"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"
Gündem:
'İKİNCİ YÜZYIL DERGİ' YAYIN HAYATINA BAŞLADI

Gazeteciliğin ve dergiciliğin büyük sıkıntılar yaşadığı, basılı siyasi dergilerin giderek “yok olmaya” yüz tuttuğu, düşünsel açılımların önemsizleştirilmeye çalışıldığı bir ortamda İkinci Yüzyıl Dergisi, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasiyle taçlandırabilmek için düşünsel açılımların, yeni fikirlerin önemine inandığı için yayına başladı. Aylık periyotlarla okuyucuyla buluşacak olan İkinci Yüzyıl Dergisi’ne hem basılı haliyle, hem de dijital haliyle ulaşmak mümkün olacak.

İkinci Yüzyıl Dergisi, CHP’nin geçmişte önemli izler bırakan “Halkçılık Programı, Dokuz Umde, 12 Temmuz Beyannamesi, İlk Hedefler Beyannamesi, Akgünlere” gibi belgelerinin günümüz koşullarındaki devamı niteliğinde olan “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”ni tartışmaya açıyor: Dergi her sayıda beyannamede 13 maddede ifade edilen temel görüşlerden birini gündeme taşıyacak…

CHP İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Yunus Emre’nin yayın koordinatörü olduğu derginin Yayın Kurulu şu isimlerden oluşuyor: Alican Özer, Doç. Dr. Burak Cop, Dr. Düzgün Arslantaş, Ferhat Öz, Hüseyin Can Güner, Dr. Kerem Kılıçdaroğlu, Melih Morsünbül, Necdet Saraç, Doç. Dr Yunus Emre.

İkinci Yüzyıl Dergisi’nin ilk sayısında “Yeni bir Anayasa ile Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem” masaya yatırıldı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile geniş bir söyleşi yapıldı.

Derginin birinci sayısında Kılıçdaroğlu söyleşisinin dışında CHP’nin yazılı belgelerinden derlenen “Demokrasi, anayasa, parlamenter sistem ve yargı için CHP ne diyor” başlıklı makale, Yunus Emre, Burak Cop, Şule Özsoy Boyunsuz ve Burak Bilgehan Özpek parlamenter demokratik sistemi masaya yatırdıkları “Yuvarlak Masa Toplantısı”, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun “Örgütlü toplum demokratik Türkiye”, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Can Güleryüzlü’nün “Günümüzde toplumsal mücadelenin en önemli halkası, basın özgürlüğü”, Akdemisyen Murat Sevinç’in “Nisan 2017’de kaybettiğimiz ne idi”, Ömer Faruk Gençkaya’nın “Popülist yönetimler çağında parlamentonun güçlendirilmesi”, Burak Cop’un “Akademik özgürlükler halk için lüks mü, yaşamsal mı”, Alican Özer’in, “İkinci Yüzyıl’da dijital dünya üzerine”, Ümit Alan’ın “İkinci Yüzyıl’da yeni medya uygulamaları nasıl ele alınmalı”, Necdet Saraç’ın “21. Yüzyıl’da yeniden sosyal demokrasi” başlıklı yazıları yer alıyor…

KILIÇDAROĞLU: TEK KİŞİNİN İKTİDARINI ORTAK BİR İKTİDARA DÖNÜŞTÜRMELİ

Derginin ilk sayısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Anayasa ile ilgili güncel tartışmalara yönelik olarak “Bizim bu aşamada oturup yeni bir anayasa yazmak gibi bir hedefimiz yok, bu çok da yanlış olur. Çünkü Anayasa yazarken herkesin görüşü alınmalı” belirlemesi yaparken, çağrının amacından ittifak politikasına, milletvekillerinin ön seçimle belirlenmesinden 21. yüzyılın sosyal demokrasi yüzyılı olacağına kadar birçok konuda açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

“İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi Türkiye’yi düşünen herkesi kapsıyor. Bu çağrı toplumun her kesimine kolektif bir çağrı, bütün herkesi hem duyarlılığa, hem de çözüm ortaklığına davet ediyoruz…

Bir dikta yönetimini belki de dünya siyaset tarihinde ilk kez sandığa giderek yeneceğiz, devr-i sabık da yaratmayacağız. Çünkü demokrasiyi savunanlar ya da demokrasiyi getirme iddiasında olanlar kinle, öfkeyle hareket etmezler. Dolayısıyla demokrasi aslında kinle, öfkeyle değil; akılla, bilimle, bilgiyle, saygıyla, erdemle hareket eden insanların alanıdır…

Bütün medya çalışanları için sendikalaşmanın zorunlu olması gerektiğine inanıyoruz. Çünkü haberi yapan gazeteci patronuna karşı da bağımsız olabilmeli, sendikal güvencesi olabilmeli…

Milletvekili ön seçimle belirlenirse, halk kendi milletvekilini kendi seçerse, milletvekili, parlamentoda rahatlıkla kendi partisinin belli konudaki politikalarını da çıkıp eleştirebilir, böylece parlamento üzerindeki lider vesayeti de büyük ölçüde ortadan kalkmış olur!

Güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunan partilerin ortak ilkeler yanında bir de takvim açıklamaları lazım. “Biz, iktidar olduğumuzda şu şu ilkeleri hayata geçireceğiz şu takvim içinde” demeliler…

Meclis iç tüzüğüne “yasa yapımına sivil toplum örgütlerinin, meslek kuruluşlarının katılması zorunludur’’ diye bir düzenleme koymak lazım. Böylece süreç her kesimin görüşünü beyan ettiği bir sürece evrilmiş olur, katılımcı demokrasi dediğimiz aslında biraz da budur…

Demokrasi için mücadele sadece bir ülke için değil, dünya için bir ortak mücadeleye dönüşmeli, bu mücadele 21. yüzyılın en önemli siyasi mücadelesidir. Eşitliği, adaleti, insan haklarını geliştireceksek demokratik standartları mutlaka geliştirmek zorundayız. Demokrasi bütün ülkelerin ortak sorunu olmalı…

21. yüzyılda insanların ortak seslendirmesi gereken kavram “Sosyal Demokrasi”dir. Çünkü sosyal demokrasiyle hem insanın geleceğini, kişiliğini, özgürlüğünü güvence altına alıyorsunuz, sosyal devleti yaratarak ekonomik açıdan da güvence sağlıyorsunuz, hem de onun özgürce düşünmesini, davranmasını, düşüncelerini ifade etmesine güvence sağlıyorsunuz…

Almanya’da sosyal demokrat olmak çok kolay, Norveç’te, İsveç’te olmak çok kolay, Kanada’da olmak çok kolay. Ama asıl zorluk Türkiye’de. Çünkü Türkiye’de üç katmanlı bir toplum var: Bir, orta çağ koşullarında yaşayanlar İki, “Mavi yakalılar”, Üç, kişi başına geliri 60 bin dolar, 100 bin dolar, 150 bin dolar olanlar var…”

Kaynak:https://tele1.com.tr/

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

DİKKAT!BOLU'DA SAĞANAK YAĞIŞLAR DEVAM...
Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan hava durumu tahminlerine göre Bolu çevrelerinin yerel...

Haberi Oku