BOLU'DA BİN 313 ADET DEPREM MEYDANA GELDİ!

BOLU'DA BİN 313 ADET DEPREM MEYDANA GELDİ!

Haber:Ahin ASLAN

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Bolu İl Koordinasyon Kurulu’nun düzenlediği ‘Bolu ve Deprem Gerçeği’ konulu panel Bolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Toplantı Salonu’nda gerçekleşti.

Afetlerin yarattığı yıkımın temelini irdeleyen bir yerden, depremin, sonrasından ziyade öncesini konuşan bir anlayışla, sorunları tespit eden, çözümüne bilim ve teknik izinde önermede bulunan ilk buluşma niteliğinde gerçekleşen panelde Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan, İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Özer Akkuş, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen ve Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yönetim Kurulu Başkanı Türker Ateş konuşmacı olarak katıldı.

DEPREME HAZIRLIKLI OLMAK,DEVLET POLİTİKASIDIR!
Panel, Türkiye’deki meydana gelen depremlerin ardından yaşanan olayları konu alan 1 dakikalık video gösteriminin ardından TMMOB Bolu İKK Sekreteri Erol Perçin’in açılış konuşması ile başladı. Perçin, “Güvenli ve sağlıklı yapılarda yaşama hakkı en temel insan hakları arasındadır. Vatandaşların sağlıklı ve güvenli yapılarda yaşamasını sağlamak devletin asli görevlerindendir. Buna rağmen depremin yol açacağı can kayıplarını ve hasarları en aza indirmek için alınması gereken önlemler bir türlü alınmıyor. Her depremden sonra sözler veriliyor ama kalıcı önlemler alınmıyor. Fakat gündemin değişmesi ile rutine dönülüyor. Rant hırsı akla,bilime,tekniğe, mühendislik, mimarlık ve şehir planlayıcısının gerekliliği insan yaşamına galip geliyor.Depreme hazırlıklı olmak yer seçiminden başlayarak imar planlarının afet riskine göre hazırlanmasına içinde yaşadığımız binaların tasarım,inşaat,denetim ve bakım süreçlerine, halkın deprem konusunda eğitilmesine deprem öncesi, deprem esnası ve sonrasında yapılacak çalışmaları ile daha geniş bir halkadır. Bu halkada ki en ufak zayıflık diğerlerini işlevsiz hale getirmektedir. Hazırlıklı olmak devlet politikasıdır. Ülkeyi ve toplumu depreme hazırlıklı hale getirmek siyasi iktidardan başlayarak devlet kurumlarının ve yerel yönetimlerinin ortak sorumluluğudur” dedi.

“DOĞA OLAYLARINI AFETE DÖNÜŞTÜRENLER,TÜRKİYE’NİN FAY HATLARINI DİKKATE ALMAYANLARDIR”
Afet ve kentsel dönüşümün arkasında yer alan ekonomi politik uygulamaları anlatan Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Her afetin arkasında bir politika var. Karşımıza çıkan her afet, bu politikaların bir ürünüdür. Afet kavramı artık heyelan, deprem, tsunami için kullanılmıyor. Afet ve doğa olayları diye ikiye ayrılıyor. Yönetenler bilimin ve tekniğin gerekliliğini yerine getirmiyor. İktidar 20. yılına geliyor. 1980 önemli bir tarih. Çünkü ekonomi politikalarının değiştiği özellikle küreselleşmenin geldiği ve neo liberal politikaların ortaya çıktığı bir dönemdir. Şuan ki iktidarın varlığı ile birlikte şekillendi. 2002 yılında mevcut iktidar geldiğinde kentleşme oranı yüzde 65 civarındayken bugün kentleşme yüzde 93 civarında. Bu dönüşüm süreci hem ekonomik hem siyasal hem sosyal dönüşümün bir parçası olarak karşımıza çıktı. İktidar son 19 yılda yapı üretim sürecini tamamen tekelleştirdi ve denetimsiz bir yapı süreci geldi. İktidar, yapı düzeni, imar düzeni ve toprak düzeni üzerinden bir ekonomik alt yapı kurdu ve bununla bir rant geliştirdi. Meslek örgütlerinin yetkilerinin daraltılması, demokrasinin ortadan kaldırılması zayıflatılması, sendikaların örgütlenmeden uzaklaştırılması ve beşinci güç denilen medyanın tek sesli hale getirilerek bu sürecin bir şekilde hayata geçirilmesi organizasyonunu kurdular. Doğa olaylarını afete dönüştürenler Türkiye’nin fay hatlarını dikkate almayanlardır” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE'NİN YÜZDE 60'INDAN FAZLASI FAY HATTINA SAHİP
İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Özer Akkuş, “ Ülke coğrafyamızın yüzde 60’ından fazlası fay hattına sahip. Deprem, yaşamımızın bir gerçeği. Depremler bazen medeniyetleri yok etmiş bazen yeni medeniyetleri başlatmış. Esasında baş edilmesi çok da zor değil. Biz depreme dair her şeyi konuştuk, tartıştık, bildik ve öğrendik. Sorunumuz hayata geçirme ve aldığımız kararları uygulama konusunda yaşıyoruz. Bütün idarecilerin, siyasetçilerin görevi devralma zamanıdır. Depremle ilgili bilimsel raporlara II. Abdülhamid döneminde karşılaştık. II. Abdülhamid, Atina ve İstanbul rasathanelerine depremle ilgili depremle ilgili bir rapor hazırlamalarını istiyor. Bu raporda belirtilen huşulardan bir tanesi şu: Bir tane köyde zeminin çamur olduğu yani sıvılaşma olduğu, binaların dayanmadığı, zeminin daha sert olduğu yerlerde de binaların hasar almadığı tespiti yapılıyor. Bu tarihimizde bilinen ilk deprem raporudur. 1800’lü yıllardan beri depreme dair yaklaşımların nasıl olması gerektiği bilinen bir coğrafyada yaşıyoruz. Cumhuriyet tarihi depremlerinin başlangıcı 1939 Erzincan depremidir. Yaklaşık 33 bin yurttaşımız hayatını kaybediyor. 11 tane ilde hissediliyor ve yüzlerce bina yıkılıyor. Bu depremin ardından Erzincan kent merkezi başka bir yere taşınıyor” şeklinde konuştu.

KANAL İSTANBUL İÇİN YÖNETİLECEK BİR DURUM YOK!
Konuşmasında Kanal İstanbul Projesi’ne değinen Akkuş, “Türkiye’nin metropol şehrinde Kanal İstanbul tartışması başlatıldı. 2 önemli nokta var. Biri Kanal İstanbul’un depremde yaşayacağı koşullar diğeri ise afet durumunda Kanal İstanbul’un yaratacağı sorunlar. Bildiğim kadarıyla Kanal İstanbul’un 16 kilometrelik ana hattındaki zemin,sıvılaşmaya uygun bir zemin. Dolayısıyla bu 16 kilometrelik hat üzerinde köprüler, demiryolları hatları gibi koşullar yaratılacak. ÇED raporlarında ifade edilmiş. Önlem olarak da bu sıvılaşan zeminin tasfiye edilmesi, oranın kaldırılması ve zemin güçlendirilmesi yapılması gerektiği ifade edilmiş. Bu elbette bir nebze mümkündür. Tabi oraya ayıracak paranız varsa. Bir diğer tarafta ise İstanbul Avrupa Yakası’nı ikiye bölüp afeti yönetmeye kalkışmak. Yani haberleşmeden ulaşıma kadar. Bu İstanbul’da neredeyse depremi yönetilemez hale getirmek demek. İstanbul’daki toplanma alanlarının büyük bir çoğunluğu imara açılmış durumda. Dolayısıyla çok yönetilecek bir durum yok” diye konuştu.

BOLU’DA BİN 313 ADET DEPREM MEYDANA GELDİ
Bolu ve deprem riskine dikkat çeken açıklamalarda bulunan Jeoloji Mühendisleri Odası Bilimsel Teknik Kurul Üyesi ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Özmen, “Depremi ne kadar unutmak istesek de deprem kendisini bize hatırlatıyor. Üzerinde bulunduğumuz yer kabuğu stabil değil. Depremden etkilenme olasılığı en çok olan yerlerden birisi Bolu. Kuzey Anadolu Fay Hattı, hem Türkiye’nin hem dünyanın en aktif faylarından biridir. 1900’lü yıllardan itibaren meydana gelen depremlere bakıldığı zaman ortalama olarak her 6-7 yılda bir 7 ve üzeri bir depremin meydana geldiğini görüyoruz. Yılda bir veya iki tane 6 büyüklüğünde depremler meydana gelmekte. 1900’lü yıllardan itibaren Bolu’da bin 313 adet 3 ve üzeri depremin meydana geldiğini biliyoruz. 4-5 arası büyüklüğünde 88 tane deprem oldu. 97 tane de 4’ten büyük deprem oldu” dedi.

TÜRKİYE, ÖRÜMCEK AĞI GİBİ DİRİ FAY HATLARI İLE ÇEVRİLİ
Türkiye’de diri fay hattı sayısının arttığına dikkat çeken Özmen,“2012 yılındaki verilere göre Türkiye’de diri fay hatları 500 tane deprem üretme potansiyeli diri fayın varlığı olduğu ortaya koyulmuş durumda. Önceden 135 diri fay hattı vardı. Türkiye, bir örümcek ağı gibi diri fay hatları ile çevrili durumda. İlerleyen yıllarda bir diri fay hatlarında artış olacaktır. Özellikle kırılmayan fay hatları Bolu için bir tehdit oluşturuyor. Bolu için mutlaka bir deprem master planının hazırlanması gerekir. Deprem riski açısından, zemin açısından, yapı stoğu açısından nasıl olduğu ortaya koyulmalı. Ardından çözüm yollarının neler olacağını deprem master planının sonucunda ortaya koyulması oldukça yararlı olacaktır. Bolu, biz zamanını her ne kadar tam bilemezsek de mutlaka depremle karşılaşacaktır. Özellikle mekânsal planlamanın yapılması gerekir. Sadece deprem değil bütün afetleri dikkate alarak mekânsal, çevresel ve imar stratejik planlarının yapılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Panel, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yönetim Kurulu Başkanı Türker Ateş’in konuşmacılara, katılımcılara,  ve TMMOB’ye teşekkür etmesinin ardından konuşmacılara çiçek ve Türker Ateş'e plaket takdimi yapılması ile sonra erdi.

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2021, 02:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER