"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Millî Uzay Programı tanıtım toplantısındaki “Son hedefimiz bir Türk vatandaşını uzaya göndermek. Eminim birçok kişi bu hayal ile büyümüştür. Hatta belki bayanlardan bile ‘ben adayım’ diyenler vardır” cümleleri tepkilere neden oldu.

Öncelikle bu cümlelerin ne ilk ne de son olmadığını bilmek gerek.

İktidara genelev ziyaretleri, LGBTİ’lere ve LGBTİ derneklerine davetlerle gelen iktidarın; girdiği siyasal İslamcı rejimde en açıktan saldırdığı kesim kadınlar.

İleri demokrasimizde, erkek şiddetinin önlenmesi için 6 yıl önce kullanımı yasallaşan elektronik kelepçe, şiddet faili erkeklerin yerine Boğaziçi’nde direnen öğrencilere takılıyor.

Melek İpek gibi birçok kadın ise “kravat takıp takım elbise giymedikleri” için tutuklanıyorlar. Üstelik Bolivya’da Erkek Egemenliğini Ortadan Kaldırma Bakanlığı varken, Finlandiya kadınların yönetimindeyken…

Üniversitelerde artan saldırılar ise, YÖK’ün kuruluşuyla başlayan, AKP iktidarıyla devam eden gerici hamleler, salt akademiye dönük bir saldırı olarak şekillenmiyor. Üniversitelerde bilime, özgür düşünceye, fikirlere olan saldırıların yine en bariz göründüğü yer kadınlara olan saldırılar. Tüm toplumsal cinsiyet normlarını bünyesinde barındıran ve büyüten üniversitelerin korkulu rüyası “kadınların ve LGBTİ’lerin örgütlenmesi”. AİBÜ’den de biliriz ki, OHAL döneminde KHK ile kapattıkları Toplumsal Cinsiyet Topluluğu’nun neden kapatıldığına dair tek açıklama dahi yapılmamıştır. Yıllar geçmesine rağmen, tüm etkinlikleri rektörlük onaylı olan toplulukların neden kapatıldığı halen anlaşılamamıştır.

Dijital ortamda yayınlanan dizi ve filmler ise hayatımızın her alanı gibi dikizlenmekten geri kalmıyor. “Big brother is watching us…” Herkese açık televizyon kanallarında sergilenen tecavüzler ve şiddet sahneleri Türk aile yapısına(!) uyarken Netflix gibi platformlardan LGBTİ’nin L’sinin geçtiği bir içerik izlemeniz imkansız!

“Kadın mıdır, kız mıdır” sorgulamasından pembe otobüse, iyi hal indirimlerinden İstanbul Sözleşmesi’ne yapılan saldırılara, “Bir kereden bir şey olmaz” söylemlerinden istismarların aklanmasına…

Bizler kadar, kadın ve eşitlik düşmanları da biliyor ki; kadınlar ne bu söylemlere, ne buyruklarınıza, ne iktidarınıza boyun eğer!

Mücadelemizle kazandığımız haklarımızı gasp etmeyi alışkanlık edinen erkeklere, erkek-devlete ve şiddetine itaat etmemiz çok beklenir.

Bizim ne kazandığımız haklarımızı kaybetmeye, ne de haklarımızı aramamaya niyetimiz var. Sizin YÖK’ünüz, medyanız, polisiniz, jopunuz varsa bizim sokaklarımız, direnişimiz var!

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122