MEHMET TUNÇKOL YAZDI:İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ (DARÜLFÜNUN) ÖĞRENCİLERİNİN “BÜYÜK BOYKOT”U

MEHMET TUNÇKOL YAZDI:İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ (DARÜLFÜNUN) ÖĞRENCİLERİNİN “BÜYÜK BOYKOT”U

(“DERTLİ” GAZETESİNDEN SEÇMELER -I-)

Milli Mücadele günlerinde, Bolu’da yayınlanan“Dertli” gazetesinin, 11 Nisan 1338/11 Nisan 1922 tarihli 112’ncisayısında;“İstanbul Darülfünun (İstanbul Üniversitesi) Öğrencilerinin Büyük Boykotunu konu alan -BEŞ ŞAHSI SEFİL-”başlıklı bir habere yer verilir (1). İmzasız yayınlanan yazı, Bolu Gençler Birliği Başkanı Mithat Akif Bey’in üslubuna benzemektedir. Mithat Akif Bey, II. Meşrutiyet’in ilanı sırasında Eskişehir’de gazetecilikle uğraşmış, I. Dünya Savaşı sırasında, -1914-1916 yıllarında- Bolu İaşe Mıntıka Müdürlüğü, 1917-1918 yıllarında Bolu İttihat ve Terakki Mes’ul Kâtipliği, Bolu Mutasarrıf Vekilliği, Bolu Teceddüt Fırkası Başkanlığıvb. görevlerde bulunmuştur. Mithat Akif Bey, 1919-1920 yılları arasında; Damat Ferit Hükümeti ve İngiliz İşgal Komiserliği tarafından, -iki defa- Malta adasına sürgün edilmiş, sürgünden dönüşünde Bolu’da Milli Mücadele’nin sesi gibi yayın yapan Türkoğlu gazetesini yayınlamıştır.  Bolu Talim Terbiye Cemiyeti Başkanlığı, Zonguldak Kaymakam Vekilliği ve Zonguldak Halkevi kurucu başkanlığı gibi görevlerde bulunan Mithat Akif Bey, 1934 yılında vefat etmiştir.

                                                                                         *

Günümüzden yüz yıl önce, 1922 yılının Nisan ayı başında, -13 Kasım 1918 gününden beri İtilaf Devletleri ordularının işgali altındaki İstanbul’da-, Darülfünun (İstanbul Üniversitesi)Edebiyat Bölümüöğrencileri, beş üniversite hocasının derslerine girmeyerek bir boykot başlatırlar. Coğrafya Darülmesai Salonu’nda toplanan öğrenciler,Darülfünun Divanı’na (Üniversite Senatosu) verilmek üzere bir bildiri hazırlarlar:

Üniversitedeişledikleri derslerde ve İstanbul’da yayınlanan Mütareke Basını gazetelerindeki yazılarında; İtilaf Devletleri İşgal Kuvvetleri’ne övgüler düzerek yandaşlık yapan, işbirliği içindeki İstanbul Hükümeti’ne yardakçılık ve muhbirlik yapan, Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yükselen Milli Mücadele Hareketi’ni‘üç beş maceraperestineşkıyalıkhareketi’ olarak gösteren ve aşağılayan, Türk milletini hor görüp hakaret edenbeş üniversite hocasının;Ali Kemal, Cenap Şahabettin, Rıza Tevfik, Hüseyin Daniş ve MarujanBarsamyan Efendi’nin üniversiteden uzaklaştırılmalarını isterler.(2).

Öğrencilerin hazırladığı bildiri, Edebiyat Fakültesi Başkanı İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Bey’e verilir. Bildiri ayrıca, okul çevresindeki sokaklara, tramvay direklerine, ağaçlara yapıştırılarak diğer öğrencilere ve halka da duyurulur(3).

