MEHMET TUNÇKOL YAZDI: DERTLİ GAZETESİNDEN SEÇMELER -IV-

MEHMET TUNÇKOL YAZDI: DERTLİ GAZETESİNDEN SEÇMELER -IV-

*Konya-Akşehir Tren İstasyonu- Ağustos 1922. Büyük Taarruz arifesinde, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa, Sovyet askeri temsilcisi ile birlikte Akşehir’de. (ATASE Arş.)

(Dertli gazetesi, 9 Ağustos 1336/1920 Pazartesi, Sayı: 20)
“ZALİMLER TEPELENECEK MAZLUMLAR KURTULACAKTIR”
“… Son asırlarda bu istibdat yerine, para zulmü, sermaye zulmü hâkim olmaya başladı. Bu para zulmü bütün dünyaya yayıldı, emperyalizm denilen zulüm saltanatını doğurdu.
(…) Avrupalıların “Kapitalizm” diye tavsif ettikleri bu para, sermaye saltanatı, yeryüzündeki milletleri sefaletten sefalete perişaniyetten perişaniyete uğrattı.
(…) Avrupalılar mülkümüzde, sevgili vatanımızda bu müesseselerle, bu şeytan makinalarıyla zenginlerimizi dolandırdılar, fukaramızı soydular, kıymettar her şeyimizi çaldılar. Sonra bizleri birbirimize düşürdüler.
(…) Bugün yeryüzünde iki muazzam kuvvet vardır. Biri, bütün milletlerin kanını emmek ve âlemi esir gibi kullanmak ve rahatcacık hazinesini doldurmak siyasetini asırlarca gütmüş ve envaı zulmü desayesi, melaneti icrada kusur etmemiş zalimler kuvvetidir ki bu kuvveti yalnız İngiltere temsil ediyor.
(…) Bu zalim ordusuna, kuvvete mukabil bir de mazlumlar kuvveti vardır ki bu kuvveti dünyanın hemen bütün mazlum milletleri teşkil etmekte ve bugün zaferden zafere koşmaktadırlar.
(…) Bizler de dinimizin ve ırzımızın ve canımızın düşman biamanı olan alçak Yunanları sevgili toprağımızdan çarçabuk kovalım, zira zalimlerin dünyası yıkılıyor. Biz mazlumlar için halâs ve saadet devri başlıyor.”

*Bolu- Eylül 1921: Bolu Müdafaai Hukuk Cemiyeti üyeleri. Ön sırada oturan, Mithat Akif Bey ve Dertli gazetesi imtiyaz sahibi Mehmet Şükrü(Gülez) Bey. Orta sırada, Belediye Reisi İsmail Hakkı (Gülez) Bey.
1920 yılının Ağustos ayı. İtilaf Devletleri işgal orduları, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’da birçok önemli yerleşim merkezini işgal etmiştir. İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve Ermeni ordularının Anadolu’nun iç bölgelerine yayılan işgalleri devam etmektedir. Emperyalist işgalin getirdiği talan ve mezalim karşısında Anadolu insanı; devletsiz, ordusuz, savunmasız bir hale düşürülmüştür. İtilaf Devletleri ordularının yenilmezliğine inanan Padişah Vahdeddin ve İstanbul Hükümeti; Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden silinmesi-idam fermanı anlamına gelen Sevr Anlaşması’nın imzalanması için; Damat Ferit Paşa, Rıza Tevfik, Bağdatlı Hadi Paşa ve Bern Elçisi Reşat Halis’ten oluşan Osmanlı Heyeti’ni Paris’e göndermiştir (1).
Saltanat Şûrası, 22 Temmuz 1920 günü, Osmanlı Devleti’ne zorla dayatılan Sevr Anlaşması’nı görüşmek için Yıldız Sarayı’nda toplantıya çağırılmıştır. Toplantıda, Sadrazam ve Padişah’ın önceden hazırladıkları bir senaryo sahneye konulur. Rıza Tevfik (Bölükbaşı), daha toplantı yapılmadan; “… Elde kalan yerleri kurtarmak için bir dakika dahi tereddüt edilmemesini ve Sevr’in derhal imzalanmasını” savunmaya başlamıştır (2). Şeyhülislamlardan Mustafa Sabri ve Hadi Paşa, toplantı sırasında Sevr’in hemen imzalanması gerektiğini savunurlar. Hadi Paşa’ya göre; “Sevr’i imzalamamak, ölmek, intihar etmek !“ demektir (3).
Yapılan kısa konuşmalardan sonra, Padişah Vahdeddin; “Sevr Anlaşması’nı kabul edenlerin ayağa kalkmasını” ister ve salondan dışarıya çıkarken önce Sadrazam Damat Ferit ayağa kalkar ve gayrı ihtiyari diğer üyeler de ayağa kalkarlar (4). Topçu Feriki Rıza Paşa; “…İstanbul’da kalmak, yalnız imza şartına bağlı değil, Anadolu’daki hareketi bastırmaya da bağlıdır” diye seslenir ve ayakta olduğu halde “çekimser olduğunu” söyler (5). Saltanat Şûrası, böylesi bir oylama oyunuyla Sevr Anlaşması’nı onaylamış olur. Vahdeddin, Saltanat Şûrası’na imzalattığı Sevr Anlaşması’nı; “Devletin hüccet-i idamı” anlamına geldiği ve “İslam Halifeliğinden vazgeçtiği anlamına geleceği” için ve “bütün millet ve âlem-i İslâm” gözünde “ebedi silinmez bir leke” olacağı için imzalamaktan imtina etmiştir! (6)
Bu arada, Sevr tezgâhının hazırlandığı, oyunun esas kurgulandığı Londra’da, İstanbul’daki Saltanat Şûrası’ndan bir gün önce (!) 21 Temmuz 1920 günü, İngiltere Parlamentosu’nda Sevr Anlaşması hakkında bilgi veren L. George, konuşmasında, bir gün sonra İstanbul’da yapılacak Saltanat Şurası’ndaki sonucu bilircesine; ”…Türkiye artık yoktur ve hiçbir şey Türkiye’yi bir imparatorluk olarak canlandırılamaz…” diyordu. Sözlerinin devamında da bütün Türkleri ve Hint Müslümanlarını uyandırmadan bu işin çözümlenmesi gerektiğini ekliyordu (7).
Mütareke ve işgal günlerinde; Saray, İstanbul Hükümeti, Hürriyet ve İtilafçılar, işbirlikçi ve teslimiyetçi çevreler, Sevr Anlaşmasını peşinen kabul edip, emperyalist işgale teslim olurken 1920 yılının Ağustos ayının dokuzuncu günü, Sevr Anlaşması’nın Paris’te imzalanmasından bir gün önce, Bolu’da yayınlanan Dertli gazetesinin 20’nci sayısında; “Zalimler Tepelenecek Mazlumlar Kurtulacak” başlığıyla; “Emperyalist işgalciler ülke topraklarından mutlaka kovulacak, kapitalist sömürü çarkı, mazlum milletlerin güç birliği ile mutlaka kırılacaktır” ifadeleriyle, yazarı bilinmeyen önemli bir yazı yayımlanıyordu…
(Dertli gazetesi, 9 Ağustos 1336/1920 Pazartesi, Sayı: 20)
“ZALİMLER TEPELENECEK MAZLUMLAR KURTULACAKTIR”
“… Dünya işlerinde yuvarlananlar ve eski zaman vekayiini [olaylarını] daima göz önünde bulunduranlar pekiyi bilirler ki milletler zalimlerin istibdadı [hiçbir düzen ve kanuna bağlı kalmadan kendi isteğine göre yürütülen baskı yönetimi] altında asırlarca ezilmişler, inlemişlerdir. Müstebid [egemenliği altında bulunanlara baskı yapan, söz ve eleştiri hakkı vermeyen ] hükümdarların, zalimlerin temadi eden [uzayan, sürüp giden] zulmüne karşı insaniyet kıyam etmiş *ayaklanmış+, milletler, istibdadı yıkmışlardır.
Son asırlarda bu istibdat yerine, para zulmü, sermaye zulmü hâkim olmaya başladı. Bu para zulmü bütün dünyaya yayıldı, emperyalizm denilen zulüm saltanatını doğurdu. Parasına, sermayesine güvenen zulüm takımları, milletleri birbirine kırdırmak, kardeşler arasında kan döktürmek ve sefalete çığır açmak ve sonra milletleri esir gibi kullanmak ve oturdukları yerde milletlerin geceli gündüzlü çalışmasından, altınlarla hazinelerini, ceplerini doldurmak ve bu suretle sefahatlerini gayrımeşru vesaitle *yasadışı araç ve yollarla+ temin etmek tarikini [yolunu] ihtiyar ettiler.

Avrupalıların “Kapitalizm” diye tavsif ettikleri [nitelendirdikleri] bu para, sermaye saltanatı, yeryüzündeki milletleri sefaletten sefalete perişaniyetten perişaniyete uğrattı. Göz açmaya, nefes almaya müsaade etmedi. Yalnız çıkarını, menfaatini düşünerek caniyane, iblisane çevirme hareketleri milletlerin başına daima birer afet icat ve ihdas ettiler.
Bilhassa Avrupa sermayedarlarınca bir düstur [genel kural] olarak kabul edilen bu zulmün politikasını milletler arasında kökleştirmek için bankalar, sendikalar, Düyun-u Umumiye ve Reji gibi müessesat vücuda getirerek bu melanet makinalarıyla insaniyeti, milletleri tahribe koyuldular.
Avrupalılar mülkümüzde, sevgili vatanımızda bu müesseselerde, bu şeytan makinalarıyla zenginlerimizi dolandırdılar. Fukaramızı soydular, kıymettar her şeyimizi çaldılar. Sonra bizleri birbirimize düşürdüler. Bu para ve sermaye saltanatının afetini, zulmünü yalnız biz değil bütün dünya anlamış ve bu beladan kurtulmak için dünya halkı nifak etmiş ve bu dolandırıcı saltanata isyan etmiştir. Para saltanatının başlıca mürevvici [yürütücüsü] olan ve Yahudilerden mürekkep bulunan Lehler bu kıyam-ı umumi [genel kıyamet] karşısında mahvolmak ve son kurşunu sarfetmek üzeredir.

* 25 Temmuz 1921. Yunan ordusu subaylarından bir grup, kendilerine hedef olarak gösterilen Ankara’ya doğru ileri harekât sırasında Eskişehir’de. (Afyon Kocatepe Üniversitesi Arş. Mrk.)
Diğer taraftan İstanbul’da, Damat Ferit ve avanesi [kötülüğün yardımcıları] ile ittihat eden [aynı düşüncede birleşen] İngiliz Hükümeti’nin üzerimize saldırttığı Yunanistan da Avrupa sermayedar saltanatının, emperyalizmin bize karşı gönderebileceği son düşmandır. Alçak Yunanların son taarruzlarında ika eyledikleri [işledikleri] vahşet üzerine biz Türkler ve âlemi İslâm hakikati anlamış ve tehlikeyi can gözüyle görmüş ve ırzını, namusunu, dinini, mukaddesatını ve canını kurtarmak için silahına sarılmış ve vahşi Yunanların üzerine kahramanca saldırmıştır. Kuvvetli bir darbeyi Yunan kafasına vurmak üzereyiz ki bu darbe Yunanları tarumar edecek ve bu alçakları denize döktüğümüz vakit ana vatanımızda hiçbir korku ve tehlike kalmayacak ve bütün dünyanın dört gözle beklediği mesut inkılâp vücûd bulacaktır.

*“Küçük Asya'nın kurak ovasında yürüyen Yunan askerleri, 5 Ağustos 1921” (Afyon Kocatepe Üniversitesi Arş. Mrk.)
Avrupa emperyalizminin zulmünden dünyanın kurtulması için çalışan büyük kuvvetler karşısında artık aciz bir hale gelmiştir. Kapitalizm ve emperyalizm siyasetiyle bütün mazluminin [mazlum milletlerin] kanını emmek suretiyle bekâsını [kalıcılığını] temin eden kurnaz ve desisekâr [düzenbaz] İngilizler, müttefikimiz olan fikir ve iman ordularının ve bizler gibi mazlum olan ve dünyanın beşte dördünü teşkil eden milletlerin Avrupa’yı tehdit eden azmi celâdetleri [kahramanlıkları] ve istilâları üzerine en evvel kendisi yıkılacağını takdir etmiş ve kendisini var kuvvetiyle müdafaaya çalışmakta bulunmuştur. İtalyanlar çoktan beri hak taraftaranı ile uyuşmaya mütemayil [eğilimli] bulunarak esbabına tevessül [sebeplerine başvurmuş]etmiş ve Fransızların, İngilizlerin muaveneti [yardımlaşması] kavliyatta [boş sözlerde] kalıp fiilen bir müzahereti [arka çıkması]kabil olmamış ve binaenaleyh Anadolu ile uyuşmak fikrini tercih eden ve selâmeti [kurtuluşu] bu târikte [yolda] aramak ihtiyacını gören Fransız ve İtalyanların kurtuluş mücadelesine ve para saltanatının inkırazına [çökmesine] karşı kıpırdamayacak ve hareket edecek mecalleri, kudretleri kalmamıştır.

*Başkomutanlık Meydan Muharebesi sırasında esir edilen Yunan Ordusunun komutanları; Dimaras, Nikolaos Tricoupis ve Digenis Türk subayların arasında. “31 Ağustos 1922 günü Yunan Orduları Başkomutanı General Hadjianesti istifa ettirilmiş, yerine Başkomutan olarak General Tricoupis atanmıştır. 2 Eylül 1922 günü Türk kuvvetleri tarafından esir edilen Tricoupis, Yunan Ordularının yeni Başkomutanı olduğuna ilişkin telgraf haberini, 3 Eylül 1922 günü Mustafa Kemal Paşa’nın çadırında öğrenebilmiştir…” (Afyon Kocatepe Üniversitesi Arş. Mrk.)
Bugün yeryüzünde iki muazzam kuvvet vardır. Biri, bütün milletlerin kanını emmek ve âlemi esir gibi kullanmak ve rahatcacık hazinesini doldurmak siyasetini asırlarca gütmüş ve envaı zulmü desayesi, melaneti icrada [melunluğu uygulamakta] kusur etmemiş zalimler kuvvetidir ki bu kuvveti yalnız İngiltere temsil ediyor. Zalim İngiltere’nin vasıtası, kuvveti paradan başka bir şey tanımayan yahudi (Leh) ordusu ile kendini yükseklerde gören ve İngilizlerin mevadine [maddelerine, işlerine] aldanarak mülkümüzden [vatan topraklarımızdan] yer kopartmak ve eski intikamlarını almak için aptalcasına ortaya çıkan Yunanistan’dır.
Lehistan [Polonya] orduları, Rus Bolşevik orduları tarafından hezimeti katiyyeye [kesin yenilgiye] uğratıldı. Son tebliğ edilen telgraf haberlerine nazaran meşhur Perpiyen bataklıklarında sıkıştırıldı. Leh ordusunun bakiyesi de bu bataklıkta boğulup kalacaktır. Zalim kuvvetlerin yalnız bize saldırttıkları Yunan kuvveti kalıyordu, biz Türkler de bütün kuvvetimizle, servetimizle, aşkımızla bunları, alçak ırz düşmanı Yunanları memleketimizden behemahal tard edeceğiz [mutlaka, kesinlikle uzaklaştıracağız]. Ve kendilerinin müteaddit defa tattıkları, yedikleri Türk tokadını, sillesini bir daha başını kaldıramayacak surette sersem kafasına indireceğiz, bu zalim ordusuna, kuvvete mukabil bir de
mazlumlar kuvveti vardır ki bu kuvveti dünyanın hemen bütün milletleri teşkil etmekte ve bugün zaferden zafere koşmaktadırlar.
Ey sevgili ve mazlum Müslüman kardeşlerim, hakikat meydanda gözümüzün önündedir. Müttefikimiz fikir ve iman orduları, zalim Lehlileri perişan ve berbat ettiği şu dakikada bizler de dinimizin ve ırzımızın ve canımızın düşman biamanı olan alçak Yunanları sevgili toprağımızdan çarçabuk kovalım, zira zalimlerin dünyası yıkılıyor. Biz mazlumlar için halâs [kurtuluş] ve saadet devri başlıyor.” (Dertli gazetesi, 9 Ağustos 1336/1920 Pazartesi, Sayı: 20).

Güncelleme Tarihi: 26 Temmuz 2022, 13:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER