SÖMÜRGE TİPİ FAŞİZM

“Bizim gibi ülkelerdeki oligarşik yönetim rahatlıkla işçi ve emekçi kitlelerin demokratik hak ve özgürlüklerinin olmadığı tam bir dikta yönetimi ile ülkeyi yönetebilmektedirler. Buna sömürge tipi faşizm de diyebiliriz. Bu yönetim klasik burjuva demokrasisi ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan “temsili demokrasi” ile icra edilir (gizli faşizm) ya da sandıksal demokrasiye itibar edilmeden açıkça icra edilir. Ancak açık icrası sürekli değildir. Genellikle ipin ucunu kaçırdığı zaman başvurduğu bir yöntemdir.” Mahir Çayan

Yaklaşık 50 yıl önce, Mahir Çayan’ın Kesintisiz ll-lll broşürlerinde ifade edilen “Sömürge Tipi Faşizm” kavramı bugün dahi geçerliliğini koruyan, AKP, saray iktidarını anlayabilmekte yanılsamalara düşenler için hala açıklayıcı olan bir çözümlemedir.

Bugün tartışılması gereken tek husus AKP, saray iktidarının mevcut yönetim biçiminin, Türkiye’ye özgü sömürge tipi faşizmin gizli mi yoksa açık halimi olduğu hususudur.

Sömürge tipi faşizmin panzehiri etkili bir mücadele biçimi ve “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” formülasyonunun daha fazla vakit geçirmeden hayata geçirilmesidir.

12 Eylül öncesi devrimci çevreler tarafından sıkça dile getirilen “Faşizme Karşı Birleşik Cephe” formülasyonu Sovyet-Çin kutuplaşmasına evrilen grupların sekter tavırları yüzünden hayata geçirilememiş. Ardından olanlar olmuş oligarşik yönetim tarafından sömürge tipi faşizmin açık icrasına geçilmiştir.

“Faşizme Karşı Birleşik Cephe” ancak yurt dışında kurulabilmiş, lakin olanlar olmuş yurt dışı çabaları etkili olmamıştır.

Şimdi ülkemizde benzer bir görünüm vardır. AKP, saray iktidarı sandıksal demokrasiye itibar edip etmeme hususunda tereddütlüdür. İpin ucu kaçtığı açıkça belli olan bugünkü somut koşullarda sömürge tipi faşizmin açık olarak icrasına doğru yol almaktadır.

AKP, saray iktidarı tarafından manüple edilen yargının peş peşe verdiği hukuk dışı kararlar bunun en açık örneğidir.

AKP, saray iktidarı sömürge tipi faşizmin açık icrasına doğru gün saymaktadır.

Kılıçdaroğlu’nun kont-gerillanın legal hali olan SADAT önünde açıklama yapması bu bağlamda çok önem arz etmektedir.

12 Eylül’e giden yolda kont gerilla derin devletin kirli-loş odalarında örgütlü idi, şimdi buna bile ihtiyaç duymadan legal halde açıkça varlığını kamuoyunda hissettirmektedir.

Bu cümleden olarak faşizme karşı mücadelede etkili yöntemlere gün geçirmeden başvurulmalıdır.

21 Mayıs CHP İstanbul mitingi bu anlamda çok önemlidir. Devrimci-demokrat güçler başlangıç olarak  İstanbul mitinginde sadece “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganı ortak paydası altında katılmalı, ayrılıkları değil dayanışmayı ve faşizme karşı birlikte mücadeleyi esas alan bir hat izlemelidirler. 

YORUM EKLE