Edebiyat Bölümü öğrencilerininbaşlattığı boykot eylemine;Tıp, Fen, Hukuk Bölümü öğrencileri de destek verir. İşbirlikçi Damat Ferit Hükümeti ve İtilaf Devletleri jandarmaları, öğrencilerin eylemlerine engel olamaz. Bu gelişmeler üzerine; Rıza Tevfik ve Hüseyin Daniş istifalarını verirler. Ali Kemal, Cenap Şahabettin ve MarujanBarsamyan, İngiliz İşgal Kuvvetleri ve İstanbul Hükümeti’nden aldıkları destekle görevlerinden ayrılmamakta direnirler. Ali Kemal, gazete yazılarında eylemci öğrencilere; “yardakçılar”, “baldırı çıplaklar” sözleriyle hakaretlerine devam eder. Öğrencilerin boykotu, giderek diğer bölümlere de yayılır.  Ticaret Mektebi, Ziraat Mektebi, Baytar Mektebi, Orman Mektebi, Eczacı ve Dişçi Okulları, Mektebi Mülkiye, Ticareti Bahriye öğrencileri de eyleme katılırlar. İtilaf Devletleri İşgal Komiserliklerinin ve İstanbul Hükümeti’nin tüm baskılarına, Mütareke Basını’nınyazdığı yalan haberlere ve karalamalara rağmen üniversite öğrencilerinin boykotu engellenemez. İstanbul’daki yurtsever çevreler de öğrenci eylemine destek verirler (4).Olay, artık sadece bir öğrenci boykotu olmaktan çıkmış; Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yükselen Milli Mücadele’ye destek veren yurtseverlerle; İtilaf Devletleri İşgal Kuvvetleri’ne boyun eğenlerin, işbirlikçi İstanbul Hükümeti yanlısı çevrelerinkavgasına dönüşmüştür.

Darülfünun Emini (Üniversite Rektörü) Besim Ömer (Akalın) Paşa, giderek bütün üniversiteye yayılan olaylar karşısında nasıl tavır alacağını bilemez bir durumda iken,Maarif Nazırı Said Paşa, 12 Nisan 1922 günü, üniversitenin bütün bölümlerini,geçici bir süre için kapattığını ilan eder. Eylemci öğrenciler, “Darülfünun ve Mektebi Aliye Cemiyeti Merkezi”etrafında örgütlenerek mücadelelerini sürdürürler(5).İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) öğrencilerinin eylemi, dört ay yirmi gün devam eder. Öğrenciler; işbirlikçiİstanbul Hükümeti’ne ve İtilaf Devletleri İşgal Komiserliklerine yandaşlık, yardakçılık yapan beş üniversite hocasına karşı protestolarını,kararlı bir şekilde sürdürürler. Bu beş hocayı destekleyen diğer hocalardan; M. Fuat (Köprülü) de dahil olmak üzere, baştaAli Kemal, Babıali’dekiPeyam-ı Sabah gazetesinin önünde, Cenap Şahabettin de Bakırköy’deki evinin önünde, boykotçu öğrenciler tarafından çürük yumurta yağmuruna tutulur(6).

   Ankara Hükümeti de, İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) öğrencilerinin bu kararlı eylemini ve gelişmeleri yakından izlemektedir. TBMM üyelerinden Mahmut Esat (Bozkurt) Bey, Dr. Tevfik Rüştü (Aras) Bey, Dr. Fikret (Onuralp) Bey, 19 Nisan 1922 tarihinde gönderdikleri bir telgrafla, İstanbul Üniversitesi (Darülfünun) öğrencilerinin eylemine destek verdiklerini bildirirler (7).

Darülfünun Divanı (Üniversite Senatosu), 22 Nisan günü toplanarak öğrenci temsilcilerini dinler. Öğrencilerin iddiaları ve talepleri doğrultusunda bu beş hocadan savunmaları istenir. Rıza Tevfik ve Cenap Şahabettin savunma vermeye yanaşmazlar. Diğerleri, savunmalarını yazmak için üç gün süre isterler. Ne İtilaf Devletleri İşgal Kuvvetlerinin zorbalığı ne işbirlikçi Damat Ferit Hükümeti’nin baskılarıne de yandaş Mütareke Basını kalemlerinin saldırıları, yalan haberleri fayda vermemiştir. Öğrencilerin boykot konusundaki kararlılığını gören Üniversite yönetimi, 5 Temmuz 1922’de Darülfünun Nizamnamesi’nin 13’üncü maddesinde değişiklik yapar.Üniversite Senatosu, bahsi geçen beş üniversite hocası hakkında disiplin soruşturması başlatır (8).

      Üniversite Yönetiminin aldığı kararda:

“… Öğrencilerin boykot ettiği, istenmeyen beş üniversite hocası, görevlerinden uzaklaştırılırlar. Ali Kemal’den boşalan göreve; Ali Reşad Bey, Cenap Şahabettin’den boşalan göreve; Yahya Kemal Bey, Rıza Tevfik’ten boşalan göreve; Ahmed Naim Bey ve İsmail Hakkı Bey, Hüseyin Daniş’ten boşalan göreve Veled Çelebi Bey, Barsamyan’dan boşalan göreve de Şerif Bey getirilirler.”(9).

25 Ağustos 1922 günü, İstanbul Üniversitesi’nde dersler yeniden başlamıştır…  26 Ağustos 1922 günü de, İtilaf Devletleri güdümlü Yunan işgal kuvvetlerine karşı, Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk Ordusunun”Büyük Taarruz Harekâtı”başlatılmıştır. Darülfünun öğrencilerinin başarısı, “Büyük Zafer” in habercisi gibidir…

                                                                                       *

Bolu’da yayınlanan Dertli gazetesi, -11 Nisan 1338/11 Nisan 1922 tarihli 112’nci sayısında- bu olayı sütunlarına taşıyarak, boykot edilen beş üniversite hocası; Ali Kemal, Cenap Şahabettin, Rıza Tevfik, Hüseyin Daniş ve Barsamiyan hakkında değerlendirmeler yapar ve öğrencilerin boykot eylemine destek verir(10).

……………………………………………………………………………………………………….

*“Dertli gazetesinde yayımlanan haberi, aslına sadık kalarak yayınlıyoruz.”

“Dertli Gazetesi, 11 Nisan 1338 Salı/11 Nisan 1922 Salı, Sayı:112.“

*“BEŞ ŞAHSI SEFİL”

“İstanbul Darülfünun Edebiyat Medresesi talebesinin; (muallim) namını taşıyan beş vatan haini Türk düşmanı namerdin derslerine devam etmediklerini, istifaya davet ettiklerini İstanbul gazetelerinden okuduk. Bu beş şahıs: Ali Kemal, Cenap Şahabettin, Arnavut Rıza Tevfik, Acem Hüseyin Daniş, Ermeni Barsamiyan’dır.

*Ali Kemal

*Ali Kemal’in,  nasıl sefil tıynetli [yaratılışta] bir mahlûk olduğunu artık bugün bilmeyen bir Anadolu Türk’ü kalmamıştır. (Peyam-ı Sabah) namındaki gazete ile ‘Ermenilerden ziyade Ermeni taraftarlığı ve Yunan lehdarlığı yapan’ bu sefil, Damad Ferid’in vasıtaı melaneti [lanetli aracı] olarak Nezaretlere [Bakanlıklara] ve nihayet Darülfünun Müderrisliği’ne [Üniversite öğretmenliğine] kadar irtifa etmiş [yükselmiş], fakat bugüne kadar Türk düşmanlığını bir dakika bile bırakmamıştır.

*Cenap Şahabettin

*Cenap Şahabettin ise: Kendisine gençliğin gösterdiği tevkir [hürmet] ve ihtişamı haiz edemeyecek derecede adi bir fıtratda [karakterde] olduğunu asarıyla [eserleriyle] göstermiş ve;  ‘Bursa’nın Yunanlar tarafından işgal edildiği günün ferdasında [yarınında], Yunanlar, (Kuva-ı Milliye) denilen asilerden Bursa’yı temizlediler!’  demek suretiyle ‘Yunan muhibi vatan haini olduğunu ilan etmiş’ ve garibi şudur ki ‘bir ecnebi gazetesi ile Türkleri tahrik edecek neşriyatta bulunmaktan çekinmemiştir’.

*Rıza Tevfik

*Rıza Tevfik ise: kendi imzasının üstüne (filozof) imzasını atan, bugün edebiyat ve felsefeden, yarın spor ve cambazlıktan demvuran bir şaklabandır ki ‘hergün kirli çamaşır değiştirir gibi bir milliyet ve kanaat değiştirmiş’ ve Arnavut olduğunu ilan etmekle beraber ‘Türkler aleyhinde zebanetrazlıkta [cehennem bekçiliğinde] bulunmaktan çekinmemiştir’.  Bununla beraber ‘Sevr Muahedenamesi namındaki mahud [kötü bilinen] esaretnâmeyi Damad Ferid’in emriyle imza ederek bu milletin, bu devletin hayatına hatime çekmek istemiştir’. Hal böyle iken Darülfünun’da muallim bulunan bu nankör ve sefil insan, nihayet bir Türk şairinden bahsederken Türkleri tahkir etmekten ve Peyam-ı Sabah gazetesinde daha mülevves [pis, bulaşık]sözler sarf eylemekten geri durmamıştır.

*Hüseyin Daniş

*Acem Hüseyin Daniş’e gelince: herşeye acem gözlüğü ile bakan ve acemleri milletine has bir mübalağa ile meth eden [abartı ile öven] acem balası, ‘Türklerin ekmeği ile büyüdüğü,  Türkiye’de okuduğu ve mevki sahibi olduğu halde meydanda hiçbir sebep yokken,  Türkleri tahkir için yazdığı bir şiiri, Ali Kemal’in gazetesiyle neşretmiş ve mahiyetini bu suretle meydana koymuştur’. Vakıa bu acem bozuntusu layık olduğu cevabı etrafından almış ise de ‘cüret ettiği küstahlık bütün İstanbul Türklerinin infialini celb etmiş [öfkesini çekmiş] ve mesele bu beş şahısı serinin derslerine devam etmemek suretiyle aleyhlerinde grev şeklinde tecelli etmiştir’.

  Marujan Barsamiyan namındaki Ermeni ise, ‘Azerbaycan Dâhiliye Nazırı’nı katleden Turlakyan ismindeki bir Ermeni katilini, İngiliz Divan-ı Harbi’nde müdafaa ederken Türkler aleyhinde zebandirazlıkta bulunmaktan çekinmemiş ve İngilizlerin himayesine güvenerek bugüne kadar Darülfünun’da kalmıştı’.

   İşte bu şahıs sefil ve nankör aleyhinde uyanan muhiki infiali [haklı tepkiyi], ‘Darülfünun Edebiyat Medresesi Meclisi müderrisini nazarı dikkate almaya mecbur olmuş ve Rıza Tevfik’le Hüseyin Daniş’in muallimlikten çekilmelerine, Barsamiyan hakkında tahkikat icrasına, Ali Kemal ve Cenap Şahabettin’in mevkilerinde ikalarına karar vermiştir’.

   Bu karardan müteessir olan Darülfünun bütün şubelerine müdavim talebeler, ittihad ederek [aynı düşüncede birleşerek] hepsi de terk ve beşi hakkında bir karar ittihaz edilinceye [kabul edilinceye] kadar derslere devam etmemeye karar vermişlerdir.

   Ajansın son tebliğine nazaran Darülfünun Divanı, bu kıyamın ve heyecanın önüne geçmek maksadıyla içtima etmiş ve muallimlerden ikisinin mezun addedilmesine karar vermiştir. Ajansta bu cihet tasrih edilmediği [kabul edilmediği] için bu şahısların kimler olduğu anlaşılamamıştır. Darülfünun talebesinin bu milliyetperverliği, hamiyetini takdir ederiz. Darülfünun Divanı’nın taraftarlıktan azade [yandaşlıktan arınmış] karar vereceğini zan ederiz. Yalnız hayret ettiğimiz cihet şudur ki geçen senelerde başlaması lazım gelen bir hareketin ancak Paris Konferansı’nın ferdai inikadında [toplantısı sonrasında] başlamasıdır…” (11) *(Dertli Gazetesi, 11 Nisan 1338 Salı/11 Nisan 1922 Salı, Sayı:112 )

Güncelleme Tarihi: 09 Mayıs 2022, 19:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER