"google-site-verification" content="BBzqtWrXTOresAe-g1_fakLE8Sa7FhH5sxUsyofvfLs"
Kültür:
YERELDE GAZETECİLİK VE SORUMLULUK

“Önlememiz gereken şey, sorumluluğumuzun suçluluğa çevrilmesi ve elli yıl sonra bize şunun söylenmesidir: Bu insanlar bu dünyaya en büyük felaketin geldiğini gördükleri halde sustular.” Sartre’ın yazara yüklediği sorumluluk gazetecide, farklı dallarda eser veren sanatçıda, ülkesine dair endişe duyan yurttaşta yok mu? Bu sorumluluğu, “suçlu biziz, herkes suçlu” gibi eylemsiz bir vicdan söylemiyle geçiştirmek doğru değil. Daha güzel bir ülke, daha iyi bir toplum için atağa kalkmamız gerek.

Yerel medyanın bu anlamda önemli bir işlevi olduğunu düşünüyorum. Özellikle büyük sermayeden bağımsız kuruluşların can damarıdır yerel gazeteler. Pierre Bourdieu, “Kitle medyasının davranışlarının temelinde ekonomik baskılar vardır” der. Bunun nedeni medya sahipliğinin son dönemde tamamen sermaye kontrolüne geçmesi ile açıklanmalı. Patronun temel motivasyonunun “şu ihaleyi nasıl kaparım, şu Bakan’a nasıl yanaşırım, bu hükümet bana avanta vermedi, bu gitsin” olduğu bir medya âleminde gazetecinin de örtülü ya da açık olarak sansüre uğrama gerçeği kaçınılmazdı. Teknolojinin pahalılığı, kağıdın ve dağıtımın yine başka tekeller tarafından kontrol altına alınması önemli bir sorun. Örneğin John Keane, Medya ve Demokrasi kitabında iletişim kanallarının mülkiyeti sorununu teknolojinin “pahalılığına” bağlar. Uydu kirası, kâğıdın yurtdışından ithal edilmesi ve dağıtım tekelinin yüksek komisyon oranları… Bu sorunlara bir de açılan davalar, reklam ambargosu ve güdümlü yargı eliyle kesilen para cezaları eklendiğinde ciddi bir maliyet ortaya çıkıyor.

Bu zorluğa bir de vatandaşın satın alma/izleme motivasyonu ekleniyor. Yani yurttaşlar gazeteleri “ürün” olarak değerlendiriyor, o üründe de istediği pek çok renkli şeyi bulmak istiyor. Bunda haklılık payı olsa da gazetenin kamusal görevini doğru yapmasının önemi göz ardı edilebiliyor. Haber yerine gelen “içerik” anlayışının giderek “ne satar”a dönmesi ve bunun okurda ve yayında yarattığı diyalektik yozlaşmayı kastediyorum. Patronlar ve yöneticileri; sansasyon, cinsel çağrışım/etkileşim, sonu olmayan merak, provokasyon gibi kavramların satışı nasıl etkilediğini gördü. Bu durumda bir dönem birinci sayfada çıplaklık, arka sayfa güzelleri, içi boş “şoklama” yöntemleri, magazin ve metafizik zırvalar, satış uğruna gazeteleri doldurdu. Batı basınında tabloidleşme dediğimiz bu durum “medya ve etik” tartışmalarının başını çekiyor. Türkiye’de 80 sonrasında Sabah gazetesinin başını çektiği plaza gazeteciliği dönüşümüyle tüm gazeteleri bu algı farklı veçhelerde ele geçirdi. Okuyucu artık şok edici haberi daha fazla okuyor ve olaya iktisadi yaklaşan medya da bunu göz ardı etmek istemiyordu. Habermas’a göre tabloidleşme süreci, “kültür tartışan toplum kavramının yerini kültür tüketen topluma bırakmasının doğal uzantısı” idi.

Yerel basın da bu yozlaşmadan payını aldı. Ancak halen daha düzgün gazetecilik peşinde koşan yerel gazeteler de var. Bu anlamda bu yerel çabaları önemsiyorum. Yarını düşlerken bugünü ihmal etmemek önemlidir. Marcos, “Zapatistalar geleceğe hitap eder. Sözlerimizin bugüne uymadığını fakat tamamlanmamış bir bulmacayı tamamlamak üzere sarf edildiğini söylemek istiyorum” der. Yani yıllardır bıkmadan söylediğimiz sözler belki de bugünler içindi ve bugün söylediklerimiz de gelecekteki bir bulmacayı tamamlamak içindir.  

Kimseden bir şey beklemeye tahammülümüz yok, bir şey bekleyecek de kimsemiz yok. Bu dünya yapılması gereken şeyler dünyası. Yaptıklarımızdan değil yapamadıklarımızdan kesecekler cezamızı.  O yüzden bu gazeteye ve yerel basına sahip çıkmak gerek.


* BARIŞ İNCE, 1982’de İzmir’de doğdu. İlköğrenimini İzmir Mustafa Reşit Paşa İlköğretim Okulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi Bölümü’nde yüksek lisans yaptı. Uluslararası ekonomi dergisi BusinessWeek dergisinde muhabirliğe başladı. 2007’de BirGün gazetesinde editör olarak işe başladı. Bu gazetede haber müdürlüğü, yazıişleri müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. 2013’te Çağdaş Gazeteciler Derneği, 2014’te ise Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Yılın Başarılı Gazetecisi Ödülü’ne layık görüldü. Yedi Yetmiş çocuk edebiyat dergisini çıkardı. Neye Göre adlı bir tiyatro oyunu bulunmaktadır. Bavul Dergi’de öykü ve denemeleri, BirGün gazetesinde makaleleri ve köşe yazıları yayımlanmaktadır.
 

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner122

ÖYKÜ YAZARI ÇİFTÇİ ANKA KİTAP KAFE'DE...
‘Bir Salıncakta Yaşamak’ öykü kitabının yazarı Nazif Çiftçi, Yayıncılar Kooperatifi (YAYKOOP) Bolu...

Haberi Oku