BÜYÜK DİRENİŞ 52 YAŞINDA

1967 Yılında DİSK'in kurulmasını takip eden ve ses getiren büyük işçi direnişinin 52. yıldönümü.

BÜYÜK DİRENİŞ 52 YAŞINDA

Bugün işçi sınıfının büyük ayaklanmalarından 15-16 Haziran eylemleri 52’inci yıldönümü.

1970 yılında dönemin iktidarı tarafından TBMM’ye sunulan İş Yasası ve Sendikalar Yasası’nda değişiklikleri öngören tasarı DİSK’i, sendikal hakları ve temel işçi haklarını geriletmeyi amaçlıyordu. Tasarıya karşı 15–16 Haziran günlerinde Kocaeli ve İstanbul’da büyük bir işçi direnişi olmuş; 168 fabrikadan 150 bin işçinin başlattığı direnişe şiddetle müdahale edilmiş; üç işçi ve bir esnaf ölmüş, 200’den fazla işçi yaralanmış, 16 Haziran’da sıkıyönetim ilan edilmişti.

Yüzlerce işçi ve sendikacı sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış, beş binden fazla işçi işten atılmıştı. İki yıl sonra ise Anayasa Mahkemesi söz konusu değişiklikleri iptal etmişti. Ancak 12 Mart faşizmi döneminde sermaye çıkarları doğrultusunda yeterince düzenlenemeyen çalışma yaşamı, 24 Ocak 1980 ekonomi kararlarının ardından 12 Eylül faşizmi tarafından yeniden biçimlendirilmiş, çalışanların aleyhine yapılan düzenlemeler bu iktidar döneminde daha da yoğunlaşarak sürmüştür.

15-16 Haziran direnişi, etkisini en çok, Türkiye işçi sınıfının kalbi sayılan İstanbul ve İzmit’te göstermiştir. İstanbul’da, Gebze’de, İzmit’teki fabrikalarda üretim büyük ölçüde durmuştur. Her tarafta işçiler çeşitli yürüyüşler, mitingler düzenlemiş, kent merkezlerine doğru akmaya başlamışlardır. DİSK yönetiminin böylesi bir karar almamasına rağmen, işçilerin kendi iradeleriyle kitlesel olarak harekete geçmiş olması önemlidir.

15-16 Haziran Direnişi, Türkiye işçi sınıfının tarihindeki en büyük kitlesel direniştir. 15-16 Haziran’ın bir önemli özelliği de, işçilerin kişisel, grupsal ve lokal çıkarları için değil, örgütlendikleri sendika ve konfederasyonu korumak için eylem yapmasıdır. Daha önce yaşanan işçi eylemlerinin, işçi sınıfının ekonomik ve sosyal hak taleplerine yönelik olarak yapıldığı bilinmektedir.
DİSK üst yönetiminden hiçbir sendikacının, tamamen işçilerin inisiyatifi ile gerçekleşen büyük işçi direnişine katılmamış olması, 15-16 Haziran Direnişi’nin, DİSK yönetiminin değil, tamamen Türk İş ve DİSK’e bağlı sendikalara üye işçilerin inisiyatifi ve kontrolü altında hayata geçirildiğini göstermektedir. 15-16 Haziran Direnişi sırasında DİSK Genel Başkanı’nın radyodan yaptığı konuşma ile işçileri sakin olmaya ve fabrikalarına geri dönmeye çağırması, DİSK’in sendikal mücadele konusunda 1970’li yıllarda daha net görülecek olan “bürokratik” yaklaşımını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

2003 yılından itibaren İş Yasası değişikliği ile başlayan onlarca düzenleme emekçilerin ücretlerini, üretim, hizmet ve yaşam koşullarını hep olumsuz yönde etkilemiştir. Esnek-güvencesiz istihdam biçimleri, taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma yaygınlaşmıştır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetleri piyasaya açılmış; iş güvenliği mühendisliği ve işyeri hekimliği uygulamaları yerleşmeden geriletilmiş, kamusal denetimin kaldırılmasına yönelik birçok düzenleme yapılmıştır. Ev emeği, yeni eğitim sistemi ve mesleki eğitim konusu sermayenin yoğun emek sömürüsünün bir aracı olmuştur. Bugün ağır çalışma koşullarını, sendikasızlaştırmayı, sigortasız, güvencesiz, düşük ücretlerle çalıştırmayı, grev yasaklarını, iş kazaları ve işçi cinayetlerini meşrulaştıran dinci-sermayeci, emekçilerin aydınlanma kanallarını kapatan laiklik düşmanı uygulamalar egemendir. Emekçiler reel ücret kayıplarına uğramakta, sanayi çalışanları işçisinden mühendisine ve teknik elemanına kadar işsizlikle yüz yüze kalmakta; hatta işsizlikten dolayı intihar olayları artmaktadır.

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2022, 14:58
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER