SOL PARTİ:KRİZİN FATURASI ÇİFTÇİYE ÖDETİLİYOR

Bolu’da biçerdöverle biçim ve balya yapım fiyatlarına yapılan fahiş zamlara tepki gösteren SOL Parti Bolu İl Örgütü, “Ekonomik krizin yükünü sırtlamaya zorlanan çiftçilere bu kez de biçerdöver ve balya fiyatları üzerinden krizin bedeli ödetilmeye çalışılmaktadır”dedi.

SOL PARTİ:KRİZİN FATURASI ÇİFTÇİYE ÖDETİLİYOR

Biçerdöverle biçim ve balya yapım fiyatlarını belirlemek üzere Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantı neticesinde 2022 yılı hasat sezonu için; taban ve düz araziler için dekar biçim ücreti 130 TL, meyilli ve yatık araziler için dekara biçim ücreti 150 TL ve balyalama ücreti 12 TL olarak belirlendi.

ÇİFTÇİ,GİRDİ MALİYETLERİ İLE BAŞA ÇIKAMIYOR
Biçerdöver ve balya yapım ücretine SOL Parti Bolu İl Örgütü yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi.Açıklamada Mayıs-Ağustos aylarının Hasat Bayramı olmaktan çıkıp çiftçinin kara kara düşündüğü günlere evrildiğine dikkat çekilen açıklamada, çiftçilerin enflasyon ve dövizdeki yükselişle birlikte günden güne artan girdi maliyetleriyle nasıl başa çıkacağını bilemediği belirtildi.

"YÜZDE 300-400 ARASINDA ZAM YAPILDI"
Büyük bir emekle yetiştirilen buğdayın hasat edileceği bugünlerde çiftçinin sırtında devasa bir yük hissettiği vurgulanan açıklamada, “Bolu İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen toplantıda 2022 senesinin biçerdöver ve balya fiyatları belirlendi. Geçtiğimiz seneye oranla balya fiyatlarına %300, biçerdöver fiyatlarına ise %300-400 arasında zam yapıldı. Ekonomik krizin türlü türlü yükünü sırtlamaya zorlanan çiftçilere bu kez de biçerdöver ve balya fiyatları üzerinden krizin bedeli ödetilmeye çalışılmaktadır” denildi.

"ÇİFTÇİ,ÜRETİMDEN VAZGEÇMEK ZORUNDA KALIYOR"
Çiftçilerin insanca yaşayacakları ve hayatlarını çiftçi olarak devam ettirebilecekleri maddi koşullar sağlanmadığı sürece topraklarını boş bırakmak, üretimden vazgeçmek zorunda kaldığı ifade edilen açıklamada, “TMO’nun geçen gün duyurduğu hububat alım fiyatları hem günden güne artan girdi maliyetleri ve hem de temel yaşam gereksinimlerindeki yükseliş karşısında çiftçiyi yeniden tarlasını ekmek konusunda tereddütte bırakıyor. Çiftçiler insanca yaşayacakları ve hayatlarını çiftçi olarak devam ettirebilecekleri maddi koşullar sağlanmadığı sürece topraklarını boş bırakmak, üretimden vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Çiftçinin halkın en temel tüketim maddesi olan buğdayı bile üretmekte zorlanmasının sonuçlarını gıda kriziyle derinlemesine hissediyoruz”ifadelerine yer verildi.

İthalatın desteklendiği kamunun ise zarar ettiği anımsatılan açıklamanın devamı ise şöyle:

“Ülkemizde 2002’de 1,1 milyon ton 2011’de 4,8 milyon ton olan buğday ithalatı yapılırken bu 2019-2020 yıllarına vardığımızda 9,8 milyon tona ulaştı. Türkiye’nin cebinden 2002’de buğday ithalatı için 150 milyon dolar çıkarken 2019’da 2,3 milyar dolar çıktı. Bu süreçte dolar kurunun 4-5 kat artış göstermesi kamunun uğradığı maddi zararı katladı.

Ekim Alanları Tahrip Ediliyor

Buğday ekim alanları da AKP’nin bir taraftan inşaat, enerji ve turizm sektörünü önceleyen ve diğer taraftan küçük üreticiyi saf dışı ederek tarımı küresel-yerel tekellerin eline bırakan neoliberal politikalarıyla 2000 yılındaki 9,4 milyon hektardan 2019’da 6,8 milyon hektara kadar azaldı.

Üretim Düşüyor

Üretilen buğday miktarı ise tarımdaki neoliberal dönüşümü çarpıcı bir şekilde göstermekte. 1979’da Türkiye nüfusu yaklaşık 43 milyonken buğday üretimi 17,5 milyon tondaydı. Oysa 2021’de Türkiye nüfusu neredeyse bu sayının iki katına ulaşmışken buğday üretiminin 17,7 milyon ton olduğu tahmin edilmekte.

Buğdayın tüccarın elinde serbest piyasaya endekslenmesinin, ithalata dayalı hammadde ve girdi tedariğine dayanan tarım ve gıda politikalarının iflas ettiği açıktır. Çiftçiler emeklerinin hakkını alarak yeniden üretebilmelidir. Güvenceli ve sağlıklı üretim koşullarında üretip hakkımız olan gıdaya adilce erişebilmek için acil taleplerimiz:

1. Mazot, elektrik gibi temel girdilerin üretim ve dağıtımı kamu eliyle yapılmalı; girdi maliyetleri kur farkından etkilenmeyecek biçimde sabitlenmelidir.

2. Üreticilerin toprak, su, tohum gibi üretim araçlarına ücretsiz erişim hakkı temin edilmelidir. Üreticilere ücretsiz gübre verilmeli, kamu eliyle kompost gübre üretilmelidir.

3. Geçimlik tarım yapanların elektrik, su ve Ziraat Bankası’na olan tüm borçları silinmelidir.

4. Çiftçiye dönük tüm fiyat desteklemeleri girdi maliyetlerine endekslenmelidir. Taban fiyat uygulaması girdi maliyetleri + kâr + asgari refah payı hesaplamasıyla yapılmalıdır.

5. Yerinde üretim yerinde tüketim yaygınlaştırılmalıdır. Çiftçinin doğrudan tüketici ile buluşmasını sağlayacak satış kanalları geliştirilmelidir.

6. İthalatta gümrük vergisi indirimlerine son verilmelidir.

7. Şirketlere, market zincirlerine ve emperyalist tekellere verilen imtiyazlar son bulmalıdır.

8. Üreticiler sendikalarda örgütlenmelidir. Mevsimlik tarım işçilerine sosyal güvence ve örgütlenme hakkı sağlanmalıdır.

9. Özelleştirilen tüm kamu kurumları çiftçiler lehine ve demokratik bir biçimde yeniden yapılandırılmalıdır.

10. Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri, üreticilerin üretimden pazarlamaya kadar karar sahibi olmasını sağlayacak biçimde demokratikleştirilerek yeniden yapılandırılmalıdır.

11. Köy tüzel kişilikleri geri verilmelidir.

12. Tarım arazilerinin, ormanların, meraların ve yaylaların amaç dışı kullanımı son bulmalıdır.”

Güncelleme Tarihi: 04 Temmuz 2022, 16:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER