşması ve maaş artışına indirgemek, iktidarın eğitime, öğretmenlere ve yaptıkları işe ne kadar değer verdiğini açıkça göstermektedir"denildi.

Yapılan açıklamada, Öğretmenlik Meslek Kanunu düzenlemesi gündeme geldiği ilk günden itibaren tartışıldığı belirtildi. İktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın masa başında hazırlanmış meslek kanunu ile eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı olarak düzenlemeye çalıştığı ifade edilen açıklamada, “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı”, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi ve korumayı amaçlarken, aynı zamanda uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşımaktadır. 145 paragraftan oluşan belge, öğretmenlik mesleğinde işe alınma, işe alınmada seçme ve formasyon, mesleğe hazırlık, değişik düzeydeki öğretmenlerin mesleki sorunları, iş güvencesi, öğretmenin hak ve sorumlulukları, disiplin işleri ve mesleksel bağımsızlık gibi konuları kapsamaktadır. Temel ücret, çalışma süreleri ve koşulları, özel izinler, araştırma izinleri, tatil, eğitim-öğretim yardımcı personelleri, sınıf mevcutları, öğretmen değişimi, uzak bölgelerde ve kırsal kesimde çalışan öğretmenlerle ilgili özel düzenlemeler, aile yükümlülükleri olan öğretmenlerle ilgili düzenlemeler, sağlık, sosyal güvenlik ve emeklilik gibi konuların da içinde yer aldığı temel bir belgedir.Siyasi iktidar, TBMM’ye sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nı derhal geri çekmelidir. Bir meslek kanunu hazırlanacaksa “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiye Kararı” doğrultusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır” ifadelerine yer verildi.

"3600 EK GÖSTERGENİN KAPSAMI DARALTILDI"
TBMM’ye sunulan Öğretmenlik Meslek Kanunu düzenlemesinde uzman ve başöğretmenlerin tazminat tutarlarının yükseltildiği kaydedilen açıklamada, “Sadece 1. derecede görev yapan öğretmenlere 15 Ocak 2023 tarihinden itibaren 3600 ek gösterge getirilmektedir. 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce vaat edilen 3600 ek göstergenin yine bir seçim öncesi vaat haline getirilmiş olması, 3600 ek göstergenin kapsamı daraltılarak bir kez daha seçim vaadi olarak kullanılmak istendiğini göstermektedir. Sözleşmeli öğretmenlere ‘can güvenliği ve sağlık mazeretleri’ durumunda tayin hakkı getirilmektedir. Bu madde, sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılmadığı gibi, sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olacağı iddiasının da doğru olmadığını göstermektedir” ifadeleri yer aldı.

DÜZENLEME EĞİTİM EMEKÇİLERİNİ AYRIŞTIRMAYI AMAÇLIYOR
Eğitim emekçilerinin ve sendikaların bütün eleştirilerine rağmen, iktidar ve yandaş sendikanın iş birliği ile kapalı kapılar ardında hazırlanan düzenlemenin öğretmenlerin mesleki gelişimine somut katkı sunmayacağı vurgulanan açıklamada, “Müjde diye paylaşılan düzenlemenin asıl amacının öğretmenleri bölmek ve ayrıştırmak olduğu kanun tasarısında açıkça görülmektedir. Türkiye'de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaş kaleminde çalışmak zorunda kalan  başka bir meslek grubu bulmak mümkün değildir. Siyasi iktidar, öğretmenler arasında var olan  aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklemekle kalmamakta, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısını Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı (ÖMTK) üzerinden daha da pekiştirmektedir. Başöğretmenlik, uzman öğretmenlik için vaat edilen maaş farklarının 2023’te ödenmeye başlanacak olması ve 3600 ek göstergenin sadece 1. dereceyi kapsaması, düzenlemenin tamamen seçime endeksli olarak hazırlandığını göstermektedir. Adaylık sınavının kaldırılması bir müjde olarak sunulurken, sınavın işlevinin bir değerlendirme komisyonuna devredilmesi, öğretmenlerin adaylığının kaldırılmasında bugünlerde yoğun olarak tartışılan mülakat-torpil uygulamasının benzerinin uygulanacağı izlenimi vermektedir” denildi.

"TASARI GERİ ÇEKİLMELİ"
Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı adı altında TBMM'ye sunulan metnin bir meslek kanunu olmadığı belirtilen açıklamada, “Bu teklif, geçmişte gündeme getirilen ve bazı maddeleri Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kariyer basamaklarında yükselme sisteminin geri getirilmesidir.Siyasi iktidar bir meslek kanunu yapmakta samimi ise yapması gereken tek şey, öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören en önemli belge olan “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na paralel bir düzenleme yapmaktır. ILO ve UNESCO ortak belgesi olarak 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan tavsiye kararı, öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. Öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdiği görevlerin taşıdığı önemi uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bu kararın altında Türkiye’nin de imzası bulunmasına rağmen, bu kararın hayata geçirilmesi için bugüne kadar hemen hiçbir somut adım atılmamıştır” denildi.

AKP iktidarının TBMM’ye sunduğu Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nı derhal geri çekilmesi gerektiği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

  • 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre, öğretmenlik özel ihtisas mesleğidir. Bu nedenle, kademe-derece ayrımı yapılmaksızın 3600 göstergenin bütün öğretmenlere uygulanması ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi hedeflenmelidir.

  • Öğretmenlik mesleğinin tanımı, öğretmenlerin nasıl ve nerede yetiştirileceği, mesleğe kabul ve istihdam koşulları, öğretmenlerin güvenceleri, hakları ve sorumlukları ile mesleki yaşamları ve emeklilik konularında açıklayıcı düzenlemeler yapılmalıdır.

  • Öğretmenlik mesleğinin amacı tanımlanmalı, bu tanımla eğitim hakkı ve çocuk haklarıyla arasında ilişki kurulmalıdır.

  • Öğretmenlerin temel hak ve ödevleri kanunda belirtilmelidir.

  • Eğitim sisteminde öğretmenliğin temel bir unsur olduğu ve eğitim yöneticiliği ve eğitim uzmanlığından farklı olduğu açık bir şekilde ortaya konulmalıdır.

  • Mesleğe kabul koşulları ayrıntılı olarak belirlenmeli, varsa istisnalar belirlenmelidir.

  • Mesleğe kabul engelleri açıkça belirtilmelidir. Örneğin çocuklara karşı işlenen suçlardan hüküm giyme ya da öğrencilik yıllarında zorbalık nedeniyle disiplin cezası alma gibi engeller getirilmelidir.

  • Kanunda meslek etiği ilkeleri ayrıntılı olarak belirtilmelidir.

  • Öğretmenlik mesleği ile bağdaşmayan işler ve görevler açıklanmalıdır.

  • Özel okul ve kurslarda öğretmenlik yapanların ekonomik ve sosyal hakları güvence altına alınmalı, bu durumdaki öğretmenlerin ücret ve çalışma koşulları gibi  konulara kanunda belli bir standart getirilmelidir.

Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı, meslek kanunu konusunda samimiyse ve gerçekten öğretmenler lehine bir düzenleme yapmak istiyorsa ILO ve UNESCO tarafından 5 Ekim 1966’da kabul edilen “Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı”na uygun düzenlemeler yapmalıdır. Ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz, eleştiri ve önerilerimiz doğrultusunda hazırlanacak gerçek bir meslek kanunu talep ediyoruz."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER