"Kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm. Yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, meşveret"

Üzerinden bir asırdan fazla geçmiş ama şimdiye kadar Türkçede oluşturulmuş en güzel, en oturaklı iktidar karşıtı slogan. Sade ve isabetli...

Bir asır sonra Ahmet Şık tarafından dillendirilen akabinde halk kitlelerinde kabul gören slogan…

Kahrolsun İstibdat Yaşasın Hürriyet!

Abdülhamit gericiliğinden kurtuluş sürecinde, 33 yıl süren istibdat rejimi sırasında ifade edilen bu slogan 2000 li yıllarda tekrar gündem de ise oturup düşünmek gerek,

Cumhuriyetin 100.yılını kutlayacağız ama halen halk kitleleri bu sloganı dillendiriyorsa durup düşünmek gerek…

***

Cumhuriyet ile cumhuriyet değerleri ile hesaplaşma süreci var gücü ile devam ediyor,

Mustafa Kemal Atatürk 1 Eylül 1925’de Kastamonu’da ünlü söylevini,

“İyi biliniz ki; Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz

Diye bitirir.

1908 de II. Abdülhamit’i ıskat eden Hareket Ordusunun kurmay heyetindeki Mustafa Kemal çok iyi bilmektedir siyasi islamcılığın bu topraklara verdiği zararı.

***

Ancak bütün çabalara, mücadelelere karşın başarılı olunamadı,

Türkiye şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar ülkesi oldu.

Engel olamadık.

Şimdiden sonrasını hayal etmek çok zor…

Gerici iktidar doludizgin finale doğru gidiyor.

En ufak bir protestoya dahi tahammülleri yok.

Türkiye’nin en seçkin öğrencilerinin okuduğu okulun kapısına kelepçe vuruluyor, çatısına keskin nişancılar yerleştiriliyor.

Dün Gezi’de “Kabataş’ta camiye ayakkabılarla girdiler, içki içtiler” yalanını söyleyenler şimdi Boğaziçi’nde  “Kabe tasvirinin üstüne oturdular, kutsallarımıza hakaret ettiler” diyerek mutasyona uğramış başka bir yalanı piyasaya sürüyor.

***

15 Şubat 1969’da iki devrimcinin katledilmesi ile sonuçlanan Kanlı Pazar katliamı öncesi Bugün Gazetesinin sahibi ve yazarı Mehmet Şevki Eygi “Cihada hazır olun” başlıklı köşe yazısında,

“Bilmiş olunuz ki büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ve kızıl kafirler arasında topyekun savaş kaçınılmaz hale gelmiştir…

…Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan, İslam’da askerlik ve cihad ihtiyari değil, mecburidir.. herkes komünizm küfrüyle savaşa hazırlansın..

…Bir Müslüman yüz komüniste bedeldir, Müslümanlar komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar”

Evet bu ülkede bunlar tee 1969’da  yazıldı,çizildi hem de legal bir gazetede.

***

Bu gericilerin ardından gelenler, rahat durur mu?

Süleyman Demirel’e bir gazeteci

“Sağcılar cinayet işliyor, ölüm mangaları kurmuşlar, ne diyorsunuz?” sorusunu yöneltir Demirel bugüne de ışık tutan iki atasözünü (!) arka arkaya patlatır. Bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz.”Hiç tespih çeken elle, tetik çeken el bir olur mu?”

Yine 1970’li yıllar, Milliyetçi gençlerin lideri A. Türkeş’e. “Örgütlediğiniz komandolar silah taşıyorlarmış” sorusu sorulur.

Yanıt,”Bizim çocuklarda silah olmaz, varsa da dededen kalma çakaralmazlardır””

Sonuç, 1970’li yıllar boyunca en az 15 bin genç faşist kurşunlarla hayatını kaybetmiştir.

1980’li yıllar, Cuntanın lideri Kenan Evren, cezaevlerindeki tutsaklar için en içerikli (!) cümlesini sarf eder.Asmayıp da, besleyelim mi?”

Yıl 1983 Milliyetçi Demokrasi Partisi (Horoz partisi) lideri, asker emeklisi Turgut Sunalp, Paşa işkencede bayan tutuklulara copla tecavüz edildiği suçlamalarına, yanıtı ilginçtir. “”Bizde taş gibi delikanlılar var, öyle bir şeye ihtiyaçları olsa copa ne gerek.””

 Herkes bir şey söyler de, Tansu Hanım durur mu? O da çok değerli şu sözü ile belleklerde yerini alır. Susurluk çetesinin kirli çamaşırları dökülmeye başlayınca, “”Hiç devlet için kurşun sıkanla, devlete kurşun sıkan bir olur mu?” diyerek Susurluk çetesinin eylemlerini ima yolu ile onaylar.

Necmettin Erbakan Susurluk tartışmalarına “”Bunlar faso fiso şeylerdir” diyerek son noktayı koyar.

2000’li yıllarda, Başbakan R.T.Erdoğan sinagog patlamaları için, “”İslami terör demek kanıma dokunuyor” ifadesini kullanır, bu laftan sonra çok geçmez İŞİD İslami terörle dünyayı kana bular.

***

Bütün bu cem-i cümle bunu böyle söylerde memlekete her yılın başı modern hapishaneler yapmakla övünen AKP gerici iktidarı saray, özel harekât, JÖH, PÖH, SADAT örgütlendikçe örgütlenmez mi, mehdi beklemez mi, coğrafyayı kirletmez mi?

Fakat emin olun “Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet” diyenler çoğunluktadır,

Ama ne çare ki örgütsüzlerdir, ana muhalefetten umut yoktur, onlar konformist bir siyasetin bataklığına saplanmışlardır.

Çare bu sloganı içlerinden de olsa ifade eden büyük çoğunluğun örgütlenip ayağa dikilmesindedir

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122